Pierced türkçesi Pierced nedir

Pierced ile ilgili cümleler

English: She pierced her own nose.
Turkish: O, kendi burnunu deldi.

English: Ali got his left ear pierced.
Turkish: Ali sol kulağını deldirdi.

English: Tom has a pierced ear.
Turkish: Tom'un delinmiş bir kulağı var.

English: A bullet pierced the helmet.
Turkish: Bir mermi miğferi deldi.

English: The pin pierced his finger and it began to bleed.
Turkish: İğne onun parmağına battı ve kanamaya başladı.

Pierced ingilizcede ne demek, Pierced nerede nasıl kullanılır?

Being pierced : Delinmiş olma. Gözenek açılmış olma. Delik açılmış olma. Delikli olma. Delinme.

Box pierce q test : Box-pierce q sınaması.

Box pierce statistic : Box-pierce istatistiği.

Box pierce test : Box-pierce sınaması.

Pierce : Etkilemek. Delik açmak. Delip geçmek. İçine işlemek. Oymak. Delmek. Bıçaklamak. İçinden geçmek. İşlemek. Nüfuz etmek.

Empierce : Nüfuz etmek. Tesir etmek. Etkilemek. Delik açmak. Bıçaklamak. Delip geçmek. Delmek. İçine işlemek. İçyüzünü görmek. Sırrını anlamak.

Armour piercing : Zırh delici. Zırhı delen. Zırh delen. Zırh delme (mermi için).

Armor piercing : Zırh delen.

Piercing and sucking type : Delip emici tip. İki kanatlılarda (diptera) görülen ve delip emmeye uygun bir biçimde değişmiş olan ağız parçası.

 

Piercing : Tiz. Delen. Delme. Delici. Sert. Keskin. Delip geçen. Pirsing. (soğuk) içe işleyen. Oyma.

İngilizce Pierced Türkçe anlamı, Pierced eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Pierced ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Impales : Gömülmek. Kazığa oturtmak. Kazıklamak. Kazık sokmak. Kazığa vurmak.

Penetrate : Girmek. Anlamak. Dalmak. İçine işlemek. Sızmak. Sokulmak. İyice anlamak. İçine girmek. İyice kavramak.

Holey : Deliklerle dolu. Delikli.

Broaches : Açmak. Açmak (bir konuyu). Çekmek. Şiş. Şişlemek. İleri sürmek. Konuya girmek. Del.

Pass through : Arasından geçmek. Arasından geçirmek. (zor bir dönemden vb) geçmek. Çekmek. Düz geçiş. Başından geçmek. İçinden geçirmek.

Cavum : Satır başı boşluğu. Boşluk, boş yer, kovuk, oyuk, çukur. Kavum. Boşluk oyuk.

Boring : Usandırıcı. Sıkıcı. Bıktıran. Sondaj. Tuzsuz. Can sıkıcı. Bıktırıcı. Boğucu. Bayıcı.

Diffuses : Dağıtmak. Yayılmak. Dağılmak. Dağılma. Neşretmek. Dökmek. Yaymak. Gereksiz ayrıntılı. Karıştırmak.

Broached : İleri sürmek. Açmak.

Honeycombs : Petek şeklinde yapmak. Gömeç. Petek. Börkenek. Bal peteği. Beton yüzeyinde tanelilik. Arı dalağı. Balpeteği. Delik deşik etmek.

Pierced synonyms : commit, broaching, dig a hole, traverse, farms, punctured, honeycomb, engraves, leaches, bored, brand, incises, farm, indwell, interpenetrate, dig into, engrave, perforates, brands, aperture, perforated, impenetrate, burrow, burrowed, lancinate, transfixed, slotted, eyehole, influence, holing, leach, burrowing, blowout.

 

Pierced zıt anlamlı kelimeler, Pierced kelime anlamı

Uncut : İşlenmemiş. Budanmamış. Kısıtlanmamış. Biçilmemiş. Kesilmemiş. Kısaltılmamış. Ham (elmas). Yontulmamış. (film vb) kısaltılmamış. Hiçbir bölümü çıkarılmamış (kitap veya oyun veya film).

Pierced ingilizce tanımı, definition of Pierced

Pierced kelimesinin İngilizce - İngilizce çevirisi (English to English) : Entered. Perforated. Penetrated.