Peşin nedir, Peşin ne demek

Peşin; Dil bilgisi yönünden Türkçe'de sıfat olarak kullanılır. kökeni farsça dilinden gelmektedir.

  • Bir alışverişte, alışveriş yapıldığı anda, alınan şeyin tesliminden önce veya teslimiyle birlikte ödenen, veresiye karşıtı.
  • Daha önce, önceden
  • Çalışmadan verilen (ücret, aylık).
  • Toptancıdan bir malı çok miktarda veresiye aldıktan sonra piyasada değerinden daha aşağıya peşin olarak satma, spot.

"Peşin" ile ilgili cümle örnekleri

  • "Aldığı şeyin parasını peşin olarak ödeyen bir insanın hâlinde bir gurur vardır." - M. Kaplan
  • "O, peşin parayla çalışıyor."

Peşin hakkında bilgiler

[Bakınız: nakit para]

Peşin ile ilgili Cümleler

  • Ali her zaman bir şeyin peşinde.
  • Peşin olarak ödemek zorundayız.
  • İşin peşini bırakmamaya karar verdi.
  • Peşin mi ödeyeceksin?
  • Peşin ödedim.
  • Peşin ödedik.
  • Peşin ödeme yapmak zorunda mıyım?
  • Sen her zaman bir şeyin peşindesin.
  • Ali Mary'nin peşinde dolaşıyor.
  • Peşin olarak ödeyebilirim.
  • Peşin fiyatına bir saat satın aldım.
  • Araba için yüzde elli peşin verdim.
  • Sanırım Mustafa bir şey peşinde.
  • O peşin olarak ödünç para aldı.

Peşin anlamı, tanımı:

Peşin cevap : Sonradan söylenecek bir şeyi önceden bildirme.

Peşin fikir : Ön yargı.

Peşin hüküm : Ön yargı.

Peşin pazarlık : Sonradan olacağı hatıra gelen şeyler üzerinde önceden konuşup anlaşma.

 

Peşin peşin : Önceden benimsenmiş olarak.

Peşin piyasa : Peşin satışa bağlı alışveriş düzeni.

Peşin satış : Bedeli peşin alınarak yapılmış olan satış.

Peşin yargı : Ön yargı.

Peşinat : Bir alışveriş veya hizmet için önceden verilen bir miktar para.

Peşinatsız : Peşin para vermeden veya almadan.

Peşinci : Malı peşin para ile satan veya satın alan kimse.

Peşinen : Peşin olarak, önceden.

Aç ile dost olayım diyen peşin karnını doyursun : "ilişki kuracağımız kimsenin sağlama olanağı bulunmayan şeyi, ona güvenmeden kendimiz sağlamalıyız" anlamında kullanılan bir söz.

Külah peşinde olmak : Yalan ve dolanla bir işin başına geçmeye çalışmak.

Para peşin kırmızı meşin : "her işin karşılığı anında ödenmelidir" anlamında kullanılan bir söz.

Peşi peşine : Arka arkaya.

Alışveriş : İlişki, münasebet. Satın alma ve satma işi, alım satım, iş, muamele, ahzüita, aksata, pazar.

Teslim : Teslim ol veya teslim oluyorum sözü. Bırakma, devretme, terk etme. Gerçek olduğunu kabul etme, doğrulama. Emanet alınan bir şeyi sahibine geri verme. Bir şeyi sahibine verme. Fasıl müziğinde peşrevin ve saz semaisinin her hanesi sonunda tekrarlanan parça.

Birlik : Bağlılık, benzerlik, bağlantı, vahdet. Tek, bir olma durumu, vahdaniyet. En büyük değerdeki nota, dört dörtlük. Konunun bir ana düşünce çevresinde toplanması. Bölük, tabur, alay vb. bir bütün sayılan topluluk. Bir taneden oluşmuş, bir tane alabilen. Belli bir topluluğun yararlarını korumak için kurulmuş dernek. Bir arada olma durumu, vahdet. Bölünmezliği içeren yalın bütün.

 

Karşıt : Nitelik ve durumları birbirine büsbütün aykırı olan, zıt, kontrast.

Çalışma : Çalışmak işi, emek, say. Bilimsel ve sanatsal amaçlı ürün. Bir yapı elemanının yük altında biçim değiştirmesi, az veya çok zorlanması. Bünyesindeki suyun azalması veya çoğalması sonucu ağacın biçim ve boyutlarının değişmesi.

Toptancı : Toptan satış yapan tüccar.

Miktar : Ölçü. Bir şeyin ölçülebilen, sayılabilen veya azalıp çoğalabilen durumu, nicelik.

Nakit : Kullanılması hemen mümkün olan para, peşin para, likit. Para, akçe.

Daha : Var olana, elde bulunana ek olarak. Bunun dışında. Henüz. Kendisinden sonra üçüncü kişi iyelik eki alan bir sıfatla birlikte sözü edilen konuda en önemli durumu belirtmek için kullanılan bir söz.

Önce : İlk olarak, başlangıçta, sonra karşıtı.

Önceden : Başlarken, başlangıçta, daha önce, evvelce.

Peşin değer : İleride gerçekleşecek bir şeyi; evvelden olmuş gibi gösteren kelime veya sözün hali, "Katil tabancasını çekip adamı vurdu" sözünde "Katil peşin değerdedir, çünkü tabancasını çektiği zaman henüz katil değildi.

Peşin işlem : Her tür tecimsel işlemin peşin para karşılığı, günü içinde yapılması.

Peşin ödeme : Borcun bir bölümünün veya tamamının vadesi gelmeden ödenmesi. Genellikle birbirini çok iyi tanıyan dışalımcı ve dışsatımcı arasında yapılan ve mal bedelinin malın fiili dışalımı veya dışsatımından önce yapılan ödeme biçimi. Mal alınmadan önce parasının ödenmesi.

Peşincilik : Peşinci olma durumu.

Peşinde koşmak : elde etmek için uğraşmak. İlgili cümle: "“Zaman oldu en renkli, en ahenkli şekillerin peşinde koştum.”" N. Hikmet.

Peşinden sürüklemek : birinin veya birçoklarının arkasından gelmesini sağlamak. İlgili cümle: "“Değişen, baş döndürücü bir hızla değişen değişiş iki ayakları topal olanları bile sürükler peşinden.”" N. Hikmet.

Peşinden yürümek : birinin arkasından yürümek, gitmek; mec. bir kimseye her konuda uymak.

Peşine düşmek : arkasından gitmek, izlemek. İlgili cümle: "“Kaçarsa peşine düşerek ona korkulu dakikalar geçirtiyordu.”" Y. N. Nayır. bir isteğin gerçekleşmesini sağlamaya çalışmak. İlgili cümle: "“Her biri bir yere, ekmek parası peşine gittiler, kendi başlarını da kurtardılar.”" M. Ş. Esendal.

Peşine koymak : Sünnet olacak çocuğu kirvenin kucağına koymak

Peşine takılmak : ardından gitmek. İlgili cümle: "“Üftade Hanım'ın peşine takılmış olan şamatalı, gösterişli ve her yaştan, her cinsten bir kalabalık...”" H. E. Adıvar.

Diğer dillerde Peşin anlamı nedir?

İngilizce'de Peşin ne demek? : [peş] n. behind

Fransızca'da Peşin : anticipé/e, avance [la], comptant

Almanca'da Peşin : adj. bar

Rusça'da Peşin : adj. наличный, приготовленный, предвзятый

adv. сначала, раньше, заранее, прежде, вперед, аванс: авансом