Rouse türkçesi Rouse nedir

Rouse ile ilgili cümleler

English: The cry roused me from my sleep.
Turkish: Çığlık beni uykumdan uyandırdı.

English: He couldn't get his trousers off.
Turkish: O, pantolonunu çıkaramadı.

English: Ali is grouse hunting.
Turkish: Ali orman tavuğu avlıyor.

English: Did he have his trousers pressed?
Turkish: O pantolonunu ütületti mi?

English: Don't arouse him from his sleep!
Turkish: Onu uykusundan uyandırmayın.

Rouse ingilizcede ne demek, Rouse nerede nasıl kullanılır?

Roused : Canlanmak. Kışkırtmak. Çalkalamak. Uyandırmak. Yuvasından çıkarmak. Tahrik etmek. Yatağından çıkarmak. Kızdırmak. Uyanmak. Canlandırmak.

Rouser : Heyecanlı olay. Dalavere. Sansasyon. Uyandıran. Kuyruklu yalan. Üçkağıt.

Rousers : Heyecanlı olay. Üçkağıt. Sansasyon. Dalavere. Kuyruklu yalan. Uyandıran.

Rouses : Canlanmak. Tahrik etmek. Uyanmak. Kışkırtmak. Canlandırmak. Telaşlandırmak. Yuvasından çıkarmak. Uyandırmak. Kızdırmak. Çalkalamak.

Rabble rouser : Sorun çıkaran. Sorun yaratan tip. Mesele çıkaran kimse. Ortalığı karıştıran.

Arouse suspicions : Kuşku uyandırmak. Kuşku uyandırdı. Herkesin ondan şüphe etmesine neden oldu. Şüphe yaratmak.

 

Arouse desire in somebody : Heveslendirmek.

Arouse interest : Merak uyandırmak. İlgi çekmek. İlgisini çekmek. Alaka uyandırmak. Dikkatini çekmek. İlgi uyandırmak. İlgi toplamak.

A pair of trousers : Pantolon.

Arouse : Harekete geçirmek. Uyanmak. Uyuyan devi uyandırmak. Canlandırmak. Hayat bulmak. Kaldırmak. Ayaklandırmak. Canlanmak. Uyandırmak.

İngilizce Rouse Türkçe anlamı, Rouse eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Rouse ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Advise against : Karşı ikaz etmek. Karşı uyarmak.

Blossomed : Çiçek vermek. Çiçek açmak. Çiçeklenmek. Gelişmek. Serpilmek. Açılmak. Büyümek. Bahar açmak.

Disquiets : Huzurunu kaçırmak. Endişelendirmek. Endişe vermek. Tedirginlik yaratmak. Üzmek. Rahatsız etmek. Kaygılandırmak. Endişe uyandırmak. Tedirgin etmek.

Churns : Köpürmek. Yayık. Yayık yaymak. Karıştırmak. (sıvı) köpürtmek. Çırpmak. Köpürtmek. Tereyağı yapmak. Yayıkta çalkalamak. Çalkantılı olmak.

Flurry : İki ayağını bir pabuca sokmak. Telaşa düşürmek. Sağanak. Telaşlanmak. Heyecan. Ani canlılık. Heyecanlanmak. İki ayağını bir pabuca koymak. Sinirlendirmek.

Bestirs : Kaldırmak. Yerinden oynatmak. Aceleye getirtmek. Koşturtmak. Coşturmak.

Undock : Çıkar. Gemiyi havuzdan çıkarmak. (özellikle bir tekne veya uzay mekiği ile alakalı) limandan ayrılmak. Havuzdan çıkarmak.

Disquiet : Tedirgin etmek. Huzurunu kaçırmak. Huzurunu bozmak. Üzmek. Tedirginlik yaratmak. Endişelendirmek. Endişe vermek. Rahatsız etmek. Endişe uyandırmak.

 

Brisked : Hareketlendirmek. Hareketli. Sertçe esen (rüzgar). İstenilen hızda hareket eden. Enerjik. Hareketlilik. Çevik. Faal.

Confuses : Birbirine karıştırmak. Zihinsel karıştırmak. Şaşırtmak. Serseme çevirmek. Karıştırmak. Karman çorman etmek. Kafa karıştırmak. Farkedememek. Ayırt edememek. Kafası karışmak.

Rouse synonyms : psych up, alert to, abet, confuse, antagonised, brighten up, awaken, rinsed, awake, undocks, antagonized, brighten, arouses, animates, egging, awakens, electrify, admonishing, admonishes, charge, activates, admonished, bother, jiggle, alerted, bring into action, brightening, animate, antagonizing, upset, awoken, rouses, brisk.

Rouse zıt anlamlı kelimeler, Rouse kelime anlamı

Rest : Ara vermek. Kalanlar. Diğerleri. Soluk almak. Olmaya devam etmek. Uzanmak. Dikmek (bakış). Hareketsizlik. Bel bağlamak. Mola vermek.

Calm : Huzurlu. Soğuk. Gürültüsüz. Dingin. Sakinlik. Ağırbaşlı. Endişesiz. Esintisiz. Arsız. Durgun.

Rouse ingilizce tanımı, definition of Rouse

Rouse kelimesinin İngilizce - İngilizce çevirisi (English to English) : To get or start up. To cause to start from a covert or lurking place. To rise. To pull or haul strongly and all together, as upon a rope, without the assistance of mechanical appliances. As, to rouse a deer or other animal of the chase. A bumper in honor of a toast or health.