Saddo türkçesi Saddo nedir

  • Aşağılık herif.
  • (aşağılayıcı argo) acınacak kimse.
  • Mal.
  • Pislik.
  • Şerefsiz.
  • Ezik tip.
  • Ot.
  • Ciğeri beş para etmez tip.
  • Ezik.
  • Adi şerefsiz.
  • Zavallı kimse.
  • Acınacak halde veya aşağılık kimse.
  • Adi.

Saddo ingilizcede ne demek, Saddo nerede nasıl kullanılır?

Sadden : Koymak. Efkarlanmak. Kederlenmek. Üzmek. Hüzünlendirmek. Kederlendirmek. Üzülmek.

Saddened : Mutsuz. Mutsuz olmasına sebep olmuş. Morali bozuk. Moralinin bozulmasına sebep olmuş. Umutsuz. Müteessir. Üzüntülü.

Saddening : Kederlendirici. Moral bozukluğuna sebep olan. Üzüntü verici. İç karartıcı. Hafif ezme. Kedere sebep olan. Kederlenme. Mutsuzluğa sebep olan. Üzücü.

Saddeningly : Kedere ve mahzunlaşmaya yol açacak şekilde. Mutsuzluğa sebep olacak tarzda. Moral bozukluğuna sebep olacak şekilde.

Saddens : Kederlendirmek. Kederlenmek. Üzmek. Hüzünlendirmek. Koymak. Efkarlanmak. Üzülmek.

Saddle billed stork : Eğer gagalı leylek. Leyleksiler (coraciiformes) takımının leylekgiller (ciconiidae) familyasından, 146 cm kadar uzunlukta, afrika'nın sulak yerlerinde yaşayan bir tür.

Saddle bag : Hurç.

Saddhus : (hinduizm) hindu kutsal bilgesi. Ulu bilge. Sadhu'nun bir türevi. Hindu rahip. Hintli dünya nimetlerinden elini eteğini çekmiş kutsal adam. Hintli kutsal fakir.

Saddest : Acılı. Hazin. En kederli. Adam olmaz. Mahzun. İflah olmaz. Hüzünlü. Hamur olmuş. Üzüntülü. İç karartıcı.

 

Saddle blanket : Eyer battaniyesi. Eyer örtüsü. Eyer altlığı.

İngilizce Saddo Türkçe anlamı, Saddo eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Saddo ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Divvying : Mankafa. Bölmek. Pay. Paylaşmak. Salak.

Chintziest : Kreton. Kötü.

Nonce : Ciğeri beş para etmez. Şimdiki zaman. Sübyancı. Sapık. Seks suçlusu.

Assets : Alacak. Varlıklar-alacaklar. Servet. Tecimsel bir kuruluşun ya da bir tecimevinin belirli bir zamandaki taşınır ve durağan mallarından paraya çevrilmesi olumlu bulunanları da kapsamak üzere varlıkları ve alacaklarının tümü. Malvarlığı. Kaynaklar. Alacaklar. Bir tecimenin ya da ortaklığın para ile değerlendirilebilen malları ve haklarının toplamı. bir tecimen ya da ortaklığın toplanabilecek alacaklarını da kapsamak üzere belirli bir süredeki taşınır ve durağan mallarının tümünün para olarak karşılanabilen değeri. Mal varlığı.

Feed : Yemek. Yiyecek. Yedirmek. Doyurmak. Yemek yedirmek. Besleme. Hayvanlar tarafından tüketilen ve hayvanların yaşama ve verim gereksinimlerini enerji ve/veya besin maddeleri yönünden karşılamak amacıyla belli sınır ve koşullarda yedirildiği zaman sağlığına zararlı olmayan, yararlanılabilir durumdaki organik ve/veya inorganik besin maddelerinin bir veya birkaçını kapsayan, bitkisel veya hayvansal kökenli veya doğada serbest olarak bulunan maddeler. Desteklemek. Yapısında organik ve inorganik besin maddelerini bulunduran, belli oranlarda verildiğinde yetiştirciliği yapılan canlının sağlık, gelişme, üreme, verim gibi özellikleri üzerinde olumlu etki yapan maddeler. balıkları cezbetmek için olta iğnesine takılan veya tuzak ağlar içine konulan, sinek, canlı yem, yem solucanı gibi gerçek veya yapay balık yemleri. Yemek vermek.

 

Calamity jane : Gariban. Başı beladan kurtulmayan kimse. Allah'ın garibi.

Chattel : Taşınır mal. Menkul. Köle. Menkul eşya. Öteberi. Taşınabilir eşya. Taşınabilir mal. Kişisel eşya. Menkul mal.

Crud : Çöp. Rezil.

Douche : Şırınga etmek. Şırınga. Antiseptik su. İlaçlı su. Mikrop öldürmek amacıyla yıkama. Duş yapmak. Duşlamak. Antiseptik suyla yıkamak. Duş.

Grasses : Çim. Marihuana. Çayır. Esrar. Çimen. Otlak.

Saddo synonyms : plains indian, caddoan language, kichai, arikara, eyeish, aricara, buffalo indian, wretches, arsehole, cheap jack, wanker, grot, cocksucker, dodo, coarse, divvies, foddering, asshole, sheepish, dobber, ecchymosis, meek, wretch, cheap, american indian language, dork, grots, airhead, dishonored, cattle, dirt, cad, campiest.