Prickling türkçesi Prickling nedir

Prickling ile ilgili cümleler

English: I have a prickling sensation in my left eye.
Turkish: Benim sol gözümde bir karıncalanma hissi var.

Prickling ingilizcede ne demek, Prickling nerede nasıl kullanılır?

Prickliness : Terslik. Dikenlilik. Sinirlilik.

Pricklier : Aksi. Dikenli. Asabi. İğne gibi batan. Acı veren. Zor. Huysuz. Çabuk sinirlenen. Karıncalanan. Çapraşık (mesele).

Prickliest : Aksi. Çapraşık (mesele). Acı veren. İğne gibi batan. Zor. Çabuk sinirlenen. Dalayan (kumaş veya giysi). Karıncalanan. Dikenli. Asabi.

Prickle : İğnelenmek. Sivri uç. İğnelemek. Dalamak (kumaş veya giysi). Batırmak. Batmak (ufak diken vb). Karıncalanma. Karıncalanmak. Ufak diken. Hafifçe batırmak.

Prickled : Ufak diken. Karıncalanmak. Batmak (ufak diken vb). Karıncalanma. Dalamak (kumaş veya giysi). Hafifçe batırmak. Batırmak. İğnelenme. İğnelenmek. İğnelemek.

Prickly : Çabuk kızan. İğne gibi batan. Acı veren. Dikenli. Asabi. Dalayan (kumaş veya giysi). Çapraşık (mesele). Aksi. Zor. Çabuk sinirlenen.

Prickly cedar : Katran ardıçı. Servigiller (cupressaceae) familyasından, yaprakları dikenli ve kışın kalıcı, meyvelerinden andız katranı elde edilen, ülkemizin her tarafında bozuk orman ve orman açıklıklarında yetişen çalı şeklindeki bir bitki türü. Katran ardıcı.

 

Prickles : İğnelemek. Hafifçe batırmak. Dalamak (kumaş veya giysi). Karıncalanmak. Ufak diken. Diken. İğnelenme. Batırmak. Karıncalanma. Batmak (ufak diken vb).

Prickly heat : Isırgın. İsilik.

Prick up its ears : Dikkat kesilmek. Kulaklarını dikmek.

İngilizce Prickling Türkçe anlamı, Prickling eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Prickling ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Tingled : Çınlamak. Sızlamak. Sızlayan.

Breaks : Ağarmak. Patlamak. Koparmak. Söylemek. Fırlamak. İhlal etmek. Dalmak. Çiğnemek. İflas etmek. Batmak.

Bring to ruin : Berbat etmek. Perişan etmek. Mahvetmek.

Pin up : İğneyle tutturmak. Mandallamak. Firketelemek.

Tingles : Sızı. Sızlamak. Çınlamak. Telaş. Çınlama. Tatlı bir ürperti. Ürpermek. Karıncalanmak (vücutta bir yer). Tatlı bir şekilde ürpermek.

Prickle : Hafifçe batırmak. Batmak (ufak diken vb). İğnelenmek. Sivri uç. Dalamak (kumaş veya giysi). Diken.

Swarm : Doluşmak. Dolup taşmak. Kovanı terketmek. Oğul vermek. Cirit atmak. Akın halinde gitmek. Üşüşmek. Kaynamak. Den geçilmemek. Tırmanmak (tutunarak).

Quip : İğneli söz. Şaka yapmak. Şakayla karışık iğneli söz. Taş atmak. Hazırcevap. Espri yapmak. Latife. Şakayla karışık iğneli söz söylemek. Zekice söz.

Decried : Kötülemek. Yermek. Kınamak. Azarlamak. Zemmetmek. Rezil etmek.

Prickling synonyms : somatic sensation, somesthesia, somatesthesia, somaesthesia, formicate, bankrupt, prick, crawled, tingling, bollixing, blooped, go to sleep, crawl, feel benumbed, bollixes, bankrupting, empaling, pittings, needled, prickled, pinned, quipped, pins and needles, tingle, bankrupts, formication, bollix, pin on, have pins and needles, pin, pitting, crawls, needle.

Prickling ingilizce tanımı, definition of Prickling

Prickling kelimesinin İngilizce - İngilizce çevirisi (English to English) : Prickly.