Positioned türkçesi Positioned nedir

Positioned ingilizcede ne demek, Positioned nerede nasıl kullanılır?

Absolute positioned objects : Mutlak konumlu nesneler.

Absolute positioned paragraph : Mutlak konumlu paragraf.

Fixed positioned oject : Sabit konumlu nesne.

Well positioned : Sağlam konumlandırılmış. İyi konumlandırılmış.

Propositioned : Teklif. Önerme. Öneri. Sorun. Mesele. Uygunsuz teklifte bulunmak. Teklif etmek. Kaziye. Uygunsuz teklif. Cümle.

Position of the fulcrum : Destek noktası. Destek çekidi.

Valve positioner : Vana konumlandırıcı. Valf konum regülatörü. Vana konumlayıcısı.

Position lights : Seyir ışıkları.

Position finder : Kestirme aleti. Yön bulucu. Yer belirleyici. Konum belirleyici.

Position effect : Pozisyon etkisi. Genetik materyalin lokasyonunda bir değişikliğe neden olmadan bir genin ya da genetik bölgenin etkisi ile oluşan fenotipik değişiklik.

İngilizce Positioned Türkçe anlamı, Positioned eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Positioned ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Plots : Kroki üzerinde göstermek. Grafiğini çizmek. Plan üzerinde işaretlemek. Konular. Planını çıkarmak. Kumpas kurmak. Parsellemek.

 

Plotted : Kroki üzerinde göstermek. Planını çıkarmak. Plan üzerinde işaretlemek. Parsellemek. Grafik içine koyulmuş veya yerleştirilmiş. Çizilmiş. Kumpas kurmak. Grafiğini çizmek.

Affix : Yapıştırmak. Basmak (damga). İliştirmek. Yapıştırmak (pul). Eklemek. Son ek veya ön ek. Takmak. Pul yapıştırmak.

Localises : (genetik) –in yerini tanımlamak. Belirli bir yer ile sınırlandırmak. Birşeyin (belirli bir yerden) çıkmasını önlemek. Saptamak. Belirli bir yere toplamak. Yerini saptamak. Yerelleştirmek. Mekansallaştırmak. Belirli bir yere sınırlamak. Dna dizisi içinde belirli bir genin yerini belirlemek (ayrıca localize).

Elapse : Akıp gitmek. Akmak. Geçmek (zaman). Geçmek. Zaman geçmek. (zaman) geçmek. Vaktin geçmesi. Zamanın geçmesi. Geçen zaman.

Half staff : Ölen birine karşı saygı gösterme veya imdat çağırı işareti olarak bayrağı yarıya indirme. Bayrağı yarıya indirme. Yarıya indirilmiş bayrak.

Establishes : Kurmak. Belirlemek. Oluşturmak. Tesis etmek. Kanıtlamak. Saptamak. Yapmak. Kabul ettirmek.

Closured : Kapanım. Kötü bir şeye son verme. Kapatma. Kapanma. Oylamaya geçmek. Kapatıcı. Kapama.

Anomaly : Acayibat. Aykırılık. Uymazlık. Bozukluk. Sapıklık. Anomi. Anormallik. Kaidesizlik. Bilinen kural ya da kuramlara uymayan sonuç, gözlem vb. Anomali.

Deposit : Bankaya yatırmak. Gümrük vergileri karşılığı önödence alma. Depozit olarak vermek. (tortu) bırakmak. (kapora) vermek. Güvenmelik. Depozito vermek. Emanet etmek. Güvende tutmak veya faiz geliri elde etmek amacıyla banka veya benzeri kuruluşlara yatırılan para. krş. vadeli mevduat, vadesiz mevduat. Tortu bırakmak.

Positioned synonyms : pole position, military position, stand, localizes, locate, installed, squared, domiciling, right, laid, vantage, elapses, localize, fixed on, rear, embed with, implanted, billet, post, appoint, localising, domicils, point, domiciliate, located, plot, lead, domicile, draw out, adhibit, place, appoints, line.

 

Positioned zıt anlamlı kelimeler, Positioned kelime anlamı

Front : Ön. Önderlik etmek. Önle ilgili. Yaygın ve etkin politik hareket. Önünde bulunmak. Sahnenin seyirciye açılan yanı, cephe. Ön taraf. Önde yer alan. -in karşısında olmak. Paravana.

Right : Tam. Doğrudan doğruya. Cidden. Doğru. Haklı. Yolunda. Tam olarak. Sağda. Çeki düzen vermek. Telafi etmek.

Back : Ciro etmek. Geride. Sırt. Arka. Geriye. Gövdenin, ense ile kuyruksokumu arasındaki ve ayrıca cimnastikte bir devinim grubunun alanı olan bölümü. Kasalı çalgılarda kasanın arka tarafında kalan ve genellikle birbirine yapıştırılmış iki simetrik parçadan oluşan ağaç tabakası. Bir takımda savunma katını oluşturan ve kalecinin önünde yer alan oyunculardan her biri. Arkalık. Geri.

Positioned antonyms : high status, low status, left, dominant, upper class, middle class, subordinate, lower class.