Resit türkçesi Resit nedir

  • Başarısız olunan dersten tekrar sınava girmek.
  • Sınavı tekrarlamak.
  • Tekrar sınava girmek.
  • Bütünleme sınavına girmek.
  • Yeniden imtihana girmek.

Resit ile ilgili cümleler

English: There's a Turkish student at Magdalena's school. His name is Reşit.
Turkish: Magdalena'nın okulunda bir Türk öğrenci var. Onun adı Reşit.

English: I have to resit an English exam next week.
Turkish: Önümüzdeki hafta tekrar İngilizce sınavına girmek zorundayım.

Resit ingilizcede ne demek, Resit nerede nasıl kullanılır?

Resit examination : Bütünleme sınavı. İlk ve orta dereceli okullar ile üniversite ve yüksek okullarda bütünlemeye kalan öğrenciler için genellikle yaz tatili sonunda açılan sınav.

Resiting : Yeniden imtihana girmek. Başarısız olunan dersten tekrar sınava girmek. Bütünleme sınavına girmek.

Resits : Tekrar sınava girmek. Başarısız olunan dersten tekrar sınava girmek. Bütünleme sınavına girmek. Yeniden imtihana girmek. Sınavı tekrarlamak.

Resitting : Sınavı tekrarlamak. Tekrar sınava girmek.

Resituate : Yeniden konumlamak.

Resided : Bulunmak. -e dayanmak. Oturmak. -de ikamet etmek. İkamet etmek. Etmek. Bağlı olmak. Ait olmak. Oturmak (ikamet vb).

Residences : Ev. Konak. Rezidans. Yaşanan yer. Konut. Sükna. İşyerinde yatıp kalkma. Oturma. Mesken. İkametgah.

 

Resituates : Yeniden konumlamak.

Residencies : Konak. Genel vali konağı (sömürge).

Reside : Bağlı olmak. Ait olmak. Bulunmak. Etmek. Oturmak (ikamet vb). İkamet etmek. -e dayanmak. -de ikamet etmek. Oturmak.

İngilizce Resit Türkçe anlamı, Resit eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Resit ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Be : Berylliumb (berilyum). Mal olmak. -di. -dı. Alaşımların hazırlanmasında kullanılan hafif bir metalik kimyasal element. Olmak. Var olmak. Anlamına gelmek. -dir. Durmak.

Residue : Bir kimsyasal tepkimeden sonra arta kalan, işe yaramayan özdekler. Arta kalan. Küspe. Kalıntı. Tortu. Artık. Kalan. Fizik, kimya, veterinerlik alanlarında kullanılır. Belirli bir işlem sonucunda geriye kalan, artan. Bir maddenin orijinal bileşenlerinden bir kısmının alınmasından sonra geriye kalan kısmı.

Stand : (teklif) geçerli olmak. Kanıtlamak. Göğüs germek. Kalmak. Statif. Üçayak. Ayaklık. Katlanmak. İhtiyaç duymak. Durdurmak.

Part : Elden çıkarmak. Pay. Ayırmak. Rol. Kısmi. Parça. Ayrılmak. Taraf. Görev. Bir tiyatro yapıtında oyuncunun canlandırdığı ya da gösterdiği kişiliği ortaya çıkaran, sözleri ve hareketleri içeren bütün.

Remainder : Para üstü. Kalan. Geri. Geri kalan kısım. Satılmayıp elde kalan kitap. Artık. Bilgisayar, veterinerlik alanlarında kullanılır. Bir maddenin orijinal bileşenlerinden bir kısmının alınmasından sonra geriye kalan kısmı. Geri kalan. Ünvanın varisi olma hakkı.

Stand up : Göğüs germek. Bekletmek. Savunmak. Dayanmak. Ayağa kalkmak. Sağlam kalmak. Dikilmek. Ağaç etmek. Kalkmak. Anlaşmayı yerine getirememek.

 

Remnant : Artık parça. Kalıntı. Parça kumaş. Geri kalan şey. Artık. Geri kalan. Bakiye. Parça.

Residuum : Çökelek. Atık. Posa. Rüsup. Kalan. Tortu. Artık ürün. Döküntü. Çökelti. Bakiye.

Leftover : Kalan. Artakalan. Artık. Yemek artığı. Artan. Artık yemek.

Balance : Dengede tutmak. Tartmak. Düşünmek. Yönetmenin sahne üzerinde tasarladığı düzenin temel öğelerinden biri. göz dengesiz bir görünümü (bilinçsiz de olsa) sezinlediği için sahne üzerindeki oyuncuları dengelemek gerekir. sahne üzerinde denge, iki ana bölümde ele alınır. fiziksel denge : bakışımlı ve bakışımsız olmak üzere iki çeşittir. güzelduyusal denge : sahne üzerinde kalabalığı anlam açısından uyumlu bir duruma getirir. Sayışımdan sonra görünen kalıntı. Ruhsal denge. Dengelemek. Bir sesin tüm frekans aralıklarının, birisinin diğerine baskın gelmemesi için yakın değerlerde tutulması. stereo bir müzik sistemindeki her bir hoparlörden çıkan ses şiddetinin aynı değerde olması. icra veya kayıt sırasında çalgıların ses şiddetlerinin birinin diğerine baskın gelmeyecek biçimde yakın olması. Kıyaslamak. Son kalıntı.

Resit synonyms : kneel, portion, component part, resiting, resitting, residual, resits, component, constituent.

Resit zıt anlamlı kelimeler, Resit kelime anlamı

Lie : Yalan söylemek. Atmak. Palavra. Uzanmak. Mideye oturmak. Yasal olmak. Kalmak. Durmak. Yalan. Yatmak.

Sit : Oturmak. Konmak. Toplanmak. Tünemek. Poz vermek. Kuluçkaya yatmak (tavuk). Burnunu sürtmek. Kalmak (bir yerde). Binmek. Oturtmak.

Resit antonyms : lend oneself.