Paralel kaidesi nedir, Paralel kaidesi ne demek

Paralel kaidesi; bir matematik terimidir.

  • Aynı noktaya uygulanan iki vektörün bileşkesini bulmak için her birinin bitim ucundan öbürüne paralel birer çizgi çizilerek bir paralel kenar oluşturduktan sonra vektörlerin uygulama noktasından bir köşegen çekme yolu

Paralel kaidesi anlamı, tanımı:

Paralel : Aynı zaman içinde gelişen veya aynı özellikleri gösteren (olay, düşünce vb.). Yerküresi üzerinde çizildiği varsayılan, Ekvator'a paralel çemberlerden her biri. Aynı düzlem içinde ikişer ikişer bulunan ve kesişmeyen, koşut, muvazi, mütevazi.

Para : Kuruşun kırkta biri. Devletçe bastırılan, üzerinde değeri yazılı kâğıt veya metalden ödeme aracı, nakit. Kazanç.

Kaide : Bir şeyin yere dayanan bölümü veya bir şeyin üzerine oturtulduğu nesne, ayaklık, duraç, taban, ayaklık. Kural. Kalça.

Aynı : Başkası değil, yine o. Aralarında ayrım olmayan. Eski durumunda kalmış, değişmemiş. Benzer.

Nokta : Yer. Konu, konu ile ilgili önemli bölüm. Cümlenin bittiğini anlatmak için sonuna konulan, küçük benek biçimindeki noktalama işareti (.). Bazı harflerin üzerine konulan ufak işaret. Çok küçük boyutlarda işaret, benek. Orta nokta. Hiçbir boyutu olmayan işaret. Nöbetçi bulunan yer. Sınır, derece, radde. Nöbetçi, gözcü, bekçi.

 

Vektör : Büyüklüğü ile yönü olan nicelik. Enfeksiyon etkenini bir konaktan diğerine aktaran genellikle eklem bacaklı, omurgalı veya omurgasız taşıyıcı canlı. Doğrultusu, yönü, uzunluğu belirli olan ve bir ok işaretiyle gösterilen doğru çizgi.

Bileşke : Bir cisme uygulanan birkaç kuvvetin toplam etkisine eşit olan tek kuvvet, muhassala. Bir araya gelme, toplaşma, birleşme.

Bulmak : Hatırlamak. İstenilen şeye kavuşmak, nail olmak. Herhangi bir görüşe, bir yargıya varmak. Cezaya uğramak. Seçmek. Varlığı bilinmeyen bir şeyi ortaya çıkarmak, keşfetmek. İlk kez yeni bir şey yaratmak, icat etmek. Sağlamak, temin etmek. Bir yere, bir noktaya erişmek, ulaşmak. Bir şeyi elde etmek. Arayarak veya aramadan bir şeyle, bir kimse ile karşılaşmak. Kaybedilen bir şeyi yeniden ele geçirmek.

Bitim : Bitme işi. Son, nihayet, münteha.

Öbürü : Öteki, öbür kişi veya şey, diğeri, öbürkü.