Salience türkçesi Salience nedir

  • Çıkıntılı şey.
  • Göze çarpma.
  • Dikkati çekme.
  • Çıkıntı.

Salience ingilizcede ne demek, Salience nerede nasıl kullanılır?

Saliences : Çıkıntı. Dikkati çekme. Çıkıntılı şey. Göze çarpma.

Saliencies : Dikkati çekme. Çıkıntı.

Saliency : Çıkıntılı şey. Göze çarpma. Dikkati çekme. Çıkıntı.

Salient : Dış. Göze çarpan. Dikkat çekici. Çarpıcı. Atlayan. İstihkam dış açısı. Fışkıran. Çıkık. Belirgin. Önemli.

Salient angle : Dış açı.

Salicin : Şalisin. (kimya) bazı ağaç çeşitlerinin kabuklarında bulunan kristalize glukoz (ateş ve ağzı azaltıcı ilaçlarda kullanılan). Salisin.

Gasalier : Gaz ışığı avizesi.

Salic : Salis içeren. Salyan hanedanlığı. Franklar ile ilgili (eski). Salisli.

Saliently : Dışa doğru bir çıkıntı ile. Bariz bir şekilde. Açık bir şekilde. Farkedilebilir bir şekilde. Besbelli. Göze çarpan. Dikkat çekici bir şekilde. Bariz bir biçimde. Göze çarpan bir şekilde. Dikkate değer bir şekilde.

Salicaceous : Söğüt gibi. Söğüde ait. Söğütü andıran.

İngilizce Salience Türkçe anlamı, Salience eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Salience ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Evidence : Belirtmek. İfade. Açıklamak. Tanık. Hukuk, ekonomi alanlarında kullanılır. İspat. Şahitlik. Şahit. Tanıt. Göstermek.

 

Prominence : Ün. Göze çarpan şey. Fışkırma. Herkesçe tanınma. Uzantı. Burun. Ehemmiyet. Tümsek. Şöhret.

Strikingness : Dikkat çekicilik.

Visibility : Görüş sahası. Görüş netliği. Görünebilme. Görüş netliği (derecesi). Görünebilirlik. Görünürlük. Görüş mesafesi. Görüş. Yoğun siste görünebilen 15-20 metreden, 50 km'ye değin giden değişik görüş uzaklıkları içki hava duruluğu ölçüsü. Görüş uzaklığı.

Dentation : Diş gibi çıkıntı. Tarak şekilli. Çentik. Taraksı çıkıntı. Tarak şeklinde olan şey.

Evidences : Delil. Açıklık. Belirginlik. Kanıt. Tanıklık. İz. Şahit. İspat. Belirti.

Conspicuousness : Dikkat çekicilik. Barizlik. Dikkat çekme. Ortada olma.

Coigns : Köşe. Çıkıntılı köşe. Dirsek.

Bump : Yumru. Vurmak. Çarpmak. Şişlik. Sarsılmak. Vurma. Gümbürtü. Aniden. Küt.

Eaves : Çatı saçağı. Saçak. Suyolu. Dam saçağı.

Salience synonyms : bossage, agger, bezel, capes, ear, end piece, saliency, bulges, profile, coign, conspicuity, eminentia, saliences, bulge, saliencies, buckle, cape.

Salience zıt anlamlı kelimeler, Salience kelime anlamı

Obscurity : Karanlık. Anlaşılmazlık. Az tanınmışlık. Bilinmezlik. Loşluk. Çapraşıklık. Belirsizlik. Gizlilik. Meçhullük.

Salience ingilizce tanımı, definition of Salience

Salience kelimesinin İngilizce - İngilizce çevirisi (English to English) : A leaping. An assaulting. A springing forward. The quality or condition of being salient.