Pull up türkçesi Pull up nedir

  • Sökmek.
  • Yetişmek.
  • Kökünden sökmek (bitkiyi).
  • Yanaştırmak.
  • Kaldırmak.
  • (giysinin kollarını) sıvamak.
  • Yukarı çekmek.
  • Çekmek (bandıra).
  • Durumunu düzeltmek.
  • Durdurmak.
  • Azarlamak.
  • Arabanın yolda durması.
  • Durmak.
  • Yolmak.
  • Sağa çekmek.

Pull up ile ilgili cümleler

English: Pull up to the curb.
Turkish: Kaldırıma kadar çekin.

English: I heard a car pull up.
Turkish: Bir arabanın durduğunu duydum.

English: Pull up a chair.
Turkish: Bir sandalye çek.

Pull up ingilizcede ne demek, Pull up nerede nasıl kullanılır?

Pull : Nüfuz. Çevirmek (iş). Kürek çekmek. Hareket etmek. Çekiştirmek. Kenara parketmek. Koymak. Kısa sandal gezintisi. Çekiş. Etki.

Pull up at : Sürücü arabasını bir yerde durdurmak.

Pull up stakes : Bağlarını koparmak. Ayağını kesmek. Bağları koparmak. Tası tarağı toplamak veya toplayıp gitmek. Başka yere taşınmak üzere pılıyı pırtıyı toplayıp gitmek.

Pull a boner : Büyük bir gaf yapmak. Büyük bir pot kırmak.

Pull a face : Burun kıvırmak. Yüzünü buruşturmak. Surat etmek. Surat asmak. Surat yapmak.

İngilizce Pull up Türkçe anlamı, Pull up eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Pull up ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Abort : Dölütünü düşürtmek. İmtina etmek. Çocuk düşürmek. Yarımcık saklamak. Erken doğum yapmak. Düşük yapmak. Ölü çocuk doğurmak. Lağvetmek. Düşürtmek (dölütü). Başarısızlıkla bitmek.

 

Equaling : Eşdeğer kılma. Muadili yapma. Eşdeğerleme. Eş değerde olmak. Denkleştirme. Dengeleme. Bir olmak. Eşitleme.

Abidden : İkamet etmek. Dayanmak. Katlanmak. Uymak. Beklemek. Baki kalmak. Sadık kalmak. Çekmek. Sadık kalmak (vaade veya karara).

Annul : Yürürlükten kaldırmak. Çevirmek. Hükümsüz kılmak. Sözleşme vb'ni bozmak. Herhangi bir nesneyi ya da değeri yazılımdan çıkarma, silme. İptal etmek. Bozmak. Fesh etmek.

Baulking : Ket. İnat etmek. İnatla yürümemek. Duraksamak. Kaçınmak. Ayak diremek. Engellemek. Sürülmemiş tarla. Engel.

Plucks : Zorlamak. Koparmak. Sürüklemek. Ayıklamak (yün). Yağmalamak. Tüylerini yolmak. Çekmek. Toplamak. Asılmak. Talan etmek.

Axe : İptal etmek. Sepetlemek. Azaltmak. Enstrüman. Kısmak. Balta. Çalgı. Atmak. Baltalamak. İşten kovma.

Pull : Nüfuz. Kalkmak (araba). Çekiş. Hareket etmek. İltimas. Fırt. Kenara çekmek (araba). Koymak. Kürek çekmek. Zorlu tırmanış.

Cut out : (içki veya sigara) bırakmak. Oyundan çıkmak. Sollamak amacıyla şerit değiştirmek. Biçmek. Çekip gitmek. Yenmek. Kesip çıkarmak. Biçmek (giysi). Uzatmamak.

Disjoints : Parçalarına ayırmak. Ek yerlerinden ayırmak. Parçalamak. Yerinden çıkarmak. Birleştiği yerden ayırmak. Ayırmak. Ayrışık. Eklem yerinden ayırmak. Dağıtmak.

Pull up synonyms : ceased, aborts, abrogate, admonished, abrogates, bear, disassemble, come to a halt, cease, berate, fleece, blow up, plucked, hoists, pick, attain to, basted, disassembling, come up with, hiked, admonishing, baulks, break through, abolishes, rive, hike, hoisting, bestirred, arouse, detach, disjoint, catches, demount.