Pertinent türkçesi Pertinent nedir

Pertinent ile ilgili cümleler

English: Ali asked a few pertinent questions.
Turkish: Ali birkaç ilgili soru sordu.

English: He was impertinent to his father.
Turkish: O, babasına karşı küstahtı.

English: It's not pertinent.
Turkish: Uygun değil.

English: Don't be impertinent.
Turkish: Haddini aşma.

English: Do you think this is pertinent?
Turkish: Bunun uygun olduğunu düşünüyor musun?

Pertinent ingilizcede ne demek, Pertinent nerede nasıl kullanılır?

Be pertinent to : İle ilgisi olmak. İlgili olmak. İle ilgili olmak. İlgisi olmak.

Pertinently : Geçerli bir şekilde. İlgili bir biçimde.

Be impertinent : Haddini aşmak. Haddini bilmemek.

Become impertinent : Cıvımak.

Impertinent : İlgisiz. Saçma. Kendini bilmez. Densiz. Kaba. Saygısız. Her şeye burnunu sokan. Münasebetsiz. Yersiz. Terbiyesiz.

Impertinencies : Küstahça veya arsızca davranış. Yersizlik. Terbiyesizlik. Uygunsuzluk. Küstahlık. Arsızlık. Yakışmama durumu. İlgisizlik. Uymazlık. Yakışmazlık.

Pertinacious : Azimli. Sebatlı. Kararlı. Direngen. Israrcı. İnatçı. Yapışkan (kişi).

Pertinency : Uygunluk.

Impertinence : Münasebetsiz iddiaların ileri sürülmesi. Laubalilik. Küstahlık. Edepsizlik. Saygısızlık. Terbiyesizlik. Münasebetsizlik. Densizlik. Sululuk. Şımarıklık.

 

Impertinency : İlgisizlik. Küstahça veya arsızca davranış. Yersizlik. Saygısızlık. Yakışmama durumu. Uymazlık. Terbiyesizlik. Kabalık. Yakışmazlık. Arsızlık.

İngilizce Pertinent Türkçe anlamı, Pertinent eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Pertinent ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Connected : Akraba. Aktarmalı. -e ait. İlişkili. Birleşik. Yakın. Bağlanmış. Bağlı.

Apropos : -e ait. İle ilgili. Sırası gelmişken. Zamanı gelmişken. Tam zamanında. Hakkında.

Eligible : Muvafık. (evlilik için) uygun. Nitelikli. Seçilebilir. Bekar. Haklı. Uygun şartlara sahip.

Appropriating : Ayırmak. Tasarruf etmek. Özelleştirmek. Kendine maletmek. Mülk edinmek. İç etmek. El koymak. Tensip etmek.

Curious : İlginç. Garip. Meraklı. Görülmemiş. Bilmek isteyen. Herkesin işine karışan. Ender. Tuhaf. Her şeye burnunu sokan. Mütecessis.

Living : Yaşama. Geçim yolu. Sağ. Hayat. Yaşam standardı. Oturma. Ekmek parası. Yaşamak için gerekli araçları sağlama işi. krş. geçim darlığı. Canlı. Yaşam tarzı.

Accordant : Ahenkli. Uyumlu. Kabul eden.

Agreeable : İyi. Makbul. Hazır. Hemfikir. Kabul edilebilir. Hoşa giden. Uzlaşmacı. Mutabık. Razı.

Assoc : Birleşik. Birleşmiş. Bağlantılı.

Pertinent synonyms : apposite, comme il faut, apt, due to, braw, admissible, in use, answerable, in effect, far out, effective, interested, in force, congruous, appropriates, assignor, conformable, applicable, advisable, anent, allowable, attached, involved, condign, acceptable, agreeable to, associated, concerned, adjusted, current, apter, congruent, adaptable.

 

Pertinent zıt anlamlı kelimeler, Pertinent kelime anlamı

Irrelevant : Yersiz. İpe sapa gelmez. İlgisiz. Mevzu dışı. Alakasız. Konu dışı. Önemsiz. Rabıtasız.

Malapropos : Yersizlik. Uygunsuz. Yersiz. Edepsiz. Uygunsuzluk. Yakışıksız. Uygunsuzca. Yersiz biçimde. Münasebetsiz.

Pertinent ingilizce tanımı, definition of Pertinent

Pertinent kelimesinin İngilizce - İngilizce çevirisi (English to English) : As, pertinent illustrations or arguments. Fit or appropriate in any way. Relevant. Material. Belonging or related to the subject or matter in hand. Adapted to the end proposed. Pertinent evidence. Apposite.