Protruding türkçesi Protruding nedir

Protruding ingilizcede ne demek, Protruding nerede nasıl kullanılır?

Protrude : Dışarı çıkmak. Çıkarmak. Dışarı fırlamak. Çıkıntı oluşturmak. Dışarı uzanmış olmak. Pırtlamak. Fırlamak. Çıkıntı yapmak. Dışarı çıkartmak. Fışkırtmak.

Protruded : Dışarı uzanmış olmak. Çıkıntı yapmak. Fırlamak. Pırtlamak. Dışarı fırlamak. Dışarı çıkmış olmak. Fışkırtmak. Çıkarmak. Dışarı çıkmak.

Protrudes : Dışarı çıkmak. Pırtlamak. Çıkıntı yapmak.

Protrusible : Uzatılabilir.

Protrusile : Pırtlak.

Protrusion : Protrüzyon. Çıkarılma. Protrusyon. Dışarı uzanmış. Çıkarma. Çıkma. Çıkıntı, çıkık. Çıkıntı. Dışarı çıkmış.

Protrusions : Protrusyon. Çıkarılma. Dışarı uzanmış. Çıkıntı. Dışarı çıkmış. Protrüzyon. Çıkma. Çıkarma.

Protrusion of harderien gland : Harderbezi protrüzyonu. Harder bezinin gözün dışına çıkması. bezi üçüncü göz kapağı kıkırdağına bağlayan bağ dokunun doğuştan gevşekliğine bağlı olarak köpeklerde oldukça yaygın biçimde rastlanır, cerrahi olarak alınması, gözyaşı yetersizliğine ve keratokonjunktivitis sikkaya yol açabilir.

Protrusive : Dışa çıkık. Protrusif. Uzantılı. Fırlak. Çıkıntılı. Pörtlek. Dışarı çıkan.

 

İngilizce Protruding Türkçe anlamı, Protruding eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Protruding ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Without : Haricen. -meksizin. Meksizin. Dıştan. -sız. Dış. Medikçe. Olmaksızın. Hariç.

Bumpy : Düzensiz. İnişli çıkışlı. Sarsıntılı. Arızalı. Bozuk. Engebeli. Tümsekli. İyi kötü. Şöyle böyle.

Bulging : Şişkin. Taşan. Belverme. Şiş. Şişirme. Kabarık. Kabartı. Pırtlak.

Out of doors : Açık hava. Açık havada. Dışarıya.

Serrated : Tırtıklı. Dış diş. Dişli. Diş diş. Testere gibi uçları olan. Testere gibi dişli. Testere dişli. Girintili. Tırtıllı.

Out : Dışarı çıkarmak. Meydana çıkmak. Ortaya çıkmak. Dışarı atmak. Çıkış. Yanmak. Kovmak. Bayılmak. Dışarı.

Popped : Atık. Rehine koymak (ingiliz ingilizcesi). Çabucak giymek. Patlatmak. Ateşlemek. Patlamak. Çıtçıtla iliklemek. Pat diye sormak. Sokuvermek. Çıtçıtlamak.

Relieved : Belirginleştirmek. Torna etmek. Yardım yapmak. Ferahlamış. Dindirmek. İçi rahat etmiş. Renk katmak. Rahatlamış. Dikkat çekmesini sağlamak. Hafiflemiş.

Ledgier : Dar yatay izdüşümleri olan. Düz çıkıntıları olan. Pervazı olan.

Salient : Fışkıran. Belirgin. İstihkam dış açısı. Atlayan. Sıçrayan. Çarpıcı. Çıkık. Önemli. Göze çarpan.

Protruding synonyms : sticking out, protrusive, outdoors, obtrusive, goggled, outdoor, jutty, bulgier, raised, exsert, sticking, projecting, exserts, protuberant, projected, ribbed, withouts, jutting, denticulated, ledgy, bulgy, prominent, abroad, on location, bulgiest.

Protruding zıt anlamlı kelimeler, Protruding kelime anlamı

Intrusive : Sırnaşık. İzinsiz giren. Mütecaviz. İzinsiz ve davetsiz giren. Zorla içeri giren. Kullanışsız. Elverişsiz. Araya giren. Zorla giren. Davetsiz.