Playtime türkçesi Playtime nedir

Playtime ile ilgili cümleler

English: Playtime is over, Dan.
Turkish: Teneffüs bitti, Dan.

Playtime ingilizcede ne demek, Playtime nerede nasıl kullanılır?

Playtimes : Oyun zamanı. Fazla. Teneffüs.

Plaything : Oyuncak gibi kullanılan kimse. Oyuncak. Eğlence.

Playthings : Eğlence. Oyuncak. Oyuncak gibi kullanılan kimse.

Gotobutton destination displaytext : Gitdüğmesi hedef görünümmetni.

Play a part : Payı olmak. Rol almak. Rol oynamak. Bir rolü oynamak. Rol yapmak. Yer almak. Katılmak.

Play a role : Rol yapmak. Rol oynamak. Payı olmak.

Play back : Kayıttan dinlemek. Yeniden çalmak. Tekrarlamak. (plak vb) yeniden çalmak. Banttan çalmak. Geriden çalmak.

Play by ear : Kafasına göre hareket etmek veya karar vermek. İçinden geldiği gibi hareket etmek veya karar vermek. Notasız çalmak. Doğaçlama hareket etmek veya karar vermek. Olanlara ayak uydurmak. Duruma göre hareket etmek. O an canı nasıl istiyorsa veya plansız hareket etmek veya karar vermek.

Play both ends against the middle : İkili oynamak. İki zıt grubun mücadelesinden nemalanmaya çalışmak. Kendi çıkarı için başkalarını birbirine düşürmek. Şeytana külahı ters giydirmek. Birbirine düşürmek. İki zıt grubun mücadelesinden avantaj devşirmek. Şeytana külahını ters giydirmek.

 

Play apparatus : Oyun araçları. Oyun sırasında çocukların kullandıkları ve yararlandıkları araçlar.

İngilizce Playtime Türkçe anlamı, Playtime eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Playtime ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Inhalation : (buhar halindeki ilacı) içine çekme. Solukla içeriye çekme. Ciğerlerine çekme. İnhalasyon. Buğu, gaz veya ufak damlacıklar durumuna getirilmiş sıvıların solukla alınması. Soluma. İçine çekme. Nefes alma. Temiz havayı ağız ya da burun yolu ile ciğerlere doldurma.

Breathing : An. Solunum. Tümselme. Vücuda oksijen alınıp karbondioksit verilmesi mekanizması. Soluk alıp verme. Söyleme. Hasret. Nefes alma. Teneffüs etme. Biyoloji, jimnastik, sinema, televizyon alanlarında kullanılır.

Breathings : Soluma. Soluk. Hasret. Söyleme. Nefes alma. Teneffüs etme. Nefes. Soluk alma. An.

Ex : Sız. Siz. Tamamen. Eski. -sız. Önceki. Den dışarı. -de teslim. (yapmaktan) vazgeçmek.

Heartily : Candan. İçtenlikle. Çok. Cesaretle. Aşırı derecede. İştahla. Fazlasıyla. İstekle. Gayretle.

Break : Tutmamak. İhlal etmek. Koparmak. Kesme. Tan. Bozdurmak. Fırsat. Kontrol etmek. Şafak vakti. Mola.

Excess : Çok fazla. Tecavüz. Taşkınlık. Haddinden fazla. Ölçüsüz. Aşırıya kaçma. Abartı. İlave. Aşırılık. Ölçüsüzlük.

Interlude : Rönesansta iki oyun ya da gösteri arasında oynanan müzikli ve mitolojik oyun. bir büyük oyunda yapıtla ilgili kısa bölüm. Perde arası. Ara. Ara faslı. Ara oyunu. Büyük bir oyunun sahneleri arasına konulan, gösterilen oyundaki gelişmeyi anlamlandıran kesim. rönesans dönemi'nde iki oyun ya da gösteri arasında oynanan müzikli mitologya konulu oyun. İnterlüd. Ara ünsüz kümesi.

 

Playtime synonyms : playday, leisure time, playtimes, breathing time, no end of, inhalations, extra, much, excrescences, considerable, chuffing, excrescence, de trop, excesses, above, excessive, leisure, adscititious, respirations, detrop, recreations, recreation.

Playtime ingilizce tanımı, definition of Playtime

Playtime kelimesinin İngilizce - İngilizce çevirisi (English to English) : Time for play or diversion.