Pazlamak nedir, Pazlamak ne demek

Yerel Türkçe'deki anlamı:

Sövmek, verip veriştirmek.

Çırpınmak (insan ya da kuş).

Yaymak.

Pazlamak tanımı, anlamı

Pazlama : Sac üstünde pişirilen ekmek, bazlama. Mısır ekmeği. Yufka ekmeğine, yağ, yoğurt sürüp pişirerek yapılan bir çeşit börek. Sac ekmeği. Pide

Verip veriştirmek : Uzun süre azarlamak, kötü söylemek.

Veriştirmek : Çok fazla söylemek. İyice çıkışmak, ağzına geleni söylemek.

Veriştirme : Veriştirmek işi.

Çırpınmak : Acı ile debelenmek. Ses çıkararak hafifçe dalgalanmak. Kaslar birdenbire kendiliğinden ve düzensiz bir biçimde kımıldamak, ihtilaç etmek. Çok istenilen bir şeyi gerçekleştirebilmek için aşırı derecede çaba harcamak. Ne yapacağını şaşırmış bir durumda üzülmek ve telaşlanmak.

Çırpınma : Çırpınmak işi.

Sövmek : Onur kırıcı, çoğu basmakalıp kaba sözler söylemek, küfretmek.

Yaymak : Bir şeyi açarak, düzelterek bir alanı örtecek biçimde sermek. Dağınık ve düzensiz bir biçimde saçmak, dağıtmak. Çevreye dağılmasına sebep olmak. Birçok kimseye duyurmak. Koyun, inek vb.ni otlatmak. Işık kaynağı, ışığı kendinden dışarıya doğru çeşitli yönlere göndermek. Sınırı genişletmek.

Yayma : Yaymak işi. Yaymacının sattığı şeylerden oluşan sergi.

 

Ya da : Seçeneği, çeşitliliği veya tercihi belirten bir söz.

Veriş : Verme işi.

İnsan : Toplum hâlinde bir kültür çevresinde yaşayan, düşünme ve konuşma yeteneği olan, evreni bütün olarak kavrayabilen, bulguları sonucunda değiştirebilen ve biçimlendirebilen canlı. Huy ve ahlak yönünden üstün nitelikli (kimse). Âdemoğlu, âdem evladı.

Çırpı : Dal, budak kırpıntısı. Çok zayıf. Boyalı ve gergin bir sicimi yay gibi çekip bırakarak duvara veya yere çizilen çizgi.

Sövme : Sövmek işi, sövgü, küfretme. Bir kimsenin namus, onur ve kişiliğine yapılmış olan her türlü saldırı.

Veri : Bir araştırmanın, bir tartışmanın, bir muhakemenin temeli olan ana öge, muta, done. Bilgi, data. Olgu, kavram veya komutların, iletişim, yorum ve işlem için elverişli biçimli gösterimi. Bir problemde bilinen, belirtilmiş anlatımlardan bilinmeyeni bulmaya yarayan şey. Gözlem ve deneye dayalı araştırmanın sonuçları. Bir sanat eserine veya bir edebî esere temel olan ana ilkeler.

Kuş : Yumurtlayan omurgalılardan, akciğerli, sıcakkanlı, vücudu tüylerle örtülü, gagalı, iki ayaklı, iki kanatlı uçucu hayvanların ortak adı. Acemi er.

Ya : "Ey, hey" anlamlarında bir seslenme sözü. Bazı çekimli zamanlardan sonra gelerek anlamı pekiştiren, kuvvetlendiren bir söz: Yediydin ya. Oturmuşum ya. Şaşma, şaşkınlık bildiren bir söz. Bilinen, görülen, hatırlanıp anlatılan bir olay dolayısıyla da sorulan başka bir konu için kullanılan bir söz. Gereklik ve onay bildiren cümlelerde yargının onaylandığını bildiren bir söz. Cevap niteliğinde olan cümlenin sonuna getirildiğinde asıl yargının arkadan gelen cümle ile anlatılacağını belirten bir söz. Evet. Dilek ve geniş zaman kiplerinde yargıyı güçlendiren bir söz. Bir düşüncede sıra ile yer alan ayrı cins ögelerden biri ötekilerden üstün görüldüğünde "hele, özellikle" anlamlarında kullanılan bir söz. Bir düşüncenin karşıtı düşünülürken kullanılan bir söz.

 

Da : Doğrulama, uygun bulma, evet. [Bakınız: dahacık, dâhacık]. Daha anlamında kullanılır. Şaşma bildirir ünlem. Değil mi ya anlamında kullanılır. İşte, orada, şurada. Genellikle cümle sonlarında çeşitli anlamlarda kullanılan ünlem. Bağlama ve kuvvetlendirme edatı. Daha, henüz. Da, dahi (bk. de). Dağ. Dahi, da. Henüz. Dağı. Dağa. Daha.

Diğer dillerde Pazaryeri anlamı nedir?

İngilizce'de Pazaryeri ne demek ? : market place