Precessing türkçesi Precessing nedir

Precessing ingilizcede ne demek, Precessing nerede nasıl kullanılır?

Precession : Yalpa. Devinme olayı. Bir eksen çevresinde dönen bir cismin, dönme eksenine dik bir kuvvet çifti etkisinde kalınca dikleşik bir üçüncü eksen çevresinde dönmeye başlaması. Yalpalama. Fizik, kimya, uzay alanlarında kullanılır. Yer'in dönme ekseninin ortalama kutup çevresinde ağır ağır dönmesi; başka deyimle topacın kafa sallamasını andıran bir koni devimi yapması. bu olayın sonucu olarak ilkbahar noktası her yıl 50", 26 geriye kayar. Ekseni çevresinde dönmekte olan nesnenin, eksen doğrultusunu pek değiştirmeden ancak küçük bir açıda yaptığı tarama.

Precessional : Yalpalayan.

Precessions : Dönüşteki salınım veya titreşim. Devinim. Presesyon. Devinim (astronomi terimi). Yalpa. Yalpalama. Devinme (astronomi terimi). Takaddüm.

Annual precession : Yıllık bahar devinimi. Yıllık presesyon.

Constant of precession : Ay-güneş devinmesinin (50", 40/yıl) cos e'a bölümü: 54", 94/yıl (bu değer zamanla çok az da olsa değişir).(ß leo). Devinme değişmezi. Presesyon sabiti.

Lunisolar precession : Ay-gün presesyonu. Ay gün presesyonu. Ay-gün devinmesi. Ay ve güneş'in çekim etkisiyle yer'in dönme ekseninin (dönen topacın baş sallamasını andıran) bir koni devinmesi yapması.

 

Precessor : Öncül.

Precesses : Devinmek.

Planetary precession : Gezegen devinmesi. Gezegen presesyonu. Yer ekseninin yaptığı devinmede gezegenlerin etkisine düşen pay.

Precessed : Devinmek.

İngilizce Precessing Türkçe anlamı, Precessing eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Precessing ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Prefatorial : Önsöz niteliğinde.

Above named : Evvelce söylenmiş. Daha önce belirtilen. Aynı metinde daha önce bahsedilen. Adı geçen. Yukarıda sözü edilen.

Propaedeutic : Yeni bir ilme başlangıç. Herhangi bir ilimde ilk çalışma. Başlangıç. Hazırlık dersi ile ilgili.

Timing : En uygun zamanda yapma. Düzgün, tek biçimli, yoğunluğu doğru ve değişmez pozitif bir eşlem sağlamak amacıyla, yoğunluğu değişik bir negatife basımda verilecek ışığı ayarlama. Sinema, televizyon, tiyatro alanlarında kullanılır. Oyunun uzunluğunu, her perdenin, her sahnenin kaç dakika sürdüğünü hesaplama. Zamanlama. Süre tutma. Saat tutma. Kerteleme. Oyuncunun, başka oyunlarla olan ilişkisinde ne zaman tepki göstereceğini belirten kavram. uygulayım öğelerinin oyuncularla eşlenmesinde dikkat edilen kavram. Avans ayarı (motorda).

Precedent : Yapılageliş. Örnek. Adet. Benzeri olan. Gelenek. Numune. Örnek oluşturan durum. Geçmiş örnek. Örnek olay. Eşine rastlanmış.

Prefatory : Önsöz niteliğindeki. Giriş olan. Önsöz niteliğinde.

Precess : Ekseni çevresinde dönmekte olan nesnenin, eksen doğrultusunda ancak küçük bir açıyı yalpa yaparak taraması olayı. Yalpalanma. Fizik, kimya alanlarında kullanılır.

 

Urgent : İvedi. Zorunlu. Şaşılınç. Acil. Önemli. İvedili. Mübrem. Kaçınılmaz. Acele. Israrlı.

Move : Teklif etmek. Hamle. Hareket etmek. Taşıma. Bir cismin başka bir cisme ya da cisimlere göre yer değiştirme eylemi. Kımıldamak. Taşınmak. Oynamak. Tahrik etmek. Oynatmak.

Precessing synonyms : precessed, preparatory, preparative, precesses, above, premedical, temporal relation, imperative, above mentioned, previous, old, antecedent, introductory, foregoing.

Precessing zıt anlamlı kelimeler, Precessing kelime anlamı

Subsequent : İzleyen. Daha sonraki. Sonradan gelen. Sonradan ortaya çıkan. Sonraki. Müteakip. (belirli bir olayı) takip eden. Sonra gelen.

Succeeding : Varisi olmak. -den sonra gelen. Başarıya ulaşmak. Başarmak. Sonra gelmek. Yerine geçmek. Mirasçısı olan. Takip eden. İzleyen. Halefi olan.

Beseeching : Yalvarış. Yalvaran. Rica eden. Yalvarma.