Peçel nedir, Peçel ne demek

Yerel Türkçe'deki anlamı:

Kolu, bacağı sakat, düşkün kimse.

Yaşlı kişi.

Zayıf kişi.

[Bakınız: peçal].

İçine yabancı öğeler karışmış tahıl.

Peçel anlamı, tanımı

Peçe : Kadınların sokakta yüzlerine örttükleri ince siyah örtü, nikap. Maske, sır, giz

Peçeli baykuş : Kuşlar (Aves) sınıfının, gece yırtıcıları (Strigiformes) takımının, peçeli baykuşgiller (Tytonidae) familyasından, 43 cm kadar uzunlukta, Türkiye'nin Trakya ile Güneydoğu Anadolu bölgesinde ekili tarlalarda, seyrek ağaçlı açık arazilerde her mevsim görülen, genellikle harabelerde yuva yapan, küçük memeli hayvan, kuş, çekirge, sürüngen ve kurbağalarla beslenen bir tür. (Tyto alba), Gök-kuzgunumsular (Coraciiformes) takımının peçeli-baykuşgiller (Tytidae) familyasından bir kuş türü. Uzunluğu 43 cm. Sırtı külrengi olup pas sarısı çizgili, karnı açık renktir. Peçesi çok barizdir. Kuyruğu kısa, kanatları-uzun olur. Dünyanın her tarafına yayılmışlardır. Yıkıntılarda raslanır.

Peçeli baykuşgiller : Kuşlar (Aves) sınıfının, gökkuzgunumsular (Coraciiformes) takımının, gece yırtıcıları (Striges) alt takımından, parmakları çıplak, gagalarının dibi düz olan, peçeli baykuş (Tyto alba) türü iyi bilinen bir familya. (Tytidae), Omurgalı hayvanlardan kuşlar (Aves) sınıfının gök-kuzgunumsular (Coraciiformes) takımının gece-yırtıcıları (Striges) alt-takımına giren bir familyası. Orta büyüklüktedirler. Parmakları çıplaktır. Gagalarının dibi düz olur. Eşeyler birbirine benzer. Peçeli baykuş (Tyto alba) türü iyi bilinir.

 

Peçelitavuk : İspenç tavuğu.

Peçellemek : Bir işi beceremeyip bozmak.

Peçelması : Yazın yetişen kırmızı renkli bir çeşit elma.

Peçelü at : Alnındaki beyazlık bütün yüzünü kaplayıp yalnız gözleri etrafı siyah kalmış olan at.

Peçeleme : Peçelemek işi.

Peçelemek : Bir şeyi örtmek. Gizlemek. Uzaktan seçilmesin diye bir şeyin üzerine ağaç dalı, çalı vb. şeyler örtmek, alalamak, kamufle etmek.

Peçelenme : Peçelenmek işi.

Peçelenmek : Peçeleme işi yapılmak.

Peçeli : Yüzünü örtmek için peçe takmış olan.

Yabancı : Başka bir milletten olan, başka devlet uyruğunda olan (kimse), bigâne, ecnebi. Aynı türden, aynı çeşitten olmayan. Belli bir yere veya kimseye özgü olmayan. Bir konuda bilgisi, deneyimi olmayan. Aileden, çevreden olmayan (kimse veya şey), özge. Başka bir milletle ilgili olan. Tanınmayan, bilinmeyen, yad.

Düşkün : Bir şeye kendini aşırı vermiş olan, çok bağlı, âşıklı, tutkun. Geçim sıkıntısına düşmüş. Yoksulluk sebebiyle mutluluk ve refahını yitirmiş. Meraklı. Yaşlılık, hastalık vb. sebeplerle çalışma gücünü yitirmiş. Kötü yola düşmüş, ahlaksız. Değer ve onurunu yitirmiş.

Yaban : İnsan yaşamayan ıssız yer. Yabancı, el, yerli halktan olmayan kimse. Vahşi olan, evcil olmayan canlı. Aile ocağından uzak olan yer. Kendi kendine yetişen bitki. Issız.

 

Zayıf : Eti, yağı az olan, sıska, cılız, arık (insan veya hayvan). Görevini yapacak yeterli gücü olmayan. Bilgi yönünden yeterli olmayan, yeteneksiz. Kişilik ve ruhsal yönden gereği kadar güçlü olmayan. Enerjisi, etkisi, yoğunluğu az olan. Sağlamlığı, dayanıklılığı olmayan. Önemli, güvenilir olmayan. Çok az. Başarısızlığı gösteren not.

Peçal : Kolu, bacağı sakat, düşkün kimse.

Yaşlı : Yaşı ilerlemiş, kocamış, ihtiyar kimse. Uzun yılları geride bırakmış. Yaşla dolmuş (göz). Yaşlanmış olan.

Tahıl : Buğday, arpa, mısır, yulaf, çavdar, pirinç vb. hasat edilen ürünler ile tohumlarının genel adı, hububat.

İçine : İçin edatı.

Diğer dillerde Pecquet sarnıcı anlamı nedir?

İngilizce'de Pecquet sarnıcı ne demek ? : thoracic duct