Saba nedir, Saba ne demek

Saba; bir müzik terimidir. kökeni arapça dilinden gelmektedir.

Yerel Türkçe anlamı:

Sabah.

Sabah, bk. sabba, sabbah, sıbbah

Çok su içen.

Sabah.

Yarına, sabaha.

Saba isminin anlamı, Saba ne demek:

Kız ismi olarak; Gün doğusundan esen hafif rüzgâr. Musikide bir makam. Erkek ismi olarak; Gün doğusundan esen hafif rüzgâr. Musikide bir makam.

Saba anlamı, tanımı:

Saba rüzgarı : Sabah yeli.

Badısaba : Sabah yeli.

Sababuselik : Klasik Türk müziğinde bir birleşik makam.

Sabah : Sabah ezanı. Güneşin doğduğu andan öğleye kadar geçen zaman. Sabah namazı. Sabahleyin.

Sabah akşam : Her vakit, daima, sürekli, devamlı.

Sabah ezanı : Sabah namazının vaktinin geldiğini bildirmek için okunan ezan.

Sabah kahvaltısı : Sabah vakti yenilen yemek.

Sabah keyfi : Sabahleyin geç kalkma, yatak keyfi yapma.

Sabah koşusu : Sabahleyin spor amacıyla yapılmış olan koşu.

Sabah namazı : Sabah vakti kılınan namaz.

Sabah ola hayrola : "sabah olsun, o vakte kadar iş belki düzelir" anlamında kullanılan bir söz.

Sabah sabah : Sabahın uygunsuz bir zamanında.

Sabah vakti : Sabahleyin.

Sabah yeli : Sabahleyin gün doğusundan esen hafif ve yumuşak yel, esin, saba, saba rüzgârı.

Sabaha : Yarın sabah.

Sabaha çıkmamak : Sabaha kadar yaşayamamak, sabahtan önce ölmek.

 

Sabaha doğru : Sabaha karşı.

Sabaha kadar : Bütün gece boyunca.

Sabaha karşı : Gecenin sabaha yakın zamanında, sabaha doğru.

Sabahçı : İkili öğretim yapan okullarda öğleden önce ders gören öğrenci, öğlenci karşıtı. Uyumadan sabahı bulan kimse. Nöbeti sabaha doğru olan veya sabaha rastlayan kimse.

Sabahçı kahvesi : Sabaha kadar açık kalan kahve. Sabaha karşı açılan kahve.

Sabahçılık : Sabahçı olma durumu.

Sabahı bulmak : Sabahlamak. bir şey sabaha kadar sürmek.

Sabahı sabah etmek : Sabahın olmasını uyumadan sabırsızlıkla beklemek.

Sabahı zor etmek : Bir türlü sabah olmamak.

Sabahın körü : Sabahın erken saati.

Sabahki : Sabah olan, sabah yapılan.

Sabahlama : Sabahlamak işi.

Sabahlamak : Herhangi bir sebeple bütün geceyi uyumadan geçirmek. Bir yerde sabaha kadar kalmak.

Sabahlar hayrolsun : İş işten geçtikten, olan olduktan sonra gösterilen ilgi için söylenen bir söz. günaydın!.

Sabahları : Sabah vaktinde. Her sabah.

Sabahlatma : Sabahlatmak işi.

Sabahlatmak : Sabahlama işini yaptırmak.

Sabahleyin : Günün başlangıcı, günün ilk saatleri, sabah, sabah vakti, horoz vakti.

Sabahlık : Sabahları yataktan kalkınca geçici olarak giyilen üstlük. Sabahla ilgili, sabaha özgü.

 

Sabahtan : Sabahleyin.

Sabahtan akşama kadar : Bütün gün boyunca.

Sabahyıldızı : Afrika'da yetişen sert ve kaba dokulu, turuncu sarı renkli ağaç (Nauclea didemichii).

Saban : Çift süren hayvanların koşulduğu demir uçlu tarım aracı.

Saban balığı : Dev köpek balığıgillerden, boyu 5 metre kadar olabilen, kuyruğu sabana benzer bir köpek balığı, deniztilkisi (Alopias vulpes).

Saban demiri : Sabanın toprağı yarmaya yarayan taban kısmına takılan demir.

Saban kemiği : Burun boşluklarını birbirinden ayıran çeperi arkasında bulunan ince uzun kemik.

Saban kulağı : Sabanın toprağa giren kısmının iki yanında bulunan ve toprağı yollara dökmeye yarayan parça, kulak.

Saban sürmek : Toprağı sabanla kazıp altüst etmek. güreşte, hasmı ayaklarından tutup yüzükoyun yerde sürümek.

Sabanın tutağına yapışan el aç kalmaz : "çiftçilik yapan veya çalışan aç kalmaz" anlamında kullanılan bir söz.

Sabankıran : Kayışkıran.

