Swarm türkçesi Swarm nedir

Swarm ile ilgili cümleler

English: Commentators have variously described the sound of vuvuzelas as "annoying" and "satanic" and compared it with "a stampede of noisy elephants", "a deafening swarm of locusts", "a goat on the way to slaughter", "a giant hive full of very angry bees", and "a duck on speed".
Turkish: Maç spikerleri vuvuzelaların seslerini "rahatsız edici" ve "şeytani" gibi çeşitli şekillerde tarif ettiler ve onu "gürültücü fillerin izdihamı", "sağır eden çekirge sürüsü", "katliam yolundaki bir keçi", "çok kızgın arılarla dolu büyük bir kovan" ve "hızlı ördek"'e benzettiler.

English: Ants are swarming around the sugar.
Turkish: Karıncalar şekerin etrafına üşüşüyorlar.

English: A swarm of hornets attacked the children.
Turkish: Bir eşek arısı sürüsü çocuklara saldırdı.

English: Ali was attacked by a swarm of bees.
Turkish: Ali bir arı sürüsü tarafından saldırıya uğradı.

English: A swarm of wasps attacked the children.
Turkish: Bir eşekarısı sürüsü çocuklara saldırdı.

Swarm ingilizcede ne demek, Swarm nerede nasıl kullanılır?

 

Swarm around : Etrafına üşüşmek.

Swarm of bees : Oğul.

Swarm to a place : Toplanmak. Üşüşmek.

Swarm up : Tırmanmak (tutunarak). Sarılarak tırmanmak.

Swarm up a tree : Ağaca tırmanmak.

Swarming : Üşüşmek. Cirit atmak. Dolup taşmak. Toplanmak. Kovanı terketmek. Den geçilmemek. Yığılmak. Tırmanmak (tutunarak). Kaynamak. Sarılarak tırmanmak.

Swaraj : Hindistan milli istiklali.

Sward : Çim. Çimenlik. Çimen.

Swarm with : Kaynamak. Dolup taşmak. İle dolup taşmak. Yığılmak. Çok miktarda toplanmak veya birikmek. Kaynaşmak. Yığışmak.

Swarmed : Üşüşmek. Yığılmak. Kovanı terketmek. Kaynamak. Cirit atmak. Dolup taşmak. Tırmanmak (tutunarak). Den geçilmemek. Oğul vermek. Sarılarak tırmanmak.

İngilizce Swarm Türkçe anlamı, Swarm eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Swarm ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Aggregate : Birleştirmek. Toplaşmak. Etmek (toplamı). Bütün. Yığışım. Bir araya getirmek. Bilgisayar, kimya alanlarında kullanılır. Bir araya toplamak. Kümeleşmek.

Broil : Kargaşa. Izgara yapmak. Kızartmak. Kavrulmak. Izgarada kızartmak. Izgara. Yanmak. Kavga. Çok sıcak olmak.

Abounded : Dolu olmak. Bol olmak. Bollanmak. Çok sayıda bulunmak. Bol miktarda bulunmak. Bollaşmak. Çok olmak.

Invades : Ele geçirmek. İhlal etmek. Hücum etmek. Tecavüz etmek. İstila etmek. İçini kaplamak. Zaptetmek. Basmak. Saldırmak.

Be added : Eklenmek. Binmek. İlave edilmek. Katılmak.

Bank : Akarsu yüzü ile yatak yanlarının dokunum çizgisi. Para yatırmak. Yığmak. Akarsu kıyısı. İşlevlerine göre merkez bankası, kalkınma ve yatırım bankası ve ticari banka; sermaye yapısına göre ise kamu bankası, özel banka ve yabancı banka biçiminde sınıflandırılan ve yasa veya izinle kurulabilen finansal aracı kurum. Uçağın bir yana yatması. Bilgisayar, coğrafya, iktisat, madencilik, ekonomi alanlarında kullanılır. Set. Para ve para gibi geçerli olan tecimsel belgitler üzerinde işlem yapan tecim kuruluşu. yatırım kabul eden, kendi güvenirliğini karşıtının güvenirliği yerine koyarak onlara satın alma gücü sağlayan, para kullanılmadan da işlerin yürütülmesini kolaylaştıran anamal, para saygınlık ve ürem üzerine her türlü işlemi düzenleyen ve yürüten, gerçek ve tüzel kişilerin ve devletin bu alandaki gereksemelerini yerine getirici uğraşlarda bulunan ve bunları yapmağa yasalarla yetkilendirilen akçalı ve tecimsel kuruluş. Sıra.

 

Pile in : Tıkıştırmak. Doluşturmak.

Foraying : Çapulculuk. Baskın. Girme. Yağma etmek. Basmak. Akın. Atılım (riskli). Yağma. Yağmalamak.

Overflow : Azmak. -in dışına taşmak. Dışına taşmak. Akmak. Dışına taşırmak. Taşmak. Su basmak. Taşma. Oluk. Taşkın.

Tingles : Tatlı bir ürperti. Çınlamak. Telaş. Ürpermek. Sızlamak. Tatlı bir şekilde ürpermek. Sızı. Çınlama. Karıncalanmak (vücutta bir yer).

Swarm synonyms : spill out, pour, crawled, accumulating, buzz, clambered, flocks, crowd, overflowed, seethes, go to sleep, agglomerates, flocked, accumulates, boil away, invading, prickle, swarm with, collapse, pour out, simmer with, tingled, influx, abounds, bank up, congest, come to the boil, conglutinate, flood, invade, ferment, forays, effervesce.

Swarm ingilizce tanımı, definition of Swarm

Swarm kelimesinin İngilizce - İngilizce çevirisi (English to English) : To collect, and depart from a hive by flight in a body. As, bees swarm in warm, clear days in summer. Said of bees. A large number or mass of small animals or insects, especially when in motion. To climb a tree, pole, or the like, by embracing it with the arms and legs alternately. [Bakınız: Shin]. To crowd or throng.