Form nedir, Form ne demek

Form; kökeni fransızca dilinden gelmektedir.

"Form" ile ilgili cümleler

  • "Dünyada hangi nesil kullandığı şiir formunun ismiyle anılır?" - N. F. Kısakürek

Bilgisayar Terimi olarak kelime anlamı:

[Bakınız: biçim]

Veterinerlik alanındaki anlamları:

Bağa.

İngilizce'de Form ne demek? Form ingilizcesi nedir?:

ringbone

Form tanımı, anlamı:

Formda olmak : Gerekli güç ve yeteneklere sahip olmak.

Formdan düşmek : Güç ve yeteneği yitirmek.

Formunu korumak : Gerekli güç ve yeteneği bozmadan sürdürmek. diri ve canlı görünmek.

Forma : Öğrencilerin, sporcuların, bazı mesleklerde çalışanların giydikleri, bağlı bulundukları okul, spor kulübü veya meslekleri belirten tek tip giysi. Biçim, şekil. Tek kâğıt tabaka üzerine basılan on altı sayfalık kırılmış kitap parçası.

Forma başlık : Dalgıçların kullandığı yuvarlak metal başlık.

Formaldehit : Doymuş aldehitlerin ilk üyesi olan, renksiz, keskin ve yakıcı kokulu, mukozaları aşırı tahriş eden, kolayca alevlenen bir gaz.

Formalık : Herhangi bir sayıda forması olan. Forma yapmak için ayrılmış, forma yapmaya uygun.

Formalist : Bürokrat. Biçimci.

 

Formalite : Yerine getirilmesi kanunca zorunlu kılınan işlem. Önem verilmediği hâlde bir zorunluluğa bağlı olarak yapılmış olan biçimsel davranış.

Formaliteci : Bir işi olduğundan fazla abartan, kurallara gereğinden fazla bağlı olan. Özellikle resmî işlerde yöntemlere, tüzüklere sıkı sıkıya bağlanıp işlerin yürümesini güçleştiren kimse. Biçimci.

Formalizm : Biçimcilik.

Formasyon : Yetişim. Biçimlenme.

Format : Biçim. Boyut.

Format atmak : Biçimlendirmek.

Formatlamak : Biçimlendirmek.

Formatlı : Bilgisayarda kullanılabilir duruma getirilmiş. Bilgisayarda zararlı ögelerden temizlenmiş (disket).

Formel : Biçimsel. Resmî.

Formel eğitim : Örgün eğitim.

Formen : İşçilerin düzenli ve verimli çalışmasını sağlayan ve işçiler üzerinde otoritesi olan işçi. Ustabaşı.

Formik asit : Karıncalarda ve bazı bitkilerde bulunan asit, karınca asidi.

Formika : Fenol formol reçinesine batırılmış ve yüzeyi yapay reçine ile kaplanmış birkaç kat kâğıttan oluşan ve çoğu marangozlukta kullanılan bir tür madde.

Formol : Formaldehitin % 40'lık sulu çözeltisi.

Formül : Bir veya birçok niceliğe bağlı bulunan bir niceliğin hesaplanmasına yarayan matematiksel anlatım. Birleşik bir cismin birleşimine giren maddeleri ve bunların o birleşik maddedeki oranlarını gösteren kısaltma takımı. Genel bir olguyu, bir kuralı veya ilkeyi açıklayan simgeler takımı. Çıkar yol, tutulan yol, yöntem. Kalıplaşmış, basmakalıp anlatım. Bir belgenin yazılacağı biçimi ve ona özgü olan deyimi gösteren örnek. Bir ilacın hazırlanmasında bir sonucun elde edilmesinde izlenecek işlemlerin çeşitli sayılar ve semboller kullanılarak ifade edildiği özgün kavram.

 

Formül bulmak : Bir işi çözümleyecek çıkar yol bulmak, çözüm bulmak.

Formüle : "Bir düşünceye bir anlatım biçimi vermek" anlamında kullanılan formüle etmek birleşik fiilinde geçen bir söz.

Formüler : Formüllerin bir araya toplandığı kitap veya dergi.

Formülleşme : Formülleşmek işi.

