Out front türkçesi Out front nedir

Out front ile ilgili cümleler

English: My car is parked out front.
Turkish: Arabam önde park edilir.

English: Is that Tom's car parked out front?
Turkish: Ön tarafta park edilmiş Tom'un arabası mı?

English: There's a BMW parked out front.
Turkish: Dışarıda ön tarafta park edilmiş bir BMW var.

English: Ali is waiting out front.
Turkish: Ali önde bekliyor.

English: Ali is waiting for Mary out front.
Turkish: Ali ön tarafta Mary'yi bekliyor.

Out front ingilizcede ne demek, Out front nerede nasıl kullanılır?

Out : Çıkarmak. Ortaya çıkmak. Yanmak. Bayılmak. Dışarıda. Dışarı atmak. Dışarı. Nakavt etmek. Meydana çıkmak. Kendini belli etmek.

Front : Yüz. Tavır. Karşı olmak. Bir örtünün en ileri sürüklenmiş kesimi. Cüret. En ön yer. Bakmak. Önyüz. Paravana. Ön taraf.

Out and about : İyileşmiş. İyileşme yolunda. Hastalıktan kalkmış. Ayaklanmış. Ayağa kalkacak kadar iyileşmiş. İyileşmekte.

Out and out : Son derece. Başlıbaşına. Bütünlükle. Komple. Tam. Tamamen. Su katılmadık.

Out at the elbows : Üstü başı dökülen. Hırpani. Eskimiş (giysi). Kılıksız.

Out band signalling : Bant dışı imleşim.

Out basket : Giden sepeti.

İngilizce Out front Türkçe anlamı, Out front eş anlamlısı

 

Sözcükler, direkt olarak Out front ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Ex ante : Uygulama öncesi. -de teslim. Planlanan. Önceden tahmin edilen. Beklenen anlamında sıfat. Tahmin edilen. -den dışarı. Umulandan önce. Olay gerçekleşmeden önce.

Upfront : Dürüst. Belirgin. Aşikar. Ön ödeme. Belli. Açık. Doğru.

On the table : Masanın üzerinde.

Fore : Ön taraftaki. İlk. Baş taraf. Başa doğru. Öndeki. Pruva. Başta. Ön. Önde olan.

At the head of : Önde gelen. Tepede. Başında bulunmak.

Before : Huzurunda. Önüne. Peşin. Önceden. Önden. -meden önce. Karşısında. İlerisinde. Evvelce. Nezdinde.

Up front : Belirgin. Belli. En önde. Açık. Dürüst.

Below : Alt. Sahnenin seyirciye yakın kesimi. bk. sahne aşağısı. Aşağıda. Oyun alanının seyirciye en yakın düzeyi. Aşağı. Aşağıdan. Alttaki. Alttan. Düşük rütbede.

Fores : Başta. Başa doğru. Ön. İlk. Önde olan. Pruva. Ön taraftaki. Baş taraf. Öndeki.

In front : Kafada. Önce. Başta. Önceden. Önden.

Out front synonyms : ahead, in advance.