Sürmene nedir, Sürmene ne demek

Sürmene; Dil bilgisi yönünden Türkçe'de özel olarak kullanılır.

  • Trabzon iline bağlı ilçelerden biri

Yerel Türkçe anlamı:

Yaramaz, kötü.

Sürmene hakkında bilgiler

Sürmene, Trabzon'un bir ilçesi.

Anadolu'nun ilk ticaret odası; denizcilik, deniz ticareti ve tersanecilik ve kesercilikten kaynaklanan zengin bir ticari alt yapıdan dolayı Sürmene ilçesinde 1903'de kurulmuştur.

1950'li yıllarla başlayan araba yollarının yapımı sürecinde Sürmene iç bölgelerin denize ve anayollara ulaşım üssü olamamıştır. Bu uzun solukta Sürmene'de ticaret hayatının gerilemesini beraberinde getirmiş ve eskiden Sürmene bölgenin bir ticaret merkezi iken bu özelliğini başta Araklı ilçesi olmak üzere bölgedeki başka yerleşim birimlerine kaptırmıştır.

Bugün itibariyle Sürmene'de ticaretin esas unsurunu hala bağlı köylerden gelen köylülerin yarattıkları iktisadi hareketlilik oluşturmaktadır. Ancak Sürmene ilçesine bağlı köylerde de tüm Türkiye'de yaşanan köyden kente göç olgusu sonucu nüfus azalması sonucu bugün Sürmene de ticaret hacmi önceki yılların son derece altına düşmüştür. istanbul, samsun, ankara, aydın, izmir, antalya, bursa, eskişehir, gebze, düzce, adapazarı gibi yerlere göç çok vermiştir Ayrıca ilçede asırlardır alışıla gelmiş şekilde BIÇAK üretimi yapılmakta ve yurt içinde ve yurt dışında satılmaktadır

 

Sürmene ile ilgili Cümleler

  • Amcan arabasını sürmene izin verdi mi?
  • Ali arabasını sürmene izin verir mi?

Sürmene kısaca anlamı, tanımı:

Trabzon : Türkiye'nin Karadeniz Bölgesi'nde yer alan illerinden biri.

İlçe : Yönetim bakımından yurt bölümlemesinde ilden sonra gelen bölüm, kaymakamlık, kaza.

Sürme : Masa ve dolapta küçük çekmece. Sürülerek kullanılan. Kirpik diplerine sürülen siyah boya, sürme, is. Sürme mantarıgillerin yol açtığı ve tanelerin içini kurum karası bir tozla dolduran ekin hastalığı, rastık. Sürmek işi. Kapı kanadını içeriden kapama, dolap kapağını yerinde tutma vb. işlere yarayan ve yuvası içinde ileri geri sürülebilen sistem, sürgü.

Anadolu : Ön Asya'nın bir parçası olarak Türkiye'nin Asya kıtasında bulunan toprağı, Rum.

Ticaret : Kazanç amacıyla yürütülen alım satım etkinliği. Ürün, mal vb. alım satımı. Bu etkinlikle ilgili bilim. Alışveriş sonucu elde edilen, yararlanılan fiyat farkı, kâr.

Denizcilik : Denizcinin yaptığı iş.

Deniz : Çokluk, yoğunluk. Aydaki düzlükler. Bu su kütlesinin belirli bir parçası. Yer kabuğunun çukur bölümlerini kaplayan, birbiriyle bağlantılı, tuzlu su kütlesi. Geniş alan.

Tersane : Gemi yapılmış olan yer, gemilik, tezgâh.

Keser : Tahta, ağaç yontmaya ve çivi çakmaya yarayan, kısa saplı, bir yanı keskin ağızlı çelik araç.

Kaynak : Bir şeyin çıktığı yer, menşe. Sırayı beklemeden başkalarının hakkını alarak mevcut sıranın ön taraflarına girme işi. Herhangi bir enerjinin oluşup çevreye yayıldığı yer. Gelir, kazanç, sağlık vb.ni sağlayıcı öge. Bir suyun çıktığı yer, kaynarca, pınar, memba, göz. Herhangi bir bilim dalında yazılmış olan yazı veya eserlerin bütünü, literatür. Araştırma ve incelemede yararlanılan belge, referans. İki metal veya yapay parçayı ısıl yolla birleştirme yöntemi, kaynaştırıp yapıştırma işi.

 

Bağlı : Kapatılmış olan, kapalı. Gerçekleşmesi bir şartı gerektiren, vabeste. Bir kuruluşun yetkisi altında bulunan. Bir bağ ile tutturulmuş olan. Sınırlanmış, sınırlı. Halk inanışına göre, büyü etkisiyle cinsel güçten yoksun edilmiş (erkek). Bir kimseye, bir düşünceye, bir hatıraya saygı, aşk vb. duygularla bağlanan, sadık, tutkun.

Biri : Bir tanesi. Bilinmeyen bir kimse.