Percept türkçesi Percept nedir

Percept ile ilgili cümleler

English: A developed perception of linguistic beauty is still lacking in her.
Turkish: Dilsel güzelliğin gelişmiş algısı hâlâ onda eksik.

English: Ali is a very perceptive man.
Turkish: Ali algıları çok güçlü bir adamdır.

English: Ali is very perceptive.
Turkish: Ali çok algısal.

English: A really perceptive person can figure out a whole situation with just a few clues. That's the kind of person I want you to become.
Turkish: Sezgileri gerçekten kuvvetli bir insan bütün bir durumu sadece birkaç ipucuyla çözebilir. Bu olmak istediğim kişi türüdür.

English: There is only one true gnosis: that I percept what I percept.
Turkish: Sadece tek bir gerçek ruhani bilgi vardır: ben algıladığımı algılarım.

Percept ingilizcede ne demek, Percept nerede nasıl kullanılır?

Perceptibility : Duyulabilirlik. Algılanabilirlik. Algılanabilme. Sezilebilirlik.

Perceptible : Duyulur. Farkedilebilir. Duyuş. Kavranabilir. Somut. Sezilebilir. Algılanabilir. Anlaşılır. Görülebilir. Duyulabilir.

Perceptibly : Gözle görülecek şekilde. Anlaşılır bir şekilde. Somut olarak. Gözle görülür derecede.

Perception : Sezgi. Basiret. Kavrayış. Tahsil (para). Belleğin katkıları ve bir duyusal izlenimle ortaya çıkan, karmaşık, nesnel bilinç içeriği. özellikle görsel algılar, dışımızdaki varlığın, şeylerin, nesnelerin biçim ve durumları konusundaki betimlemelerimizin yapısına girer. Dış dünyanın duyusal etkilemelerinin bilinçte uyardığı izlenimler; söz konusu etkilemeler akımmıknatıssal dalgalar ve ses dalgaları aracılığıyla olur. Anlama. Biyoloji, fizik, sosyoloji, uluslararası ilişkiler alanlarında kullanılır. Seziş. Algı.

 

Perception theory : Algılama teorisi.

Perceptiveness : Anlayışlılık. Anlayış.

Perceptual : Kavrayışlı. Algısal. Anlamayla ilgili.

Percepts : Anlayış. İdrak. Algı.

Perceptive : İdrakli. Ferasetli. Zeki. Çabuk kavrayan. Zekice. Çok akıllıca. Algısal. Anlayış. Sezgileri kuvvetli. Kavrayışlı.

Perceptively : Zekice. Algısal olarak.

İngilizce Percept Türkçe anlamı, Percept eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Percept ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Concept : Bir şey üzerinde birçok ayrı algıları kapsayan genel düşünce. bir olay, bir nitelik ya da nicelik üzerinde oluşan zihinsel imge. kaplamı ve içeriği bir im ya da sözle anlatılarak anlam kazandırılan soyut düşünce. Telakki. Kavram. Dünyadaki nesnelerin, durumların, hareketlerin ve tasavvurların dildeki ifadesidir. kavramın değeri, niteliği aynı dili konuşan kimselerce aşağı yukarı aynıdır: ekmek, su, susuzluk, tembellik, delikanlı, dörtnala, tutumlu vb. Görüş. Tasavvur. Eğitim, gramer, sosyoloji alanlarında kullanılır. Fikir. Sözcüklere gerçek anlamlarını vermek ve bunlar aracılığıyla düşünmek, olayların ve süreçlerin özünü kavrayıp temel yanlarına ve özelliklerine ilişkin genellemeler elde etmek olanağını sağlayan, nesnel çevrenin insan düşüncesindeki yansıma biçimi.

 

Sensation : Seziş. Nesnel çevrenin insanın duyu örgenleri üzerindeki etkisinin yalın sonucu. Duyu. Heyecan. Sansasyon. Çok yetenekli kimse. Hissetme. Heyecan yaratan olay. Algılama. Duyum.

Form : Şekil vermek. Kurmak. Toplumsal olguların kurucu öğeleri arasındaki iç bağlantı, örgütleniş yöntemi ve etkileşme düzeni. Bilgisayar, hukuk, fizik, ekonomi, sosyoloji, veterinerlik alanlarında kullanılır. Şekil. Davayı gören yargılık. Şekillenmek. Yapmak. Dışa satım ya da dıştan alım işlemine başlanırken yasal örgütçe istenilen bilginin toplanması için doldurulan belirli biçimli basılı belge. Şekillendirmek.

Apprehension : Tutuklama. Anlama. Korku. Kavrama. Görüş. Kuruntu. Vehim. Endişe. Düşünce.

Intellects : İntelekt. Müdrike. Zihin. Anlık. Zeki kimse. Zeka. Akıl sahibi. Akıllı kimse. İdrak kabiliyeti. Zihin gücü.

Apprehensions : Tutuklama. Anlama. Zan. Kaygı. Korku. Düşünce. Endişe. Kavrama. Görüş.

Appreciations : Değerlendirme. Takdir. Minnettarlık. Değer kazanma. Teşekkür. Beğenme. Zevk alma. Değerini bilme. Anlama. Paha biçme.

Perceptions : Sezme. Seziş. Basiret. Algılar. İdrak yeteneği. Sezgi. Tahsil (para). Algılama. Kavrama.

Representation : Gösterme. Bilgisayar, bilişim, eğitim, fizik, kimya alanlarında kullanılır. Betimleme. Fikir belirtme. İşaret. Bir şeyin biçimini zihinde canlandırma işi ya da tasarlanan biçim. önceki bir algının yeniden canlandırılması. Tasarım. İbraz. Simge. Oynama.

Apprehensiveness : Endişe. Hassasiyet. Vesvese. Sinirlilik. Akıllılık. Endişelilik. Endişelililik. Kaygılı olma eğilimi.

Percept synonyms : perceptual experience, visual percept, internal representation, mental representation, intellection, sensations, esthesis, pattern, esthesia, sensing, visual image, ground, shape, cognation, consciousness, grasp, apperception, discernment, perception, appreciation, conceptions, feelin, cognisance, intelligence, attainment, figure, anxiousness, horizon, conception, percipience, cognizance, cognition, intellect.

Percept zıt anlamlı kelimeler, Percept kelime anlamı

Figure : Desen. İnsan tasviri. Resmetmek. Bilgisayar, kimya alanlarında kullanılır. Boy. Şahıs. Sayı. Figür. Süslemek. Sayıları gösteren simgelerden her biri.

Ground : Kayaçların ufalanıp ayrışmasından oluşan ve içine organik kalıntılar karışmış olan yeryüzünün en üst katmanı. Hukuk, jeoloji alanlarında kullanılır. Zemin. Hareket izni vermemek. Dayanmak. Temel neden. İyileşmek. Toprak. Dayandırmak. Yer.

Percept ingilizce tanımı, definition of Percept

Percept kelimesinin İngilizce - İngilizce çevirisi (English to English) : That which is perceived.