Pantomim nedir, Pantomim ne demek

Pantomim; Tiyatro alanında kullanılan bir kelimedir.

Tiyatro'daki anlamı:

"Her şeyi öykünen" anlamına gelir. Düşünceleri, duyguları sözsüz olarak çoğu kez koro ya da müzik eşliğinde, dansla ya da haraketle ve yüz anlatımı ile yansıtmayı erek edinen oyun türü.

Pantomim hakkında bilgiler

Pantomim, pandomim ya da mim sanatı, en basit anlatımıyla sözsüz tiyatro oyunudur. Gösteri sanatının dallarından biridir. İngiliz pandomimi (panto) ile karışmaması için kısaca "mim" olarak ifade edilir. Pantomimde sanatçı, yüz mimiklerini, el-kol ve beden hareketlerini kullanarak temayı anlatmaya çalışır. Bir anlamda pantomim, evrensel bir tiyatro dili olarak kabul edilir. Milattan önceki dönemlerde Mim sanatının uygulandığı görülmüştür. Zaman zaman "sessiz dil" olarak anılan pantomim, 17. yüzyıldan sonra, bale içinde de yer almaya başlamıştır. Oyunlar, Yeni Çağ ve yeni tiyatroyla beraber mistik konulardan uzaklaşıp gerçekçi dünyaya geçmiştir. Realist akımlar ve akılcılık akımları bunda etkili olmuştur. Charlie Chaplin, Laurel ve Hardy, sessiz sinema döneminde bu türün ilk temsilcilerinden olmuşlardır. Türkiye'de pantomim sanatının öncüsü olarak Erdinç Dinçer kabul edilir. Türkiye'de Taner Barlas Mim Tiyatrosu bu konuda etkinlik göstermiştir. Günümüzde, Türkiye'de bu sanatı Erdinç Dinçer'in de asistanlığını yapmış olan ve Sözsüz Tiyatro tarihi üzerine çalışmalar yapan, bu konuda Türkiye'de bir ilk olan kitabı yazan Ulvi Arı, Vecihi Ofluoğlu ve diğer sanatçılar başarı ile yürütmektedir. Ayrıca Vecihi Ofluoğlu; İstanbul Üniversitesi Devlet Konservatuvarı Pantomim Sanat Dalı'nı kurarak hem akademik çalışmalar yapmakta hem de pantomim sanatçıları yetiştirmektedir. Mim sözcüğü, "taklit etmek" veya "temsil etmek" anlamına gelen Yunanca "mimeisthai" sözcüğünden gelir. Fransızcadan Türkçeye geçen pantomime ise yine Yunanca kökenli bir sözcüktür ve "her şeyi taklit eden" anlamına gelir.

 

Pantomim kısaca anlamı, tanımı

Pantomim sanatçısı : Sözsüz oyunda oynayan, özel bir eğitimden geçtiği için yüz ve gövde anlatımı bu oyuna yatkın sanatçı. Örnek: Marcel Marceau

Sessiz sinema : Sinemanın bulunuşundan sesli sinemanın ortaya çıkışına kadar uzanan dönemdeki sinema. (Sesli film yapımına başlayan her ülkeye göre değişen bu dönem, genellikle 1895'ten 1930'a kadar uzanır). Bu dönemin, kendine özgü dilini, sanatını, deyişini, kurallarını, uygulayımını yansıtan filmlerden oluşan sineması. (Başlıca özellikleri: Görüntünün egemenliği, görsel öğelerin üstünlüğü, anlatımın yalınlığı, kurgunun ağır basması, oyun anlayışı (mimikler), arayazılar).

Milattan önce : Miladi zaman başlangıcından geriye doğru sayılan yıllara göre belirtilen tarih.

Konservatuvar : Müzik, tiyatro ve bale öğretiminin yapıldığı okul.

Bir anlamda : Başka bir deyişle, diğer bir söyleyişle.

 

Zaman zaman : Ara sıra.

Yetiştirmek : Birini, bir şeyi gitmekte veya gitmek üzere olan bir kimse veya şeye ulaştırmak, ulaşmasını sağlamak. Aceleyle ulaştırmak. İletmek, duyurmak. Sağlayıp vermek. Vaktinde hazır olmasını sağlamak, tamamlamak, bitirmek. Yetmesini sağlamak. Birini gerekli bir iş için tam zamanında bir yere götürmek. Söylenmemesi gereken bir şeyi birine hemen söylemek. Üretmek, büyütmek, geliştirmek. Çocuğun gelişip büyümesine özen göstermek. Eğitim, öğrenim sağlamak.

Yetiştirme : Yetiştirmek işi. Birinin koruyuculuğunda yetişen kimse.

Üniversite : Bilimsel özerkliğe ve kamu tüzel kişiliğine sahip, yüksek düzeyde eğitim, öğretim, bilimsel araştırma ve yayın yapan fakülte, enstitü, yüksekokul vb. kuruluş ve birimlerden oluşan öğretim kurumu, darülfünun.

Karışmama : Bir anlaşmazlığı ya da bir işi etkileyici bir davranışta bulunmama.

Fransızca : Hint-Avrupa dillerinden, Fransa ve Fransız uygarlığını benimsemiş ülkelerde kullanılan dil. Bu dille yazılmış olan.

Akılcılık : Akla dayanan, doğruluğun ölçütünü duyularda değil, düşünmede ve tümdengelimli çıkarmalarda bulan öğretilerin genel adı, usçuluk, akliye, rasyonalizm, deneycilik karşıtı. Akla ve akıl yolu ile varılan yargıya inanma, akla aykırı veya akıl dışı hiçbir şeyi tanımama davranışı ve tutumu, akliye, rasyonalizm. Bilginin evrensellik ve zorunluluğunun deneyden ve deneye dayanan genellemeden değil, yalnızca akıldan çıkartılabileceğini savunan öğreti, rasyonalizm.

Başlamış : Hatay ili, Erzin ilçesinde, merkez bucağına bağlı bir yerleşim yeri. Konya şehri, Hüyük ilçesinde, merkez bucağına bağlı bir yerleşim birimi. Manisa şehrinde, Akhisar ilçesi, merkez nahiyesine bağlı bir yerleşim bölgesi. Samsun ilinde, Lâdik ilçesinde, merkez nahiyesine bağlı bir yer.

Yürütmek : Yürüme işini yaptırmak, yürümesini sağlamak. Bir yargıyı yerine getirmek, uygulamak. Gerektiği gibi yapmak, uygulamak. Habersiz olarak almak, çalmak. Kabul edilmesi ya da tartışılması için bildirmek, açıklamak, öne sürmek. İşinden veya bulunduğu yerden çıkarmak.

Çoğu kez : Genellikle.

Akademik : Akademi ile ilgili olan. Bilimsel niteliği olan.

Temsilci : Hak ve görev bakımından birinin veya bir topluluğun adına davranan kimse, mümessil. Aracı olarak başkasına mal satmakla görevlendirilen ve çoğunlukla yasal çalışma yeri ve elinde malı olmayan kimse. Benzerlerine örnek olan kimse veya şey.

Pandomim : Sözsüz oyun.

İstanbul : Türkiye'nin Marmara Bölgesi'nde yer alan illerinden biri.

Gerçekçi : Gerçeği gören ve ona göre davranan veya gerçeğe uygun olarak yapılan, realist. Gerçekçilik yanlısı olan, realist.

Diğer dillerde Pantomim anlamı nedir?

İngilizce'de Pantomim ne demek ? : mime