Playing field türkçesi Playing field nedir

Playing field ingilizcede ne demek, Playing field nerede nasıl kullanılır?

Playing : Çalma. Okuyor. Oyun. Oynama. Oynanmak üzere yazılan bir yapıtın sahnede tiyatro sanatçıları tarafından oynanması. Oynak. Oynayan. Yürütülüyor. Okunuyor.

Field : Futbol, bilgisayar, bilişim, coğrafya, fizik, sinema, televizyon alanlarında kullanılır. Top atmak (kriket). Otlak. Çerçevenin en üst satırından en alt satırına kadar yatay taramanın tümü. Arazi. Tarım coğrafyasında, dar anlamıyla "sürülen, ekilen" toprak. Saha. Çayır. Bir araştırma konusu ya da sorununun taşıyıcısı olan ve belli ayrıtları bulunan gözlem birimlerinden oluşmuş araştırma evreni ya da bu evrenin içinde gözlendiği gerçek yaşam bağlamı. Oyun alanı.

Playing card : Oyun kağıdı. İskambil kağıtları. Oyun kağıtları. İskambil. İskambil kağıdı.

Playing contract : Bir piyesin, bir tiyatro oyununun oynanması için yazarı ile tiyatro yetkilileri arasında yapılan sözleşme. Oyun sözleşmesi.

Playing court of basketball : Sepettopu oyununun oynandığı alan. bu alan kapalı bir salonda olduğu gibi açık havada da bulunabilir. dikdörtgen biçiminde, engelsiz sert bir yüzey olup çizgileri iç kenarlarından ölçüldüğünde, uzunluğu 26, genişliği ise 14 metredir. Sepettopu alanı.

 

Playing media clips : Ortam klipleri yürütme.

İngilizce Playing field Türkçe anlamı, Playing field eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Playing field ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Arena : Arena. Wisconsin eyaletinde yerleşim yeri. Bir sirkte gösterilerin yapıldığı alan. Meydan. Roma imparatorluğu döneminde açık havada yapılan gösteriler için yapılmış geniş, çoğu kez değirmi biçimde oyun yeri. seyircilerin ortasında oyun yeri olan çevreli tiyatro'nun büyüğü. Saha. Sahne. Mücadele alanı.

Field : Top atmak (kriket). Çerçevenin en üst satırından en alt satırına kadar yatay taramanın tümü. Çayır. Alan. Arazi. Tarım coğrafyasında, dar anlamıyla "sürülen, ekilen" toprak. Futbol, bilgisayar, bilişim, coğrafya, fizik, sinema, televizyon alanlarında kullanılır. Ayaktopu oyununun oynandığı, uzunluğu en az 90, en çok 120, genişliği ise en az 45, en çok 90 m. olan toprak ya da çimle kaplı düz yer. Bir özdeğin, bir mıknatısın ya da bir elektrik yükü'nün çevresinde uyarılan kendini kuvvet etkisi ile belli eden yönleçsel, doğabilimsel nicelik.

Acting style : Oyunun oynandığı yer, oyunun oynandığı düzeyin tümü.

Stage area : Oyunun oynandığı alan ya da yükselti.

Playfield : Spor alanı. Eğlendirici ve dinlendirici etkinlikler için genellikle okul bahçesinin bir bölümünde ayrılan, uygun araç ve gereçlerle donatılan yer. 2-okulda beden eğitimi çalışmalarının, özellikle oyun ve spor gibi etkinliklerin yapıldığı alan.

Playgrounds : Okul bahçesi. Oyun alanları. Oyun bahçesi.

 

Playground : Çocuk oyun alanı. Çocuk parkı. Çocukların oyun alanı. Kentlerde oturma alanlarına yakın, taşıt gidiş gelişine kapalı, çocukların oynamaları için türlü gereçlerle donatılmış açık ve yeşil alan türü. Okul teneffüs avlusu. Oyun yeri. Okul bahçesi. Park.

Acting area : Oyunun oynandığı alan ya da yükselti.

Field of play : Ayaktopu oyununun oynandığı, uzunluğu en az 90, en çok 120, genişliği ise en az 45, en çok 90 m. olan toprak ya da çimle kaplı düz yer.

Playing field synonyms : sportsfield, recreation ground.