Poverty reduction and growth facility türkçesi Poverty reduction and growth facility nedir

  • Yoksulluğu azaltma ve büyüme kolaylığı.
  • İktisat alanında kullanılır.
  • Uluslararası para fonu tarafından düşük gelirli üye ülkelere düşük faizli kredi sağlayarak yoksulluğu azaltmak ve büyümelerini artırmak amacıyla 1999 yılında yaratılan kredi mekanizması.

Poverty reduction and growth facility ingilizcede ne demek, Poverty reduction and growth facility nerede nasıl kullanılır?

Poverty : Kişi veya ailenin belli bir gelir düzeyinin altında kalıp, yiyecek, güvenli içecek su, sağlık, barınma, eğitim gibi temel gereksinimlerini karşılayamaması durumu. Mahrumluk. Parasızlık. Düşkünlük. Yetersizlik. Sefalet. Haybet. Zaruret. Yoksulluk. Mutlak yoksulluk.

Reduction : Yerine oturtma (medikal tıp terimi). Ayırma. Dış indirim. Alacaklı indirimi. Azaltma. Ergime. Tenzilat. Gümrük bildirmeliklerinde yer alan verginin, yasanın verdiği yetkiye dayanılarak, hükümetçe daha aşağı bir düzeye indirilmesi. (bu terim, ödün yerine de kullanılmaktadır.). Haline getirme. Kimyasal bir olay sırasında bir maddenin bileşimindeki hidrojen miktarının artırılması veya oksijen miktarının azaltılması, bir atom veya iyona bir elektron eklenmesi, redüksiyon.

And : Sonra. Ma. İle. Daha sonra. Hem... hem de. Ve bu yüzden. Da... da... ya da de... de. Ayrıca. Ve. -bundan dolayı.

 

Growth : Nema. Sürgün. İnkişaf. Geliştirme. Yükseliş. Büyümüş şey. Kaynak. Ur. Büyüme. Ürün.

Facility : Vasıta. İstidat. Olanak. Yararlı her türlü kuruluş. Rahatlık. Tesisat. Elverişlilik. Fırsat. Yetenek. Her türlü şey.

İngilizce Poverty reduction and growth facility Türkçe anlamı, Poverty reduction and growth facility eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Poverty reduction and growth facility ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Abolition of forced labour convention : Zorla ya da zorunlu çalıştırmanın herhangi bir biçiminin siyasal zorlama ve eğitme, siyasal ya da ideolojik görüşlerin açıklanması nedeniyle cezalandırma, işgücünü harekete geçirme, çalışma disiplinini sağlama, ayrımcılık ve işbırakımını, katılanları cezalandırma aracı olarak kullanılmasını yasaklayan, 1957 yılında kabul edilen temel uluslararası çalışma sözleşmelerinden birisi. Zorla çalıştırmanın yasaklanması sözleşmesi.

A shift in supply : Üreticilerin mal sunumunu etkileyen fiyat dışındaki değişkenlerde ortaya çıkan değişme sonucu sunumun artması veya azalması diğer bir deyişle sunum eğrisinin sağa (aşağıya, güneydoğuya) veya sola (yukarıya, kuzeybatıya) kayması. krş. sunumun sağa kayması, sunumun sola kayması. Sunum kayması.

Ability rent : Yetenek rantı. Özel yeteneklere sahip olan kişilerin üretime katkılarının üstünde elde ettikleri kazanç fazlası. krş. kıtlık rantı.

Ability to pay principle : Vergilemenin bireylerin ödeme gücüne uygun bir biçimde yapılması gerektiğini ifade eden bir vergileme ilkesi. kaynağı bol olanların kamu projelerine daha fazla katkı vermesi gerektiği ilkesi. Ödeme gücü ilkesi.

 

A shift in individual demand : Bir tüketicinin bir mala olan istemini etkileyen fiyat dışındaki diğer değişkenlerde ortaya çıkan bir değişme sonucu bireysel istemin artması veya azalması, diğer bir deyişle bireysel istem eğrisinin sağa (yukarıya, kuzeydoğuya) veya sola (aşağıya, güneybatıya) kayması. Bireysel istem kayması.

A type mutual funds : A tipi yatırım fonu ortaklığı. A tipi yatırım fonu. Ağırlıklı olarak hisse senetlerinden oluşan ve iç tüzüklerinde (esas sözleşmelerinde) asgari sınırları belirtilmek koşuluyla, portföy değerinin en az % 25’ini özelleştirme kapsamına alınan kamu iktisadi teşebbüsleri dahil türkiye’de kurulmuş ortaklıkların hisse senetlerine bağlanmış olan uzun vadeli yatırım fonu.

Ability to pay approach : Bireylerin, devlet harcamalarının finansmanına, elde ettikleri gelir düzeyiyle orantılı olarak vergilendirilmeleri yoluyla katılmalarını ifade eden ve adam smith tarafından geliştirilen vergileme yaklaşımı. krş. yararlanma yaklaşımı. Güç yaklaşımı.

A change in individual demand : Bireysel istem kayması. Bir tüketicinin bir mala olan istemini etkileyen fiyat dışındaki diğer değişkenlerde ortaya çıkan bir değişme sonucu bireysel istemin artması veya azalması, diğer bir deyişle bireysel istem eğrisinin sağa (yukarıya, kuzeydoğuya) veya sola (aşağıya, güneybatıya) kayması.

Abnormal budget expenditures : Olağanüstü bütçe gideri. Olağanüstü bütçenin giderleri.

A change in demand : Tüketicilerin bir mala olan istemini etkileyen fiyat dışındaki diğer değişkenlerde ortaya çıkan bir değişme sonucu istemin artması veya azalması diğer bir deyişle istem eğrisinin sağa (yukarıya, kuzeydoğuya) veya sola (aşağıya, güneybatıya) kayması. İstem kayması.

Poverty reduction and growth facility synonyms : abnormal budget receipts, a pass through certificate, abnormal budget, a group shares, a shift in demand, a change in supply.