Akşama sabaha : Neredeyse, pek yakında, kısa bir süre içinde.

Akşamdan kavur sabaha savur : Kazandığını günü gününe harcayan tutumsuz kimselerin durumunu anlatmak için kullanılan bir söz. söylediği sözü tutmayan kişiler için kullanılan bir söz.

Akşamlı sabahlı : Her akşam ve her sabah.

Akşamlık sabahlık : Nerede ise, kaçınılmaz sonuç pek yakında.

Ertesi sabah hapı : Ertesi gün hapı.

Horozu çok olan köyde sabah geç olur : "karışanı çok olan işlerden sonuç güç alınır" anlamında kullanılan bir söz.

Kaba saba : Görgüsüz bir biçimde. Görgüsüz. Özensiz.

Kara saban : Toprağı sürmede kullanılan ilkel bir tarım aracı.

Kısmetsiz köpek sabaha karşı uyuyakalır : "Tanrı kendisine kısmet vermemiş olan yaratık, yararlanılacak şeyi elde etmek kolaylaştığı zaman, başka bir işle uğraştığı için bundan yoksun kalır" anlamında kullanılan bir söz.

Nerede akşam orada sabah : "kimselerin yeri yurdu belli olmaz, düzenli bir hayatları olmaz" anlamında kullanılan bir söz.

Selam sabah : Selamlaşıp hatır sorma.

Selamı sabahı kesmek : Her türlü ilişkisine son vermek.

Klasik : XVII. yüzyıl Fransız dili, sanatı ve yazarları ile ilgili olan. Kökleşik. Eski Yunan, Roma ve XVII. yüzyıl Fransız sanatıyla ilgili sanatçı veya eser. Sanatta kuralcı. Üzerinden çok zaman geçtiği hâlde değerini yitirmeyen, türünde örnek olarak görülen eser. Alışılmış. Eski Yunan ve Roma çağı dili ve sanatı ile ilgili olan.

Türk : Türkiye Cumhuriyeti sınırları içinde yaşayan halk ve bu halktan olan kimse. Dünyanın çeşitli bölgelerinde yaşayan, Türkçenin değişik lehçelerini konuşan soy ve bu soydan olan kimse.

Birleşik : Bir araya gelmiş, birleşmiş olan, müttehit.

Makam : Klasik Türk müziğinde bir müzik parçası veya şarkının işleniş biçimi. Mevki, kat, yer.

Saba maymunu : Eski Dünya maymunugiller (Cercopithecidae) familyasından, 50 cm kadar uzunlukta, 60 cm kadar kuyruğu olan, sırtı yeşil, karnı beyaz, Habeşistan'da yaşayan bir tür. Grivet. (karşılık: grivet, Cercopithecus griseoviridis): Maymunlar (Primates) takımının uzunkuyruklumaymungiller (Cercopithecidae) familyasından bir memeii türü. Uzunluğu 50, kuyruğu 60 cm. Sırtı yeşil, karnı beyazdır. Anlaklı ve usludur. Habeşistanda yaşar. (zooloji)

Sabab : Sebep

Sabaca : Sabaha kadar

Sabacik : Sabaha kadar

Sabaçça : Sabahleyin

Sabadaş : Arkadaş.

Sabaden : Sabahtan, sabahleyin

Sabağınan : Sabahleyin

Sabağısi : Ertesi sabah

Sabah cimnastiği : Vücudu, gecenin uyuşukluğundan kurtarıp günlük yaşama taze güçle başlatmak için süresi, ölçü ve temposu ılımlı alıştırmalardan oluşan cimnastik.

Saba ile ilgili Cümleler

  • Ali her sabah 2.30'da yataktan kalktı.
  • Bu sabah uyandığımda, kendimi biraz rahatsız hissettim.
  • Sabah 7:00'de Narita Havaalanına ineceğiz.
  • Saba burada ihtiyacımız var.
  • O her sabah annesinin mutfakta kahvaltı hazırlamasına yardım eder.
  • Sabah 6'da yola çıkmak istiyorum.
  • Ali bütün sabahı sorgulama odasında geçirdi.
  • Sabah 10.00'dan öğleden sonra 2.00'ye kadar perşembe günleri hariç, arabayı evin önüne park edebilirsin.
  • Ali her sabah yürüyüşe gider.
  • Yarın sabah yedide beni uyandırabilir misin?
  • Sabah 6:30 da uyanırım.
  • Sabah 08:00.
  • Ali bu sabah bize Mary'yle Boston'a taşındığını söyledi.
  • Sabah 4:00'te beni uyandırmak için zahmet etmeyin. Yarın balık tutmaya gitmeyi planlamıyorum.

Diğer dillerde Saba anlamı nedir?

İngilizce'de Saba ne demek? : [Saba] n. small island in the Netherlands Antilles; family name

n. Saba, small island in the Netherlands Antilles; family name