Permeates türkçesi Permeates nedir

Permeates ingilizcede ne demek, Permeates nerede nasıl kullanılır?

Permeate : Nüfuz etmek. Süzüntü. Sızmak. Süzmek. İçine işlemek. Yayılmak. Geçen. Geçmek. Sinmek.

Permeated : Sinmek. Yayılmak. Sızmak. Geçmek.

Permeating : Yayılmak. Sızmak. Sinmek. Geçmek. Yayılan. Sinen.

Permeation : İçine işleme. Geçme. Nüfuz. Nüfuz etme. Sızma. Süzülme. Süzme. Yayılma. Gözenekten geçme. Geçirme.

Permeations : Geçirme. Geçme. Sızma. Süzme. Nüfuz etme. Yayılma. Gözenekten geçme. Nüfuz. İçine işleme. Süzülme.

Permeanent neurotoxic effect : Kalıcı nörotoksik etki. Amfetamin ve metilamfetamin gibi bazı ilaçların yüksek dozda uzun süreli verilmesi sonucu yaptığı, striatal dopaminerjik sinir uçlarıyla hipokampus, amigdala, serebral korteks ve sıtriatumdaki seratonerjik sinir uçlarını tahrip etmesiyle oluşan etki.

Permeability : Bir zarın, iki tarafında bulunan maddeleri bir taraftan diğer tarafa geçirebilme yeteneği, permeabilite. Geçirimlilik. Geçirgenlik. Bir zarın, iki tarafında bulunan maddeleri bir taraftan diğer tarafa geçirebilme yeteneği. permeabilite. Permeabilite. Nüfüs edilebilirlik. Geçirilgenlik. Bir özdek içinde oluşturulan mıknatıssal akımın, nuknatıslayıcı kuvvete oranı. basınçlı bir uçunun gözenekli bir özdekten sızım hızı. Biyoloji, coğrafya, fizik, kimya, madencilik alanlarında kullanılır. Su geçirgenliği.

 

Permeance : Manyetik iletkenlik. Geçirme. Permeans. Özgeçirgenlik.

Permeameter : Doğuşturullukölçer. Permeametre. İrgitillikölçer. Geçirimölçer. Demirmıknatıssal nesnelerin ortalama mıknatıssal geçirgenliğini ölçmeye yarayan aygıt.

Permeableness : Geçirgenlik.

İngilizce Permeates Türkçe anlamı, Permeates eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Permeates ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Exceeder : Çok ileri giden. Haddini aşan. Aşan. Üstün olan. İfrata kaçan. Başkalarını geçen.

Crouch down : Çömmek. Çömelmek. Sığınmak.

Effuses : Taşırmak. Dökmek. Sızdırmak. Dışarı akıtmak. Taşmak. Akmak. Açılmak. Yaymak.

Cringed : El etek öpmek. Korkuyla çekilmek. Kuyruk sallamak. Yaltaklanmak. Korkuyla eğilmek. Korkudan sinmek. Yalakalık yapmak. Yaltaklık etmek. Köpeklenmek.

Bolted : Sürmeli. Cıvata ile tutturulmuş. Elemek. Cıvata ile tuttur. Çiğnemeden yutmak. Sürgülü. Tıkınmak. Fırlamak. Tülbentten geçirmek.

Beat : Volta vurmak. Yuvasından çıkarmak (av). Alt etmek (argo terim). Darbe. Dövmek. Çarpma. Vurma sesi. Yenmek. Açmak (yol). Sıklıkları yakın iki dalganın girişimi ile oluşan ve sıklığı, sıklıklar çıkarımına eşit olan dalga.

The former : Kalıpçı. Önceki. İlk bahsedilen. İlk. Evvelsi. Gövde uçak. İlk söylenen. Öncel. Biçimlendirici.

Imbue : Dolduruşa getirmek. Boyamak. Doldurmak. Emdirmek. Kafasına sokmak. Aşılamak. Telkin etmek.

 

Blow over : (ilgisi) bitmek. Unutulmak. (ilgisi) dağılmak. Sona ermek. Bitmek. Dinmek (fırtına). (ilgisi) sönmek. Dinmek. Sorunsuz atlatmak.

Invade : Zaptetmek. Tecavüz etmek. Basmak. Saldırmak. İhlal etmek. Akın etmek. Hücum etmek. Baskın yapmak. İstila etmek. İçini kaplamak.

Permeates synonyms : spiritise, spiritize, effect painfully, crouched, ducked, effused, leach, supernatant, leaches, decant, exuded, arborized, interpenetrate, be out at grass, crept, clarifies, escapes, perforates, clarifying, late, indwells, creep, drains, escaped, penetrates, effuse, indwell, arborise, duck, betters, transitive, abates, filtrate.