Permeate türkçesi Permeate nedir

Permeate ile ilgili cümleler

English: A bad smell permeated the room.
Turkish: Odaya kötü bir koku yayıldı.

Permeate ingilizcede ne demek, Permeate nerede nasıl kullanılır?

Permeated : Sızmak. Yayılmak. Sinmek. Geçmek.

Permeates : Nüfuz etmek. Süzmek. Geçen. Geçmek. İçine işlemek. Sinmek. Yayılmak. Süzüntü. Sızmak.

Permeating : Sinmek. Yayılmak. Sinen. Yayılan. Geçmek. Sızmak.

Permeation : Nüfuz. Süzme. Nüfuz etme. İçine işleme. Yayılma. Geçme. Geçirme. Gözenekten geçme. Sızma. Süzülme.

Permeations : Sızma. Süzülme. Gözenekten geçme. Süzme. Geçme. Yayılma. Nüfuz etme. Nüfuz. İçine işleme. Geçirme.

Permeable : Fizik, kimya, veterinerlik, jeoloji alanlarında kullanılır. Sıvı veya gazların geçişine izin veren özellikte olan. Geçirimli. Permeabl. Nüfuz edilebilen. Kimi yükün ya da özdecikleri içinden göçüren (zar). Geçirgen. Sıvıların geçmesine elverişli kayaç. Gözenek büyüklüğüne göre kimi sıvı ve gazları arasından geçiren (özdek). (sıvılar için) nüfuz etmeye açık.

Permeameter : Geçirimölçer. Doğuşturullukölçer. İrgitillikölçer. Demirmıknatıssal nesnelerin ortalama mıknatıssal geçirgenliğini ölçmeye yarayan aygıt. Permeametre.

 

Permeableness : Geçirgenlik.

Permeant : Geçirgen olma eğiliminde. Geçirgen. Geçebilen. Geçen.

Permeable membrane : Geçirgen zar.

İngilizce Permeate Türkçe anlamı, Permeate eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Permeate ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Circulates : Yayılmak (haber). Devridaim yapmak (motordaki sıvı). Tamim etmek. Dolaşmak (kan veya hava). Sürümde olmak (para). Dolaştırmak. Deveran etmek. Yaymak. Devirdaim olmak.

Distills : Saflaştırmak. Biçimlenmek. Süzülmek. Özünü almak. Ayrıştırmak. Özünü çıkarmak. Taktir etmek. Damlatmak. Damlamak. Damla damla akıtmak.

Indwelling : İşlemek. Oturtmak. Yerleştirmek. İkamet etmek. Kalıcı. Oturmak. Yerleşmek.

Empierce : Etkilemek. Sırrını anlamak. Delik açmak. Tesir etmek. Bıçaklamak. Delmek. İçyüzünü görmek. Delip geçmek.

Circulate : Devridaim yapmak (motordaki sıvı). Dolaşmak (kan veya hava). Devirdaim olmak. Tedavül etmek. Tamim etmek. Deveran etmek. Dolaştırmak. Devretmek. Yayılmak (haber).

The other : Öteki. Sonraki. Diğer. Başka. Sair. Öbür. Başka türlü. Gayri.

Pervade : Her tarafa yayılmak. Doldurmak. Yaygınlaşmak. Yayılmak (koku). Hakim olmak. İstila etmek. Sarmak. Her tarafına yayılmak. Kaplamak.

Perforating : Delikli yapmak. Perforans. Delik açma. Delikleme. Delmek. Delici. Delme.

Passing through : Başından geçmek. Arasından geçmek. İçinden geçmek. Çekmek.

Clarifies : Açık bir şekilde anlatmak. Arınmak. Berraklaştırmak. Açıklamak. Aydınlanmak. Açıklığa kavuşmak. Arıtmak. Temizlenmek. Açıklık getirmek.

Permeate synonyms : spiritise, spiritize, be current, be over, bests, be mentioned, diffuses, arborized, be out at grass, betters, contemplating, emanating, penetrate, perforates, duck, arborizing, incises, penetrates, riddle, clarified, offend deeply, clarifying, escaped, crouch, abates, perforate, effuses, beats, exude, crouch down, cringes, distill, influence.

 

Permeate ingilizce tanımı, definition of Permeate

Permeate kelimesinin İngilizce - İngilizce çevirisi (English to English) : Applied especially to fluids which pass through substances of loose texture. To penetrate and pass through without causing rupture or displacement. To pass through the pores or interstices of. As, water permeates sand.