Practises türkçesi Practises nedir

Practises ingilizcede ne demek, Practises nerede nasıl kullanılır?

Practise usury : Tefecilik yapmak.

Rifle practise : Atış eğitimi. Tüfek atış eğitimi.

Practise : Alışkanlık haline getirmek. Entrika çevirmek. Pratik yapmak. Yapmak. Gerçekleştirmek. Etmek. Adet edinmek. Bkz.practice. Alıştırma yapmak. Uygulamak.

Practised : Yetenekli. Tecrübeli. Pratik yapmış. Deneyimli. Becerikli. Çalışarak geliştirilmiş. Hünerli.

Unpractised : Deneyimsiz. Acemi. Denenmemiş. Tecrübesiz. Pratiği olmayan. Geçersiz.

Practicabilities : Pratiklik. Kullanışlılık. İcra yeteneği. Uygulanabilirlik. Yapılabilirlik.

Practicableness : Kullanışlılık. Elverişlilik.

Practical arts : İş bilgisi. Ortaokul öğrencilerine gündelik yaşayışlarında yararlanacakları beceri ve alışkanlıkları kazandırmak amacıyla ve genellikle cinsel ayrılıklar göz önünde tutularak okutulan ticaret işleri, tarım işleri, el işleri ve ev işlerinden oluşan ders topluluğu.

Practical experiences : Bir şeyi kolaylıkla, ustaca yapabilme bilgileri. Uygulama bilgileri. Pratik.

 

Practical : Kılgısal. İş içinde ya da uygulamada eylemli olarak edinilen deneyim, bilgi ve beceri. Eğitim, iktisat alanlarında kullanılır. Uygulamalı. Denence(li). Yalnız düşünce alanında kalmayıp eyleme dönüşen, uygulanabilen. Sahne üzerinde değişik düzey elde etmek için çeşitli yükseklikte yapılan düzey. Yükselti. Yalnız düşünce alanında kalmayıp işe dönüşen, tatbiki, pratik, ameli.

İngilizce Practises Türkçe anlamı, Practises eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Practises ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Play politics : Siyasi çıkarlarına göre davranmak.

Commit : İşlemek. İşlemek (suç vb). Vaat etmek. Kalkışmak. Taahhüt etmek. Komisyona sunmak. Söz vermek. Teslim etmek.

Practising : Pratik yapma. Temrin.

Connived : Gizlice işbirliği yapmak. Arkasından gizlice iş çevirmek. Göz yummak. Görmemezlikten gelmek. Hoş karşılamak. Suç işlemek üzere gizli işbirliğinde bulunmak. Hoşgörmek. Suç ortağı olmak. Hoş görmek.

Cannibalism : Kendi türünü yeme. Kanibalizim. Açlık ve besin yokluğu nedeninden daha çok büyüsel ve kuttörensel amaçlarla insan eti yeme. a. bk. akraba yamyamlığı, ölü yeme. Kanibalizm. Kannibalizm. Yamyamlık. Kanatlıların değişik stres faktörlerine bağlı olarak tüy çekmesi, baş, boyun, ibik ve kloakayı gagalama alışkanlığı kazanması sonucu birbirlerini öldürmeleri biçiminde ortaya çıkan bir yetiştirme problemi, tüy çekme, tüy yeme, çakma, kanibalizim.

Usage : Muamele. Görenek. Alışkı. Kullanma. İşlem. Usul. Adet. Kullanım. Teamül.

Actions : Amal. Çarpışma. Eylem. Eylemler. Faaliyet. Dava. Etki. Davranış. Amel. Hareket.

 

Formalism : Biçimselcilik. Formalizm. Eğitim, tiyatro, sosyoloji alanlarında kullanılır. Şekilcilik. Toplumsal olguların anlamlarına bakmadan, yalnız biçimlerine, yapılarına, kurallarına ya da ilişkilerine önem veren öğreti ve uygulama. başlangıçta kendilerine verilen anlamı artık taşımayan kurallara uymayı sürdürme tutumu. Bir iş ya da süreci, bir gidiş ya da uygulamayı düzenleyici biçimsel kurallara bağlama. Biçimlerin güzelduyusal ve sanatsal yönden ön plana alındığı anlayış. 1915-1930 yılları arasında rusya'da ortaya çıkan, yapıtları kendi başına bir dizge kabul ederek öğeleri, aralarındaki başlantılara göre irdeleyen, bugünkü yapısalcılık akımının gelişmesine katkıda bulunmuş bir àkım. Biçimcilik. Biçimlerin estetik ve artistik yönden ön düzeye alındığı anlayış. Bilginin özü ve içeriği yerine biçimine önem veren, bilimlerde, özellikle matematikte, doğruların saymaca ilişkiler üzerine kurulduğunu, birtakım simgelerin tanımlarına dayandığını ve bu doğruların bütünüyle biçimsel olduğunu ileri süren soyutlayıcı bir düşünce yolu.

Drill : Özellikle dolgu yapmak için diş üzerinde gerekli kanal açma veya bazı diş kırıklarında arzu edilen düzeltmeleri yapma gibi işlemlere yardımcı olan ve değişik uçları bulunan yüksek devirli elektrikle çalışan aygıt. Matkap. Matkapla delmek. Cerrahi matkap. Frez. Herhangi bir işte kendiliğinden ve hızla doğru sonuca ulaşmayı öğrencilere kazandırmayı amaçlayan öğretim etkinliği. beden çalışmalarında temel becelerilerin elde edilmesi ve bu becerilerin pekiştirilmesi için yapılan yineleme işi. Makine ile tohum ekmek. Alıştırma yaptırmak. Talim.

Colluding : Dolap çevirmek (argo terim). Gizlice anlaşmak. İştirak etmek. Tezgah hazırlamak. Dolandırma amacıyla üçüncü bir şahısla gizli anlaşma yapmak. Tuzak. Göz yummak.

Practises synonyms : do work, shamanise, papism, occult arts, ornamentalism, systematism, shamanize, biologism, builds, popery, calisthenics, endeavours, see life, performances, dust off, bring out, acquit oneself, cost, achieved, architect, custom, effecting, completing, naturism, lynch law, uses, deploying, amount to, demurring, practice, carry on, costs, machinate.

Practises zıt anlamlı kelimeler, Practises kelime anlamı

Inactivity : Durgunluk. Tembellik. Tesirsizlik. Hareketsizlik. Üşengeçlik. Etkisizlik. Avarelik.

Inexperienced : Acemi. Tecrübesiz. Ham. Çaylak. Görgüsüz. Deneyimsiz. Toy. Dünkü.