Palaz nedir, Palaz ne demek

"Palaz" ile ilgili cümle

  • "Sarı yaylam bu yıl da seni yaylayamadım / Ala kar iken palazların avlayamadım" - Halk türküsü

Yerel Türkçe anlamı:

Fırtına, güçlü yel.

Ağır hasta.

Manda yavrusu.

Kaz yavrusu; bk. ayrıca bıliyh

Gürbüz, şişman.

Çiçek ve benzeri işlemeli, yünden dokunmuş bir çeşit kilim.

Yuvarlak fındık.

Tek renk ipten dokunan kilim.

Keçi kılından, pamuktan dokunmuş kaba kilim, yaygı.

Keçi kılından yapılmış olan bir çeşit kilim.

Bez parçası.

Kaba örgülü çuval.

Çok eski, yırtık pırtık, yamalı giyecek.

Eskimiş kilim, keçe, çul, çuval.

Börek.

Kilim

Eskimiş kilim, keçe veya çul

Çirkin, kötü.

Kırılmış taş parçaları.

Çocuk bezi.

Ekin biçildikten sonra tarlaya dökülenleri toplarken tırmığın dişlerine takılan ince saplar.

Peştemal.

Zayıf, güçsüz.

Dağınık, giyinişi düzensiz (kimse).

Güzel, canlı (genç kız için).

Zanaat Ticaret alanındaki sözlük anlamı:

Keçi kılından yapılmış olan kilim. (Emeğil *Pınarbaşı -Kayseri; Yenikent *Aksaray -Niğde)

Bastırık Örtüsü. (Yenikent *Aksaray -Niğde)

Gezilecek görülecek bir yer, şehir olarak tanımı:

Afyon ili, Dinar ilçesinde, merkez nahiyesine bağlı bir yerleşim birimi.

 

Palaz anlamı, tanımı:

Kuşpalazı : Çoğunlukla çocuklarda görülen, burun, boğaz, yutak çeperine yerleşen mikropların yol açtığı bulaşıcı hastalık, difteri.

Pala : Kürek vb. araçların, enli ve yassı bölümü. Kavisli, kısa, uç bölümü geniş, kabzasına doğru daralan bir kılıç kılıç. Bir yere çaprazlama konulan yassı kiriş veya kereste. Eski, kullanılmış eşya veya giysi. Bez parçalarından dokunan basit kilim, yaygı.

Palazlama : Palazlamak işi.

Palazlamak : Varlığı artmak, zenginlemek. Kuş yavrusu irileşip semirmek. Küçük çocuk gelişmek.

Palazlanma : Palazlanmak işi.

Palazlanmak : Gelişmek, iri duruma gelmek, büyümek. Varlığı artmak, zenginleşmek.

Palazlaşma : Palazlaşmak işi.

Palazlaşmak : İrileşmek, gelişmek, büyümek.

Ördek : Yataktan kalkamayacak durumdaki erkek hastaların içine idrarlarını yaptıkları kap, lazımlık, oturak. Hile ile para sızdırılacak kimse, enayi. Perde ayaklılardan, evcil ve yabani türleri bulunan su kuşu, badi, badik (Anas). Otobüs ve minibüs sürücülerinin yollardan aldıkları biletsiz yolcular için kullandıkları bir söz.

Güvercin : Güvercingillerden, hızlı ve uzun zaman uçabilen, kısa vücutlu, sık tüylü, evcilleşmiş birçok türü bulunan, yemle beslenen bir tür kuş (Columba).

Yavru : Çocuk, evlat. Bir şeyin küçüğü. Güzel, alımlı genç kız. Yeni doğmuş hayvan veya insan.

Civciv : Kümes hayvanlarının yumurtadan yeni çıkmış yavrusu.

Durum : Ad soyundan kelimelerin birbirleriyle edatlarla ve fiillerle ilişkilerini belirleyen biçim, hâl. Bir şeyin içinde bulunduğu koşulların hepsi, vaziyet, hâl, keyfiyet, mevki, pozisyon. Duruş biçimi, konum, tavır. Bireyin toplum içindeki ilişkileriyle belirlenen yeri.

 

Palaz pandıraz : Hemen, birdenbire, toparlanamadan.

Palaza : Kaz yavrusu.

Palazımak : Canlanmak, gelişmek, büyümek. Duygulanma nedeniyle kalp çarpmak. Hoplamak, zıplamak. Koşmak. Korkarak kaçmak. Çocuk çırpınarak yürümeye çalışmak. Çok çalışma nedeniyle yorgun düşmek. Giysi yırtılıp dökülmeye yüz tutmak. Hayvanların tüyleri dökülmeye başlamak. Çocuk gelişmek, gürbüzleşmek

Palazırmak : Canlanmak, gelişmek, büyümek. Korkan, ürken tavuk, kuş vb. hayvanlar çırpınmak, sıçramak. Korkmak, ürkmek.

Palazlanabilme : Palazlanabilmek işi.

Palazlanabilmek : Palazlanma imkânı veya olasılığı bulunmak.

Palazlandırma : Palazlandırmak işi.

Palazlandırmak : Palazlanma işini yaptırmak.

Palazlanmah : Çocuk gelişmek, gürbüzleşmek

Palazlar : Kastamonu şehri, Boyalı bucağına bağlı bir bölge.

Diğer dillerde Palaz anlamı nedir?

İngilizce'de Palaz ne demek? : n. poult

Rusça'da Palaz : n. птенец (M)