Put up with türkçesi Put up with nedir

Put up with ile ilgili cümleler

English: Ali can't put up with Mary's carelessness any longer.
Turkish: Ali Mary'nin dikkatsizliğine daha fazla dayanamaz.

English: Ali can't put up with Mary's whining any longer.
Turkish: Ali Mary'nin sızlanmalarına daha fazla katlanamıyor.

English: Ali can't put up with Mary's bad manners any longer.
Turkish: Ali Mary'nin kötü davranışlarına daha fazla katlanamaz.

English: Ali couldn't put up with Mary any longer.
Turkish: Ali Mary'ye daha fazla katlanamadı.

English: Ali can't put up with Mary's behavior any longer.
Turkish: Ali Mary'nin davranışına daha fazla katlanamaz.

Put up with ingilizcede ne demek, Put up with nerede nasıl kullanılır?

Put : Yatırma. Fırlatma. Söylemek. Neşretmek. Sormak. Atfetmek. Yatırım yapmak. Para koyma. Menetmek. Koymak.

With : İle. Yanına. Li. İle beraber. -lı. Canlı. İle ilgili. -la. -e karşın. Beraber.

Put up : Reçelini yapmak. Düzenlemek. Bahis oynamak. Adaylığını koymak. Yığmak. Sunmak. Kalmak. Önceden ayarlamak. İstif etmek. Arzetmek.

Put up a fight : Mücadele etmek. Mücadele vermek. (kurtulmak için) boğuşmak.

Put up a poor show : Başarılı olmamak. Yaptığı iyi olmamak.

Put up job : Alavere dalavere. Şike. Danışıklı dövüş. Önceden ayarlanmış komplo. Aldatmak veya yanlış yönlendirmek için planlanmış şey. Üçkağıt.

 

Be put upon : Ezilmek. Kendini ezdirmek.

Put up for sale : Satışa çıkarmak. Satılığa çıkarmak. Satışa sunmak.

Put up at a hotel : Otelde konaklamak. Konakçıda konaklamak.

Put up to : Fikrini vermek. Önermek.

İngilizce Put up with Türkçe anlamı, Put up with eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Put up with ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Persevere : Azimle devam etmek. Azmetmek. Direnmek. Devam etmek. Bekinmek. İnat etmek. Direşmek. Sebat etmek. Sonuna kadar direnmek.

Acquiesced : Muvafakat etmek. Karşı çıkmamak. Boyun eğmek. Razı olmak. Normal karşılamak. Kabullenmek. Ses çıkarmamak. Kabul etmek.

Accept : Kabul etmek. Almak. Eyvallah demek. Normal karşılamak. Evet demek. Onaylamak. Kabullenmek. Anlamak. Razı olmak.

Be among the living : Canlı olmak. Yaşayanlar arasında olmak. Göğüs görmek. Canlı kalmak. Yaşamak.

Absorbs : İşgal etmek. Devralmak. Kendine katmak. Sönümlemek. Anlamak. Almak (dikkati veya enerjiyi veya zamanı veya parayı). Sönümlemek (sarsıntıyı veya salınımı). Kavramak. Tüm dikkatini almak (iş veya sorun).

Abideth : Sineye çekmek. Kalmak. Beklemek. Oturmak. Uymak. İtaat etmek. Sadık kalmak. Yaşamak.

Perseveres : Üstelemek. Azmetmek. Direşmek. Bekinmek. Devam etmek. Sonuna kadar direnmek. Direnmek. İnat etmek. Sebat etmek.

Attract : Çekmek (çekici olma vb). Mıknatısın demir tozlarını çekmesi. Cazip gelmek. Kendine çekmek. Celp etmek. Cezbetmek.

Abide by : Sadık kalmak. Bağlı kalmak. Sözünde durmak. Tutmak. Razı olmak. -e uymak. -e göre davranmak. İtaat etmek.

 

Arrive : Bir ereğe ulaşmak. Gelmek. Gelip çatmak. Ulaşmak. Yetişmek. Üstesinden gelmek. Başarı kazanmak. Dönmek. Vasıl olmak.

Put up with synonyms : abuts, abstract, allure, dree, brooking, accepts, endure, be patient of, bear with, appeal, arrest, accite, abide, brooked, acquiesce, bear up, abidden, abut, base upon, be predicated on, absorb, allures, acquiesces, bear, abrook, attracts, abutted, be tolerant of, beareth, last out, base on, stand, abided.