Pack up türkçesi Pack up nedir

Pack up ile ilgili cümleler

English: It took me ages to pack up my stuff.
Turkish: Eşyaları paketlemek çok uzun sürdü.

English: Ali told me to pack up and leave.
Turkish: Ali bana eşyalarımı toplamamı ve gitmemi söyledi.

English: Pack up the bags. We're going back to Boston.
Turkish: Çantaları hazırla. Boston'a geri dönüyoruz.

English: I told my wife: Liliane, pack up the bags, we're going back to Paris.
Turkish: Karıma söyledim: Liliane, çantaları topla, Paris'e geri gidiyoruz.

English: Ali started to pack up his stuff.
Turkish: Ali bagajını toparlamaya çalıştı.

Pack up ingilizcede ne demek, Pack up nerede nasıl kullanılır?

Pack : Kütle. Paketlemek. -i denk etmek. Deste (iskambil). Sırt çantası. Sargı. Ambalaj. Ambalajlamak. Valiz toplamak. Yığın.

Pack up a tent : Çadırı toplamak. Çadır toplamak.

Pack a gun : Bir silahı taşımak depolamak için yağlayarak saklamak veya korumak.

Pack a wallop : Yumruğu oturtmak. (enerji vermek vb.) uçurmak. Güçlü bir etkisi olmak.

Pack and go : Paketle ve gönder.

İngilizce Pack up Türkçe anlamı, Pack up eş anlamlısı

 

Sözcükler, direkt olarak Pack up ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Package : Kırılıp dökülmesini önlemek amacıyla malın içine koyulduğu kap ya da sarıldığı nesne. Hazır izlence. Ambalaj. Yem, gıda, ilaç ve her türlü kimyasal maddeleri dış etkenlerden koruyan, pazarlama sırasında üzerindeki işaret ve etiketiyle ürünü tanıtan, ayrıca dağıtım ve depolama sırasında taşıma kolaylığı sağlayan kağıt, karton, plastik vb. maddelerden yapılmış dış koruma. Bir ana yapım merkezinde gerçekleştirilip herhangi bir gereç üzerine saptandıktan sonra yayınlanması için bölge televizyonlarına ya da yabancı televizyonlara gönderilen izlence. bir yapımcının gerçekleştirip satışa hazır olarak beklettiği izlence. Paketleme. Gıda maddelerini, dış etkenlerden koruyan, pazarlama sırasında, üzerindeki işaret ve etiketiyle ürünü tanıtan, ayrıca dağıtım ve depolama sırasında taşıma kolaylığı sağlayan, kağıt, karton, plastik vb. materyallerden yapılmış dış örtü. Bohça. Paket program.

Carry out : Başarmak. Tamamlamak. Yürütmek. Tatbik etmek. İcra etmek. Yerine getirmek. Gerçeğe dönüştürmek. İnfaz etmek. Hayata geçirmek.

Abidden : Baki kalmak. Dayanmak. Uymak. Çekmek. Katlanmak. Sadık kalmak. Beklemek. İkamet etmek. Sadık kalmak (vaade veya karara).

Absquatulation : Bir yerden aceleyle ayrılma. Bir yere beklenmedik bir şekilde ve izinsiz gitmek. Terketmek. Hızlı bir şekilde ayrılmak.

Arrange : Bağlamak. Hazırlanmak. Yoluna koymak. Hazırlamak. Dizmek. Planlamak. Düzeltmek. Kararlaştırmak. Ayarlamak. Sıralamak.

 

Call it off : Bir ilişkiyi bitirmek.

Beat a retreat : (soğuk veya tehlikeli) bir yerden ayrılmak. Vazgeçmek. Hızla geri çekilmek. (soğuk veya tehlikeli) bir yeri terk etmek. Toz olmak. Ricat etmek. Geri çekilmek. Bir yerden kaçmak.

Arrest : Kesmek. Gelen kimse. Hukuk, veterinerlik alanlarında kullanılır. Götürmek. Varış. Geliş. Bloke etmek. Dikkatini çekmek. Arrest. Önünü almak.

Ceases : Vazgeçmek. Bitmek. Kesmek. Kesilmek. Son vermek. Dinmek. Kalmak. Bırakmak.

Collect oneself : Kendini toplamak. Kendini toparlamak. Kendine gelmek.

Pack up synonyms : pack, gather strength, gather, abided, tie it up, close a deal, bolted, convalesced, stalls, stalled, accomplish, blew, enswathe, recover, cease, pick up, boff, discontinued, be, enfolds, infold, discontinue, infolding, abides, convalesces, boffs, been, abscond from, bring to an end, convalesce, grind to a halt, infolded, cut out.