Reagent türkçesi Reagent nedir
- Reaktif.
- Belirteç.
- Özdeklerin kimyasal çözümlemelerle bulunmaları ve belirlenmelerinde aracı olan özdekler. örn. çöktürücüler, çözücüler, yükseltgen ve indirgenlerle renk oluşturanlar.
- Ayıraç (kimya terimi).
- Tepkin.
- Denek.
- Ayıraç.
- Fizik, kimya alanlarında kullanılır.
- Belirli bir kimyasal tepkimenin olmasını sağlayan tepkin.
- Reaksiyon.
- Tepki.
- Ölçü.
- Miyar.
Reagent ingilizcede ne demek, Reagent nerede nasıl kullanılır?
Alcaloidal reagent : Alkaloit ayraç. Alkaloit tuzların suda çözülerek çöktürülmesi ile alkaloidin ayrılmasını sağlayan ayraçlar.
Analytical reagent : Analitik reaktif. Çözümleme ayıracı. Analitik ayıraç.
Fehlings reagent : Fehlingayracı. Fehling a ve b çözeltisinin eşit miktardaki karışımı.
Mccance reagent : Mccance ayıracı.
Schiffs reagent : Aldehit gruplarının aranmasında kullanılan, içinde parafuksin yani triaminotrifenil metanklorür bulunan, bazik fuksin ve sülfüroz asitle muamele edildiğinde parafuksin renksiz bis-n amino sülfonik aside dönüşen, ortamda aldehit grupları olan bileşikler varsa kırmızı bir renk oluşan, aldehitler için tercih edilen bir histokimyasal ayraç. Schiff ayracı.
Acreage limitation : Alan sınırlaması. Belirli bir tarımsal ürünün ekimine ayrılan toplam alanın ülke genelinde sınırlandırılması.
Overeager : Abartılı ölçüde istekli. Aşırı istekli. Çok fazla istekli. Aşırı arzulu.
Reagents : Tepki. Denek. Ayıraç (kimya terimi). Reaktif. Miyar. Reaksiyon.
Reaganite : 1980'de ve veya veya 1984'te ronald reagan'a oy veren kimse (abd siyaseti). Ronald reagan destekçisi.
Acreage : Arazi alanı. Yüz ölçümü. Dönüm miktarı.
İngilizce Reagent Türkçe anlamı, Reagent eş anlamlısı
Sözcükler, direkt olarak Reagent ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.
Trial : Örnek. Deneme. Girişim. Atma ya da atlama yapan yarışçının, her dönede birer kez kullandığı sınama hakkı. Bakma. Yargılama. Dert veya tasa. Soruşturma. Dert.
Chemical agent : Kimyasal. Kimyasal etmen. Kimyasal ajan. Kimyasal harp maddesi. Kimyasal madde. Kimyasal silah.
Subject : Sinema ve televizyon alıcısının, fotoğraf aygıtının merceğinin, üzerine yöneltildiği ve görüntüsünü saptamayı amaçladığı temel varlık, nesne, görünüm. bu yolda saptanmış olan nesne. öykülü bir filmin ya da televizyon oyununun en kısa biçimde anlatılabilecek olgusu. Uyruk. Boyun eğdirmek. Bir konunun, bir düşünceyi belirtmek için işlenmesiyle ortaya çıkan düşünce. bir oyunda asal düşünce yanısıra, o düşünceyi destekleyici, renklendirici ya da anlamlandırıcı yan düşünceler yer alır. Etmek. Subjekt. Mecbur etmek. Tabi. Tabi kılmak. Tedavi altına alınan şahıs veya hayvan.
Specifiers : Şartname hazırlayıcısı. Bir şart olarak gösteren kimse. Tam olarak belirten kimse.
Retroaction : Geriye doğru işleme. Geriye yürüme. Geriye yürürlük. Geriye bakma. Geriye doğru işleme (hukuk). Geçmişi kapsama. Makable şümul.
Backlashing : Ters yönde geri gelme (özellikle de balıkçılıkta makara ile ilgili). Beklenmedik kötü sonuç. Karşı gelme. Geriye ani hareket. Geri tepme işi veya olayı. Geri tepmek. Ters tepki. Aralık. Karşı çıkma.
Test : Bakmak. Tutum, yeti, yetenek ve becerileri ölçmek üzere başvurulan ve ölçünlenmiş edimli ya da sözlü sınarlardan oluşan ölçme aracı. Test. Maden eritme potası. Muayene. Bilgisayar, eğitim, madencilik, sosyoloji, veterinerlik alanlarında kullanılır. Sınav. Yoklamak. Araştırmak. Deneme.
Testee : Sınanan. Sınava giren kimse. Test edilen insan. Sınava alınan insan. Sınava giren. Test edilen.
Criterion : Ayırıcı özellik. Belli bir tip üzere yapılmış, ölçü, belirgin özellik, nitelik, nicelik ve değerin belirli ölçüsü. Kıstas. Niteliksel ya da niceliksel bir karşılaştırmayı ve ayırımı güvenle yapmaya yarayan kavram ya da ölçünlü düzgü (norm). bir etkinliği ya da nesneyi değerlendirirken baş vurulan ölçü ya da ana kural. bir testin değerlendirilmesine yarayan ölçün. Özde bir olan konuların karşılaştırılması sırasında temel alınan ölçü veya ölçüler. Değerlendirme ölçütü. Bir yargıya varmak ya da değer biçmek için başvurulan ilke. Kriter. Mikyas. Ölçüt.
Reception : Kabul töreni. Alış. Resepsiyon. (cep telefonu için) çekme veya sinyal. Karşılama. Tv yayını alma. Kabul. Alma. Alınma.
Reagent synonyms : takes, calibers, adverbs, guinea pig, testees, caliber, test subject, specifier, yardstick, experimental, calibres, informant, take, differential gear, rebound, indicants, gaging, dimension, determiner, indicators, rebounded, bale, gage, recoiled, benchmark, reactions, module, foot rule, recoiling, standards, reflex, extents, denominations.
Reagent ingilizce tanımı, definition of Reagent
Reagent kelimesinin İngilizce - İngilizce çevirisi (English to English) : A substance capable of producing with another a reaction, especially when employed to detect the presence of other bodies. A test.

Bu kısımda Reagent kelimesinin türkçesi nedir? ingilizcede Reagent ne demek? gibi ya da benzeri soruları üye olmadan pratik olarak hemen sorabilir, daha sonra kısaca ingilizce Reagent anlamı, açılımı ya da türkçe kelime anlamı hakkında bilgiler verebilir veya dilerseniz Reagent ile ilgili cümleler sözler yazılar ile ingilizce türkçe çeviri sözlük anlamları paylaşabilir, diğer web sitelerinden de birçok kaynaklar sunabilirsiniz. Spam veya çok kısa yazılan mesajlar yayınlanmayacaktır.