Roused türkçesi Roused nedir

Roused ile ilgili cümleler

English: The cry roused me from my sleep.
Turkish: Çığlık beni uykumdan uyandırdı.

English: The speaker aroused the anger of the audience.
Turkish: Spiker seyircinin öfkesini tahrik etti.

English: His story aroused my suspicion.
Turkish: Onun hikayesi benim şüphemi uyandırdı.

English: His unusual behavior aroused our suspicion.
Turkish: Onun uygunsuz hareketleri kuşkumuzu uyandırdi.

English: My curiosity was aroused.
Turkish: Merakım uyandırıldı.

Roused ingilizcede ne demek, Roused nerede nasıl kullanılır?

Aroused : Cinsel olarak uyarılmış. Uyandırılmış. Heyecanlı. Harekete geçmiş. Uykudan uyandırılmış.

Aroused his curiosity : Onu meraklı hale getirdi. Meraklılığını uyandırdı. İlgisini uyandırdı. Merakını uyandırdı.

Aroused suspicion : Kuşku uyandırdı. Herkesin ondan şüphe etmesine neden oldu.

Caroused : İçki alemi yapmak. İçki içip şamata yapmak. İçmek. Kafayı çekmek. Alem. Nuş. Nuş etmek. İçki içmek. İçki alemi yap. İçki alemi.

Groused : Homurdanmak. Söylenmek. Bir tür keklik. Dırdır etmek. Yakınmak. Sızlanmak. Şikayet. Çok iyi. Yakınma. Şikayet etmek.

 

Arouse : Hayat bulmak. Uyanmak. Uyuyan devi uyandırmak. Canlanmak. Ayaklandırmak. Uyandırmak. Harekete geçirmek. Canlandırmak. Kaldırmak.

Arouse interest : Merak uyandırmak. İlgi toplamak. Dikkatini çekmek. İlgi çekmek. Alaka uyandırmak. İlgisini çekmek. İlgi uyandırmak.

Arouse hatred : Nefret uyandırmak.

Rousers : Kuyruklu yalan. Heyecanlı olay. Dalavere. Üçkağıt. Sansasyon. Uyandıran.

A pair of trousers : Pantolon.

İngilizce Roused Türkçe anlamı, Roused eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Roused ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Bring home to : İkna etmek. Kendine getirmek. Gerçekleri görmesini sağlamak.

Attic : Çatı odası. Tavanarası. Doğru. Çatıarası oda. Çatı katı. Sade. Atinalılarla ilgili. Tavan arası. Atika ile ilgili. İnce.

Draw : Bir çek veya poliçenin düzenlenerek imza edilmesi ve ilgiliye gösterilmek üzere lehtara veya hamile verilmesi işlemi. İlgi çekici şey. Berabere kalmak. Cazibe. Berabere biten oyun. Keşide. Çekiş. Futbol, bilgisayar, iktisat alanlarında kullanılır. Ağızdan laf almak için söylenen söz. Kura.

Maisonette : (bir tür) dubleks daire. Küçük daire. Küçük ev.

Upset : Bulandırmak. Sinirli. Altüst olmuş. Üzmek. Altüst etmek. Devrilmiş. Yenmek (favori rakibi). Üzgün. Bozulmuş. Şişirmek.

Mansion : Büyük konak. Büyük ev anlamında. orta çağ dinsel oyunlarının bir türünde, sahne üzerine yan yana kurulan ve değişik yerleri (cennet, cehennem, kilise, vb.) simgele yen eve benzeyen dekorların tümü; eşzamanlı dekor anlayışı böylece ilk kez ortaçağ'da ortaya çıkmıştır. Orta çağ oyunlarında yan yana kurulan en çok da roman memleketlerinde önü açık kulübeler (bk. evler, simültane sahne.). Yalı. Eş zamanlı sahne. Köşk. Mansiyon. İlk kez ortaçağ'ın dinsel oyunlarıyla ortaya çıkan, seyirciye göre solda cennet, sağda cehennem olmak üzere, bu iki uç kavram arasındaki yerleri aynı oyun alanı üzerinde, yerleşik biçimde kapsayan sahne türü. Kaşane.

 

Jiggle : Irgalanmak. Dingildemek. Salınmak. Sallamak. Titreme. Hafifçe sallanmak. Hafif ve çabuk sallamak. Hafif sallantı.

Disabuse : Birini yanlış düşüncesinden vazgeçirmek. Hatadan kurtarmak. Görmesini sağlamak. Gözünü açmak. Kurtarmak. Doğru yolu göstermek.

Gargles : (alkollü) içki. Gargara yapmak. Gargara. Gırtlaktan söylemek. Ağzını çalkalamak. Gırtlaktan konuşmak.

Accelerates : Hızlanmak. Süratini artırmak. Hız kazanmak. İvme vermek. Hızlandırmak. Hız kazandırmak. İvme kazandırmak. Gaza basmak. Hız vermek. Özendirmek.

Roused synonyms : hunting lodge, solar house, untune, soddy, strike a chord, sod house, frat house, row house, fraternity house, touch a chord, rooming house, single dwelling, doll's house, tract house, brighten, dollhouse, antagonize, hurt, boost, whelm, gargled, boarding house, domicile, chalet, bungalow, disconcert, accelerate, animate, villa, adobe house, hall, brighten up, aggravate.

Roused zıt anlamlı kelimeler, Roused kelime anlamı

Bore : Delik. Çap (mermi). Sıkıcı şey. Yüksek dalga. Sıkıcı tip. Sondalamak. Bunaltmak. Dert. Delmek. Kuyu.

Lowered : Küçültmek. Somurtmak. Alçaltmak. Alçaltılmış. Küçük düşürmek. İndirmek. Karartmak. Düşürmek. Surat asmak. İnik.