Prejudicedly türkçesi Prejudicedly nedir

  • Önyargılı bir şekilde.
  • Önyargılı olarak.
  • Taraflı bir biçimde.

Prejudicedly ingilizcede ne demek, Prejudicedly nerede nasıl kullanılır?

Prejudiced personality : Önyargıların önemli yer tuttuğu kişilik yapısı. Önyargılı kişilik.

Be prejudiced : Ön yargılı olmak.

Prejudiced : Etki altında kalmış. Ön yargılı. Peşin hükümlü. Taraflı. Yanlı. Önyargılı. Zarar gören.

Unprejudiced : Taraf tutmayan. Tarafsız. Önyargısız. Ön yargısız. Önyargısı olmayan. Yansız. Peşin hükümsüz. Haklarına dokunmayan. Peşin hükümlü olmayan.

Without prejudice to : Hakları saklı olarak. (bir tarafın) haklarını çiğnemeden. Zarar vermeden. Haklarına dokunmaksızın. Halel getirmeksizin.

Prejudicial : Önyargılı. Zarar verici. Zararlı. Olumsuz etki eden. Ziyan verici. İhlal eden. Sakıncalı.

Without prejudice : İhtirazi kayıt olmaksızın. Etki altında kalmadan. Önyargı veya taraf tutma olmaksızın. Halel getirmeksizin. Önyargısız.

Prejudical : Henüz karar verilmemiş (yasa maddesi vb).

Prejudice : Haksız hüküm verdirmek. Etki altında bırakmak. Sakınca (hukuk terimi). Kırmak. Kayırma. Bireyde başka bireylere, toplumsal kümelere karşı sevgi ya da düşmanlık duygusu uyanmasına yol açan, koşullanmış bir duygusal tutumu yansıtan yalınkat inanç, kanı, genelleme. Zarar vermek. Etkilemek. Peşin hüküm. Önyargı.

 

Prejudices : Zarar (hukuk terimi). Sakınca (hukuk terimi). Peşin hüküm. Önyargı. Önyargılar.

İngilizce Prejudicedly Türkçe anlamı, Prejudicedly eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Prejudicedly ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Intolerantly : Taraflı bir şekilde. Dar kafalı bir şekilde. Hoşgörüsüz bir şekilde. Toleranssız bir şekilde. Hoşgörüsüz bir biçimde.

Subjective : Hayali. Yalnız hasta tarafından algılanan. Yalnızca hasta tarafından hissedilen. Özneyle ilişkisi olan; öznede oluşan. nesnelerin gerçeği yerine öznenin düşünce ve duygularına dayanan. Kişiye göre değişen. Düşsel. Kişisel bakış açısı ile ilgili. Subjektif. Öznel. Sübjektif.

Jaundiced : Güvenilmez. Kıskançlık dolu. Sarılıklı. Fesat. Sarılık olmuş. Düşmanca. Kıskanç. Kuşkulu. Önyargılı. Kötü niyetli.

Biassedly : Taraflı bir şekilde.

Homophobic : Homofobik. Eşcinsellik korkusu çeken. Homoseksüellikten nefret eden. Homoseksüalite fobisi olan. Eşcinsellik düşmanlığı besleyen. Homoseksüellerden korkan veya nefret eden.

Antiblack : Zenci düşmanı.

Discriminatory : Ayrım yapan. Ayırımcı. Ayırım gözeten. Ayırt edebilen. Ayırıcı. Fark gözeten. Tefrik edici. Ayrımcı. Gümrük vergilerinde ya da bildirmelik dışı önlemlerde, mallar ya da ülkeler yönünden eşitlik gözetilmemesi. Ayrıcalık yapan.

Loaded : Tuzak dolu. Hileli. Dolu. Yüklenmiş. Çakırkeyif. Kafası dumanlı. Paralı. Sarhoş. Zengin. Para babası.

Bigotedly : Bağnazca. Geri kafalı bir şekilde. Toleranssız bir şekilde. Mutaassıp bir şekilde. Bağnaz bir şekilde. Geri kafalı bir biçimde.

 

Racist : Kafatasçı. Anasoycu. Irkçı.

Prejudicedly synonyms : inequitably, sexist, anti semite, biasedly.

Prejudicedly zıt anlamlı kelimeler, Prejudicedly kelime anlamı

Objective : Yansız. Bir edim, işlem ya da sürecin kısa ya da uzun dönemde varmak istediği son aşama, ulaşmayı amaçladığı ürün ya da sonuç. İnsan bilincinin dışında ve ondan bağımsız olan (şey). Hedeflenen. Eğitim, fizik, uzay, sosyoloji, veterinerlik alanlarında kullanılır. Nesne. Objektif. Tarafsız. Amaçlanan. Nesne merceği.

Unprejudiced : Tarafsız. Yansız. Taraf tutmayan. Peşin hükümsüz. Ön yargısız. Peşin hükümlü olmayan. Önyargısız. Haklarına dokunmayan. Önyargısı olmayan.