Problematic türkçesi Problematic nedir

  • Bayağı sorun yaratan.
  • Problematik.
  • Güç.
  • Askıda.
  • Şüpheli.
  • Sorunsal.
  • Zor.
  • Kesinleşmemiş.
  • Tartışmaya açık.
  • Kuşku uyandıran.
  • Problemli.
  • Tartışmalı.

Problematic ile ilgili cümleler

English: The more we spoil a child, the more problematic he will be.
Turkish: Bir çocuğu ne kadar şımartırsak, o kadar problemli olur.

English: Your boyfriend is a problematic person, but that's not a good enough reason to give up or break off your relationship.
Turkish: Erkek arkadaşın sorunlu bir kişi ama bırakmak ya da kopmak için yeterince iyi bir neden değil.

Problematic ingilizcede ne demek, Problematic nerede nasıl kullanılır?

Problematical : İhtimalli. Problemli. Problematik. Belirsiz. Sorunlu. Sorunsal. Kuşku uyandıran. Şüpheli.

Problematically : Kuşkulu biçimde. Sorunsal olarak.

Unproblematic : Sorunsuz. Problem yaratmayan.

Problematize : Sorunsallaştırmak.

Problem behavior : Problem davranış.

Problem check list : Bir okulda okuyan öğrencilerin karşılaştığı en önemli sorunların saptanması için düzenlenen, bu konuda bilgi derlemeye yarayan liste. Sorun tarama listesi.

Problem language : Sorun dili. Problem dili.

Problem of identification : Özdeşleştirme sorunu.

Problem of finite differences : Sonlu farklar sorunu. Sonlu farklar problemi.

Problem child : Problemli çocuk. Yaramaz çocuk. Problem çocuk. İdare edilmez çocuk. Ele avuca sığmaz çocuk. Sorunlu çocuk. Zekası, kişiliği ve davranışları bakımından olağandışı özellik gösteren, olumlu bir gelişme gösterebilmesi için özel çaba ya da eğitim isteyen çocuk.

 

İngilizce Problematic Türkçe anlamı, Problematic eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Problematic ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Fishiest : Bityeniği olan. Balık dolu. Balığı çok. Balık tadında. İçinde balık tadı olan. Karanlık. Balık gibi. Balık kokan.

Arguable : Çekişmeli. Tartışılabilir.

In the cactus : Zor bir durumda. Başı dertte. Darda. Zorda. Sorunlu.

Perched : Yerleştirmek. Konmak. Oturmak. Tünemek. Tüneyen.

In queer street : Başı dertte. Sorun içinde (argo terim). Sorunlu. Borç içinde.

Moot : Müzakere etmek. İdare meclisi. Tartışmak. Ortaya atmak (bir meseleyi). Münazara. İhtilaf konusu. Münakaşalı. Yasal yetkiye sahip idare meclisi. İleri sürmek.

In dispute : İhtilaf halinde. Dava konusu olan. Davalı. İhtilaflı. Çekişmeli.

Contentious : Kavgacı. Çekişmeli. Mücadeleci. Tartışma konusu olan. Bulaşkan. Tartışmacı. Münazaacı. Kavgalı.

Problem : Pürüz. Çözümü, yaratıcı düşünmeyi gerektiren önemli ve güç durum. bir soru ya da bir dizi soru aracılığıyla kişiyi soruların nedenleri ile sonuçlarını araştırmaya yönelten durum. Bilinmez. Sorun. Mesele. Dava. Muamma. Problem. Bilgisayar, eğitim alanlarında kullanılır.

Constraint : İcbar. Tahdit. Uslu durma. Tehdit. Kısıtlılık. Baskı. Zorlama. Kısıtlama getirmek. Alıkoyma.

Problematic synonyms : explosive, suspensive, dubitable, on ice, in a flat spin, tough, difficult, knotty, disputable, creaky, up to discussion, effortful, debated, hard, pendents, ability, contestable, problematical, questionable, ascendance, abilities, pendant, fishy, crucial, eristic, bugbearish, elusive, discredited, dicier, baffling, in suspense, complicated, hanging.

 

Problematic zıt anlamlı kelimeler, Problematic kelime anlamı

Easy : Dertsiz. Asanlıkla. Yavaş. Huzurlu. Doğal. Sakin. Susun. Kolay. Sorunsuz. Asan.

Unquestionable : Tartışma götürmez. Kesin tartışmasız. Su götürmez. Kesin. Tartışmasız. Layüsel. Şüphe götürmez. Kendisinden hesap sorulamayan. Tartışılmaz. Sorgulanamaz.

Problematic ingilizce tanımı, definition of Problematic

Problematic kelimesinin İngilizce - İngilizce çevirisi (English to English) : Questionable. Not shown in fact. Having the nature of a problem. Unsettled. Uncertain. Doubtful.