Surround türkçesi Surround nedir

Surround ile ilgili cümleler

English: A strange atmosphere surrounds the visitor in this room.
Turkish: Bu odada garip bir atmosfer ziyaretçiyi çevreliyor.

English: Ali walked into the courtroom, surrounded by police officers.
Turkish: Ali polis memurları tarafından çevrilmiş mahkeme salonuna yürüdü.

English: Ali is surrounded by beautiful women.
Turkish: Ali güzel kadınlarla çevrili.

English: Ali thought he was surrounded at night by threatening spirits.
Turkish: Ali gece tehdit eden ruhlar tarafından çevrildiğini düşündü.

English: Ali sat by the pool in swimming trunks, surrounded by beautiful women in bikinis.
Turkish: Ali bikinili güzel kadınlarla çevrili havuzun yanında yüzme şortuyla oturuyordu.

Surround ingilizcede ne demek, Surround nerede nasıl kullanılır?

Surround of a comparison field : Bir ölçüştürme-karşılaştırma-alanının parıltısı, görme organı üzerinde dolaylı bir etki dışında, görsel ışıkölçümsel ölçüştürmeye girmeyen, ve ölçüştürülecek parıltılar alanını sınırlayan ve çevreleyen alan. Çevre alanı.

Surrounded : Çevrili. Çevrilmiş.

Surrounding : Muhit. Kuşatıcı. Çevre. Çevredeki. Çevreleyen. Sarma. Etraftaki. Etrafındaki. Kuşatma. Kuşatan.

 

Surrounding air : Hava. Ortam.

Surrounding area : Etraf.

Chromatic distortion due the surrounding : Çevre renklerinin etkisiyle, renk algılamasindaki değişme. bk. renk sapması. Renk kayması.

Surrounding countryside : Kırsal çevre.

Surrogacies : Taşıyıcı annelik. Vekillik.

Surrogacy : Taşıyıcı annelik. Vekillik.

Net surrounded pond : Deniz balığı yetiştiriciliğinde kullanılan, koy, körfez veya iki ada arasının ağlarla kapatılarak oluşturulan havuz. Ağ çevirmeli havuz.

İngilizce Surround Türkçe anlamı, Surround eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Surround ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Bespreads : Bulaştırmak. Lekelemek. Bulamak. Yaymak. Saçmak. Örtmek.

Circled : Etrafını dolaşmak. Daire içine alınmış. Çevrelenmiş. Kuşatılmış. Dönmek. Çark etmek.

Boundary : Sınır. Çeper. Limit. Son. Ara hattı. Had. Hudut. Sinir.

Bend : Eğrilmek. Yönelmek. Kıvırmak. İşi e geldiği gibi değiştirmek. Oynama yapmak. Bağlamak (yelken). Çökmek (diz). Bükmek. Kıvrım kanatlarının birbirine bağlandığı yer.

Beleaguering : Üstüne gelmek. Rahat vermemek. Askeri abluka. Muhasara etme.

Encompass : Kumpas kurmak. Neden olmak. Kapsamak. Örtmek. Çevresini sarmak.

Cover : Kapamak. Güvence. İktisat, ekonomi alanlarında kullanılır. İstila etmek. Bir oyuncunun başka bir oyuncunun önüne kayarak seyircinin onu görmesini engellemek. yapılmayan bir işi yapılıyormuş gibi. göstermek için oyuncunun gövdesiyle, yaptığı işi seyircinin görüşüne kapaması, örnek : eğer masa lambasının üstünde lambayı yakacak bir düğme yoksa, o lambanın yanması anında ışıklar parlatılacaksa oyuncu lambayı gövdesiyle görüşe kapayıp yakar gibi yapar. İnanca. kağıt para karşılığı değerli maden. herhangi bir nesnenin karşılığı olan para. Bir anlaşmada taraflardan birine ait sorumluluğun bir başkası tarafından söz, mal veya para biçiminde yüklenilmesi. bk. kefalet. Sakınmalık. Ödemeye yetmek (bir masrafı).

 

Cake : Kabuklaşmış kir. Kalıp. Kalıplaşmış. Kaplanmak. Kabuklaşmak. Küspe. Tane veya tohumların, etin veya balığın yağını veya diğer sıvılarını çıkarmak için mekanik sıkılmalarıyla elde edilen ve hayvan beslemede protein kaynağı olarak kullanılan yan ürün. Parça.

Flanges : Flanş. Yaka.

Edge : Yan yan gitmek. Kıyı. Film kuşağının iki yanı. Yan yan ilerlemek. Kenar yapmak. Kenar çizgisi. Bilgisayar, fizik, sinema, televizyon alanlarında kullanılır. Kenardan yavaş yavaş ilerlemek. Yavaş yavaş ilerletmek. Sokulmak.

Surround synonyms : bespread, close in, border, environing, contact, circumscribes, bound, entwines, beleaguer, borders, change to, environed, rang, encircle, skirt, averting, annuls, cincture, beclouds, girdle, ring, bestrewed, beclouding, bush, brood, extreme, bind, binds, close in on, adjoin, compass, beset, bestrewing.

Surround zıt anlamlı kelimeler, Surround kelime anlamı

Uncover : Üstünü açmak. Kapağını açmak. Ortaya çıkarmak. Ortaya çıkmasını sağlamak. Örtüsünü kaldırmak. Deşifre etmek. Su yüzüne çıkarmak. Açmak (örtü, kapak vb). Şapka çıkarmak. Örtüsünü açmak.

Defend : Savunmak. Korumak. Müdafaa etmek. Himaye etmek. Saklamak. Kanat açmak. Reddetmek. Arkasında olmak.

Surround ingilizce tanımı, definition of Surround

Surround kelimesinin İngilizce - İngilizce çevirisi (English to English) : To inclose on all sides. To environ. A method of hunting some animals, as the buffalo, by surrounding a herd, and driving them over a precipice, into a ravine, etc. To encompass.