Prevented türkçesi Prevented nedir

  • Önlemek.
  • Menetmek.
  • Önden gitmek.
  • Önüne geçmek.
  • Önlenen.
  • Engel olmak.
  • Yol göstermek.
  • Önlenmiş.

Prevented ile ilgili cümleler

English: Aliens prevented a major war on Earth by hidden manipulation.
Turkish: Yabancılar gizli bir manipülasyonla dünyadaki büyük bir savaşı önledi.

English: A sudden illness prevented him from going there.
Turkish: Ani bir hastalık oraya gitmesini engelledi.

English: A storm prevented the plane from taking off.
Turkish: Bir fırtına uçağın kalkmasını engelledi.

English: A heavy rain prevented me from going.
Turkish: Şiddetli yağmur gidişimi engelledi.

English: A typhoon prevented us from going on our trip to Okinawa.
Turkish: Bir tayfun Okinawa'ya gitme yolculuğumuzu engelledi.

Prevented ingilizcede ne demek, Prevented nerede nasıl kullanılır?

Preventer : Engelleyici. Önleyici.

Overwind preventer : Aşırı sarımönler. Evit-molet.

Prevent changes : Değişiklikleri engelle.

Prevent of publication : Kamu yararı bakımından ya da başka nedenlerle yayımın yasaklanması, durdurulması. Yayımın yasaklanması.

Prevent the development of industry : Bulgu belgelerinin yarattığı tekel yüzünden, yapımın gelişmesini önlemek. Yapımın gelişmesini önlemek.

Preventative : Önleyici (hastalığın ilerlemesi vb). Bkz.preventive. Engelleyici.

 

Preventing : Engel olmak. Önleyen. Önden gitmek. Engelleyen. Menetmek. Yol göstermek. Önüne geçmek. Önlemek.

Preventive : Önlem. Önleyici ilaç. Engelleyici. Önleyici tedbir. Karşılayıcı. Koruyucu. Önleyici şey. Men eden. Engel olan. Önleyici.

Preventable : Önlenebilir. Önüne geçilebilir.

Preventions : Önüne geçme. Önlem. Önleme. Menetme. Engel olma. Korunma. Engelleme. Önleyici tedbir. Koruma. Engel.

İngilizce Prevented Türkçe anlamı, Prevented eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Prevented ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Arrests : El koymak. Çekmek (dikkat). Durdurmak. Bloke etmek. Tutuklamak.

Avoided : İptal etmek. Kaçınmak. Uzak durmak. Sakınmak. Savuşturmak. Korunmak.

Stymy : Engellemek.

Precludes : Engellemek. Dışarıda bırakmak. Meydan vermemek. Alıkoymak. İmkansız kılmak. Olanaksızlaştırmak. İmkansızlaştırmak.

Be in the way : Kalabalık etmek. Engelleyen bir pozisyonda bulunmak. Ayak altında olmak. Yolu tıkamak.

Bar : Parmaklık. Parça. İzin vermemek. Bariyer. Hariç. Kalıp. Dansçıların çalışma yerinde bulunan, gövdelerini doğru olarak yerleştirmelerine yarayan duvara çakılı çubuk. bir türk halk dansı çeşidi. Çizgi yapmak. Kapatmak ya da dışarıda bırakmak. Bar.

Stymie : Yoluna taş koymak. Taş koymak. Bozmak. Engellemek. Şaşırtmak. Alt etmek.

Spoil : Çürümek. Ganimet. Bozmak. Heba etmek. Yağma. Bozulmak. Memuriyet (seçim kazanılınca). Haklamak. Kazanç. Çalıntı mal.

Head off : Yolunu kesmek. Yönünü değiştirmek. Savmak. Yol kesmek. Geçit vermemek.

Baffle : Şaşkına çevirmek. Şaşkınlık uyandırmak. Sesyayarın ağzı; sesin titreşimlerini denetleyen esnek gereç. Boşa çıkarmak. Zor gelmek. Şaşırtmak. Selen gergisi. Hayret uyandırmak. Hayret ettirmek. Kafasını karıştırmak.

 

Prevented synonyms : make unnecessary, rain out, forefend, counter to, debarring, scotch, circumvented, averts, obviated, instructs, binds, obviating, balks, kibosh, directs, guides, lead, impede, deflect, debar, foreclose, averting, blockade, bank, defend, forestalled, stop, hinder, blankets, blanketed, ban, preventing, precluded.

Prevented zıt anlamlı kelimeler, Prevented kelime anlamı

Attack : Atak. Hücum. Saldırmak. Saldırı. Dil uzatmak. Sayı yapmak üzere karşı takım kalesine doğru genellikle topluca girişilen eylem. Tutulmak. Koyulmak. Atılım. Aşındırmak.

Let : Koyvermek. İzin vermek. Başlama atışını türlü nedenlerle sayılmaz kılan ve atışın yenilenmesini bildiren hakem kararı. Tenis, masa tenisi alanlarında kullanılır. Koyuvermek. Dürmek. Dirmek. Meydan vermek. Ses çıkarmamak. Yenilen.

Admit : İtiraf etmek. İçeri almak. İçeriye almak. Olanak tanımak. Kabul etmek. Girmesine izin vermek. İzin vermek. Almak. İçeriye bırakmak. Meydan vermek.

Prevented antonyms : genuine.