Parts türkçesi Parts nedir

Parts ile ilgili cümleler

English: Couldn't those parts have been replaced?
Turkish: Bu parçalar değiştirilemedi mi?

English: Ali is making spare parts in a car factory.
Turkish: Ali bir araba fabrikasında yedek parça yapıyor.

English: Early man migrated to all parts of the world.
Turkish: büyünün ilkel toplumlarda önemli rolü vardır.

English: Combine all the parts to make one piece.
Turkish: Tek parça yapmak için tüm parçaları birleştirin.

English: Computer parts are very expensive in Japan.
Turkish: Bilgisayar parçaları Japonya'da çok pahalı.

Parts ingilizcede ne demek, Parts nerede nasıl kullanılır?

Parts of sentence : Cümlenin ögeleri. Cümlede bir duyguyu, bir düşünceyi, bir hükmü tam olarak anlatabilmek için kullanılan kelimelerin cümle bilgisinde aldıkları adlar. cümlenin ögeleri temel ögeler ve yardımcı ögeler olmak üzere başlıca ikiye ayrılır. temel ögeler: özne, fiil, nesne, tümleç ve zarftır. yardımcı ögeler: “cümle dışı ögeler” diye de adladırılan ünlem ve bağlaçlar’dır. bunlara ve cümle dışı ögeler’e bk.

Parts of speech : Sözbölükleri. Sözcük türü.

Parts per billion : Milyarda bir birim. Ppb. Milyarda bir kısım.

Parts per million : Ppm. Milyonda parça. Milyonda bir kısım. Milyonda bir birim. Milyonda bir.

 

Parts per thousand : Ppt. Binde bir kısım.

Car parts : Araba parçası.

Component parts : Tamamlayıcı parça. Bütünleyici parça. Mütemmim cüz. Mütemmim cüzü. Tamamlayıcı ya da bütünleştirici parça.

In parts : Taksitle. Kısmen. Parça parça. Kısım kısım.

Engine working parts : Motorun tokaç kolları, andingil ve düzentekerden oluşan devingen parçaları. Motorun hareketli parçaları. Motorun devingen parçaları.

Profit parts of cooperation : Katılma kar payları. Bir ana kurumun işletme anamalının yarısına ya da daha azına iyesi bulunduğu ortaklıklardan sağladığı kar payları.

İngilizce Parts Türkçe anlamı, Parts eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Parts ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Article : Nesne. Başçık. Çırak olarak vermek. Bir ölçüm sürekliliğinin çeşitli konumlarını dile getiren ve bir ölçme aracını oluşturan tutum yüklü tümce, anlatım ya da deyiş. Makale. Ayrıç. Bilgisayar, hukuk alanlarında kullanılır. (sözleşmede) madde. Fıkra. Artikel.

Appurtenances : İrtifak hakkı. Müştemilat. Alet edevat. Takım taklavat. (gemiyi çalıştıracak) gerekli donanım. Gerekli ekipman. Donatı.

 

Cake : Pasta. Kalıp. Kalıplaşmış. Katılaşmak. Yağlı tohumların veya meyvelerin hidrolik pres, devamlı pres, solvent özütleme yöntemi gibi usullerle yağı alındıktan sonra geriye kalan proteince zengin ürün. Topak. Kaplamak. Tane veya tohumların, etin veya balığın yağını veya diğer sıvılarını çıkarmak için mekanik sıkılmalarıyla elde edilen ve hayvan beslemede protein kaynağı olarak kullanılan yan ürün. Küspe. Kabuklaşmış kir.

Circumscription : Sınır. Tahdit. Etrafını çizme. Daire içine alma. Çevresine çizgi çizme. Çevreleyen yazı (para, mühür). Sınırlama. Çevreleme. Mıntıka. Kuşatma.

Surround : Kenar. Çevrelemek. Etrafını sarmak. Etrafını çevirmek. Kaplamak. Sarmak. Kuşatmak. Etrafını kuşatmak. Çepeçevre sarmak. Çevirmek.

Artistries : Sanat eserleri. Sanat yeteneği. Sanatkarlık. Sanatsal nitelik. Sanatçılık. Beceri. Güzel sanatlarla uğraşma.

Climate : Klimat. Hava. Çevre. İklim. Coğrafya, uzay alanlarında kullanılır. Klima. Belli bir bölgedeki meteorolojik parametre ve süreçlerin belirlendiği hava tiplerinin, uzun zaman süresince saptanan ve mevsimleri karakterize eden ortalama durumu. Ortam. Şartlar.

Area : Civar. Mesaha. Bir ülkenin km2 ya da mil2 birimiyle belirlenen alan genişliği. Bir tutanakta, özel bir veri türüne ayrılmış belirli bir bölge. en küçük mantıksal veri saklama birimi. Bir araştırma evrenini sınırlayan uzamsal ya da yersel kesim. Yersel alan. Bodrum girişi. Area. Bir cismin, uzunluk birimi üstikisi ila ölçülen yüzeyi. Alan.

Avulsions : Koparma. Avülsiyon. Sel basması sonucu arazinin bölünmesi. Sökme.

Parts synonyms : pieces, environs, neighbourhood, neighborhood, climates, environment, neighbourhoods, benting, bent, azimuth, circumscriptions, department, neighborhoods, acumens, arrondissement, districts, adequacies, hardware, surroundings, vicinities, azimuths, batch, aptness, shatters, portions, acumen, cakes, departments, localities, fitments, avulsion, artistry, bents.