Saliency türkçesi Saliency nedir

  • Göze çarpma.
  • Çıkıntılı şey.
  • Çıkıntı.
  • Dikkati çekme.

Saliency ingilizcede ne demek, Saliency nerede nasıl kullanılır?

Salience : Dikkati çekme. Çıkıntı. Çıkıntılı şey. Göze çarpma.

Saliences : Çıkıntı. Çıkıntılı şey. Göze çarpma. Dikkati çekme.

Saliencies : Çıkıntı. Dikkati çekme.

Salient : Sıçrayan. Dikkat çeken. Göze çarpan. Belirgin. Çıkıntılı. Dış. Atlayan. Önemli. Çarpıcı. Dikkat çekici.

Salient angle : Dış açı.

Saliently : Açık bir şekilde. Göze çarpan. Dışa doğru bir çıkıntı ile. Bariz bir şekilde. Dikkat çekici bir şekilde. Göze çarpan bir şekilde. Besbelli. Bariz bir biçimde. Dikkate değer bir şekilde. Farkedilebilir bir şekilde.

Salic : Franklar ile ilgili (eski). Salisli. Salyan hanedanlığı. Salis içeren.

Salients : İstihkam dış açısı. Çarpıcı. Dış. Dikkat çekici. Sıçrayan. Göze çarpan. Belirgin. Çıkık. Dikkat çeken. Atlayan.

Salicaceous : Söğütü andıran. Söğüde ait. Söğüt gibi.

Salient point : Çıkıntı noktası. Taç noktası.

İngilizce Saliency Türkçe anlamı, Saliency eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Saliency ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Ear : Başak. Kulak. İşitme organı; memelilerde dış, orta ve iç kulak bölgelerinden oluşan yapı. İşitme duyusu. Kulak verme. Başaklanmak. Dikkat. Kulp.

 

Coign : Çıkıntılı köşe. Dirsek. Köşe.

Bezel : Kaş. Sunucu kapağı. Değerli bir taş veya saat camını tutan kertik. Bıçağın eğimli ağzı. Lamba çerçevesi. Sivri uç. Façeta. Yüzük kaşı. Şev.

Conspicuity : Ortada olma. Barizlik.

Agger : Suyun yükselip geri çekildiği ve tekrar yükseldiği yüksek gelgit türü. Suyun geri çekildiği yükseldiği ve tekrar geri çekildiği alçak gelgit türü. Agger. Duvar, siper, set. Eski roma'da yığın veya kale duvarı.

Buckle : Yenilgiyi kabul etmek. Toka ile tutturmak. Yer yer kabarmak. Bükmek. Çökmeye başlamak. Eğilmek. Yamultmak. Bükülmek. Kırım.

Bump : Kütlemek. Tümsek. Güm diye. Çarpma sesi. Şiş. Bindirmek. Yumru. Aniden. Toslamak. Küt.

Prominence : Güneş yüzeyinden uzaya sıcak gaz kütlelerinin fırlaması. Burun. Ün. Göze batma. Herkesçe tanınma. Tümsek. Göze çarpan şey. Önem. Şöhret.

Cape : Harmaniye. Burun. Bir su kütlesine uzanan sivri kara parçası. Kap. Pelerin. Karanın, özellikle yüksek ve dağlık kıyılarda, türlü biçimlerde denize uzanmış bölümü. Bazı şeylerin sivri ön bölümü. Harmani.

Saliency synonyms : saliences, bossage, eaves, profile, strikingness, visibility, bulge, capes, coigns, evidences, dentation, conspicuousness, evidence, eminentia, end piece, saliencies, bulges, salience.

Saliency zıt anlamlı kelimeler, Saliency kelime anlamı

Obscurity : Anlaşılmazlık. Gizlilik. Bilinmezlik. Meçhullük. Az tanınmışlık. Belirsizlik. Karanlık. Çapraşıklık. Loşluk.

Saliency ingilizce tanımı, definition of Saliency

Saliency kelimesinin İngilizce - İngilizce çevirisi (English to English) : Hence, vigor. Quality of being salient.