Outgrown türkçesi Outgrown nedir

Outgrown ingilizcede ne demek, Outgrown nerede nasıl kullanılır?

Have outgrown somebody : Geçmek. Boy olarak geçmek.

Have outgrown something : İçine sığmamak. Küçük gelmek.

Outgrow : Elbiseye sığmamak. Daha çabuk büyümek. Küçük gelmek. -den daha çabuk büyümek. Bırakmak (alışkanlık). Sığmamak. ...için fazla büyümüş olmak. -den vazgeçmek (büyüyünce). Büyümek. İçin fazla büyümüş olmak.

Outgrowing : Daha çabuk büyümek. -den daha çabuk büyümek. Elbiseye sığmamak. Geçmek. Sığmamak. Küçük gelmek. Büyümek. İçin fazla büyümüş olmak. -den vazgeçmek (büyüyünce). Elbiselere sığmamak.

Outgrows : -den vazgeçmek (büyüyünce). Elbiselere sığmamak. Elbiseye sığmamak. Sığmamak. İçin fazla büyümüş olmak. -den daha çabuk büyümek. Geçmek. Bırakmak (alışkanlık). Büyümek. Küçük gelmek.

Outgrowths : Fazlalık. Doğal sonuç. Doğal bir gelişme. Gelişen şey. Büyüyen. Sürgün. Dal. Filiz. Çıkıntı. Akıbet.

Outgoing calls barred : Giden aramalara kapalı.

Outgassing : Gazını boşaltma. Gaz giderme.

Outgrew : Geçmek. Sığmamak. Elbiseye sığmamak. Bırakmak (alışkanlık). Daha çabuk büyümek. Elbiselere sığmamak. İçin fazla büyümüş olmak. Büyümek. Küçük gelmek. -den vazgeçmek (büyüyünce).

 

Outgoing : Çıkış. Akıp giden. Dışarı giden. Cana yakın. Çıkan. Canayakın. Açık yürekli. Ayrılan. Giden. İçi dışı bir.

İngilizce Outgrown Türkçe anlamı, Outgrown eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Outgrown ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Overgrew : Kaplamak. Çabuk büyümek. Çok büyümek. Fazla büyümek. Sarmak. Birbirini örtecek derecede büyümek (bitkiler).

Accrete : Eklemek. Birleşmek. Eklenip büyümek. Yapışmak. Birleşmiş. Katılımlarla büyümek. Ekli. Artmak.

Build up : Toparlanmak. Kuvvetlendirmek. Geliştirmek. Artırmak. Göklere çıkarmak. Nükleer enerji, sinema, televizyon alanlarında kullanılır. Elektronun serbest kalması sonucu, soğrulan doz debisinin derinliğine artması. (hastalıktan sonra) kendine gelmek. Negatif kurgusunda eşlemeyi sağlamak ya da çekimlerin gerçek uzunluğunu korumak amacıyla, görüntü ya da ses kuşağının eksik bölümlerinin yerine eklenen kılavuz. çalışma ya da dağıtım eşlemlerinin bozulmuş bölümlerinin yerini almak üzere hazırlanmış parça.

Event : Müsabaka. Netice. Vak'a. Olgu. Durum. Akıbet. Sonuç. Yarışma. Karşılaşma. Maç.

Overgrowing : Çok büyümek. Birbirini örtecek derecede büyümek (bitkiler). Sarmak. Fazla büyümek. Kaplamak. Çabuk büyümek.

Bettering : İyileştirmek. Geliştirmek. Düzelme. Düzeltmek. Daha iyi yapmak.

Beat : Vuruş. Yuvasından çıkarmak (av). Volta vurmak. Dayak atmak. Açmak (yol). Vuru. Çırpmak. Sıklıkları yakın iki dalganın girişimi ile oluşan ve sıklığı, sıklıklar çıkarımına eşit olan dalga. Güdülen amaca göre, namlunun ortaya da esnek bölümü ile, karşı namluya birden yapılan vuruş. Fizik, eskrim alanlarında kullanılır.

 

Accreted : Yapışmak. Birleşmek. Katılımlarla büyümek. Artmak. Eklemek.

Result : İleri gelmek. İle sonuçlanmak. Sonuç. Sonuç vermek. Çıkmak. Elde edilen bulgunun ortaya çıkardığı yenilik, düşüncenin dış dünyaya çıkardığı teknik etki. Bilgisayar, hukuk alanlarında kullanılır. Meydana gelmek. Netice. Bulgu sonucu.

Outcome : Sonuç ürün. Netice. Sonlanım. Son. Sonuç. Çıktı. Akıbet. Ürün.

Outgrown synonyms : overgrow, grow, blow over, branch, be transmitted, bulks, outgrew, be valid, effect, issue, abates, have outgrown something, become adult, blossom, dilate, augment, outgrows, bulk, accruing, bests, better, develop, be over, best, outgrowing, offset, accrues, bulked, be current, augments, blossomed, betters, offshoot.

Outgrown zıt anlamlı kelimeler, Outgrown kelime anlamı

Fall : Eğimli olmak. Tam yerine denk gelmek. Ölmek. Yıkılmak. Sonbahar. Kötü yola düşmek. Düşüş. Oturmak (laf). Düşme. Vurmak.

Ending : Bitiş. Oyun konusunun tamamlanıp sonuca ulaştırıldığı sahne. Çekim eki. Bir öykülü filmde, bir televizyon oyununda, olguların bir noktada düğümlenen birikimini, olayların doğal akışı içinde sonuca ulaştıran bölüm. Ölüm. Oyunun son sahnesi. Baş. Uç. Son. Takı.

Blond : Sarışın. Sarı. Sarı (saç).