Formülleşmek : Formül durumuna gelmek. Kısa ve özlü duruma gelmek.

Formülleştirmek : Formül durumuna getirmek.

Cebirsel formül : Cebirsel deyim.

Biçim : Bir nesnenin dış çizgileri bakımından niteliği, dıştan görünüşü, şekil, eşkâl. Disket vb.nin bilgisayarda kullanılabilir durumu. Yakışık alan şekil, uygun şekil. Tarz. Yazı ve simgelerin bilgisayarda kullanılmaya elverişli çerçevesi, düzeni, format. Sanat ve edebiyat eserlerinde dış görünüş, form. Herhangi bir şeyin benzeri. Biçme işi. Şiirlerin kuruluş ve uyak düzenlerine göre olan dış görünüşü, şekil.

Şekil : Biçim. Biçim. Anlatım biçimi. Bir konuyu açıklamaya yarayan resim veya çizim. Davranış biçimi, tutum, yol, tarz. Bazı matematiksel varlıkların gösterilmesine yarayan resim. Bir kavramın, düşüncenin, olayın veya işin değişik oluş biçimi. Toplumsal bir bütünün kuruluş biçimi.

Gerek : İcap. Gerçekleşmesi zorunlu olarak beklenen, lazım.

Durum : Duruş biçimi, konum, tavır. Bir şeyin içinde bulunduğu koşulların hepsi, vaziyet, hâl, keyfiyet, mevki, pozisyon. Bireyin toplum içindeki ilişkileriyle belirlenen yeri. Ad soyundan kelimelerin birbirleriyle edatlarla ve fiillerle ilişkilerini belirleyen biçim, hâl.

Yazılma : Yazılmak işi.

Doldurulma : Doldurulmak işi.

Basılı : Basılarak yerleştirilmiş. Basımevinde basılmış (kâğıt, kitap vb.), matbu.

Formal : Baş örtüsünün arkadan bağlanışı.

Formal kuvvet serisi : Yakınsaklığı araştırılmadan açılımı yazılan ve kullanılan kuvvet serisi.

Formal potansiyel : [ formal potansiyel, E° ] Elektrot reaksiyonunda yer alan bütün türlerin analitik derişimlerinin birim olduğu ve çözeltideki diğer türlerin derişimlerinin bilindiği zamanki, elektrot potansiyeli; ortama bağlı elektrot potansiyeli.

Formal yük : Nötral bir atomun değerlik elektronlarından, aynı atomun bileşiğindeki elektronların (Lewis yapısında) çıkarılmasıyla elde edilen sayı.

Formaldehid : (kimya)

Formaldehid monomeri : (kimya)

Formalin : Formaldehitin sudaki(%37-%5 çözeltisi. (kimya) Formol. Formol çözeltisi.

Formalin pigmenti : Hücrelerin dışında bulunan hemoglobinin formalinle birleşmesi sonucu oluşan, uzun süre formalin çözeltisi içerisinde bekletilen kandan zengin doku örneklerinde oluşan çökelti. Kahverengi siyah veya yeşilimtırak siyah renkte, değişen büyüklüklerde ve köşeli granüller hâlinde görülür.

Formalitecilik : Formaliteci olma durumu.

Formaliteli : Formalitesi olan.

Form ile ilgili Cümleler

  • Sadece bir formaliteydi.
  • Daha sonra yapman gereken şey bu müracaat formunu doldurmak.
  • Formu imzaladığınızdan ve mühürlediğinizden emin olun.
  • Formda olmak çaba gerektirir.
  • Forma girmeye çalışıyorum.
  • Ali Mary'ye formalite icabı bir öpücük verdi.
  • Formda kalmak zorundasın.
  • Ali futbol formasını giyiyor.
  • Formda kalmak için ne yaparsın.
  • Çevre kirliliğinin bir sonucu olarak gölde hiç bir yaşam formu mevcut değil.
  • Başka hangi formları doldurmam gerekiyor.
  • Formu imzaladım.
  • Tom'un gizli formülünü biliyor musun?
  • Formu doldur.

Diğer dillerde Form anlamı nedir?

Almanca'da Form : n. Vordruck

Rusça'da Form : n. форма (F), подготовленность (F), бланк (M)