Pile in türkçesi Pile in nedir

Pile in ingilizcede ne demek, Pile in nerede nasıl kullanılır?

Pile : Yığın haline getirmek. Kazık. Yığınla. Yığınak yapmak. Yığıl. Kazık döşemek. Tüy. Ölçekleme yordamında değişik sınarların, ölçek konumlarını belirlemek üzere yargıcılarca içine sokulduğu küme. Kuru pil. Servet.

In : Gelmiş olan. Dahili. Halinde. De. Olarak. İktidardaki. İç. Da. İçinde. İçeri.

Pile driver : Kazık sökücüsü. Kazık çekicisi. Şahmerdan. Kazık tokmağı. Kazık çakıcı. Çakma makinesi. Kazık varyosu.

Pile foundation : Kazıklı temel. Kazık temel.

Pile on : Tepeleme doldurmak. Üşüşmek. Yığmak. Üst üste koymak.

Pile up : Yığmak. Bindirmek. Kaza yapmak. Kayalara çarpmak. Yığılmak. Biriktirmek. İstif etmek. Haşat etmek. Karaya oturmak. Karaya oturtmak.

İngilizce Pile in Türkçe anlamı, Pile in eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Pile in ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Squeezes : Sığdırmak. Suyunu çıkarmak. Sıkmak. Baskı yapmak. Sıkmak (meyve veya ıslak bez vb'ni). Ezmek. Ezilmek. Sıkıştırmak. Zorla almak.

Jam in : Takılmak. Kıstırmak. Sıkışıp kalmak. Sıkıştırmak. Küçücük yere sıkıştırmak. Sıkışmak.

 

Swarm : Üşüşmek. Cirit atmak. Karıncalanmak. Toplanmak. Kaynamak. Akın halinde gitmek. Sarılarak tırmanmak. Kovanı terketmek. Tırmanmak (tutunarak). Den geçilmemek.

Gulp down : Lüplemek. Yutuvermek. Hapır hupur yemek. Acısını içine atmak. Lüpletmek. Küçük dilini yutmak. Örtbas etmek. İçine atmak. Bastırmak. Gövdeye indirmek.

Crowd : Birikmek. Doldurmak. Sıkıştırmak. Kalabalık. Üşüşmek. Bıktırmak. Israr etmek. Toplanmak.

Huddling : Toplamak. Koyun gibi sıkı bir halde toplanmak. Yumaklanmak. Bir işi acele ve üstünkörü yapmak. Aceleyle giyinmek. Sürmek. Acele ve dikkatsizce giyinmek. Birbirine sokulup sarılmak. Bir araya toplamak.

Stuff : Tıkamak. Macunlamak. Tıkınmak. Uyuşturucu. Kumaş. Saçma. Saçmalık. Eşya. Tahnit etmek.

Bundle : Palas pandıras yollamak. Paldır küldür yollamak. Kundaklamak. Acele ettirmek. Paket yapmak. Çok para. Paket. Yığın. Deste.

Squeeze : Ezmek. Sıkmak (meyve veya ıslak bez vb'ni). Suyunu çıkarmak. Baskı yapmak. Kalabalık. Sıkıştırmak. El sıkma. Merkez bankasının paranın değerini artırmak amacıyla para sunumunu daraltması. piyasalarda sunumun yeterli olmadığı durumda istem fazlasının yüksek fiyatlarla dengelendiği durum. maliyetlerdeki artışların tüketiciye yansıtılamadığı ve dolayısıyla karların azaldığı durum. Bir merceğin kapsadığı alanın, film boyu değişmediği halde artırılmasını sağlayan optik işlem. sıkıştırmaca dayanan geniş görüntülük işlemlerinde, konunun iki yandan basıklaştırılmış olarak filme görüntü vermesi.

Pile in synonyms : stuff in, cram, cramp, shoved, huddles, shoves, crams, draw up, huddle.