Sate türkçesi Sate nedir

Sate ile ilgili cümleler

English: Charon is considered to be a satellite of the (dwarf) planet Pluto. However, because its diameter is more than half as large as that of Pluto itself, it can be considered an equal partner; and Pluto and Charon can be considered a double planet.
Turkish: Charon gezegen Pluto'nun bir uydusu olarak kabul edilmektedir. Ancak onun çapı Pluto'nun yarı çapından daha büyük olduğu için o, eşit bir ortak olarak kabul edilmektedir; ve Pluto ve Charon bir çift gezegen olarak kabul edilmektedir.

English: Mankind's journey into space began in 1957 when the Soviet Union launched Sputnik, the first artificial satellite.
Turkish: İnsanoğlunun uzaya yolculuğu 1957'de Sovyetler Birliği'nin ilk yapay uydu Sputnik'i fırlattığında başladı.

English: Later the personal guards of kings were called satellites.
Turkish: Daha sonra kralların kişisel muhafızlarına uydular deniyordu.

English: Jupiter has four inner satellies: Metis, Adrastea, Amalthea, and Thebe. Their orbits are very close to the planet.
Turkish: Jüpiterin dört iç uydusu vardır: Metis, Adrastea, Amalthea ve Thebe. Onların uyduları gezegene çok yakındır.

English: Galileo discovered that the Milky Way is made of many stars and that the Moon has hills. He discovered four moons in orbit around Jupiter, which are now known as the Galilean satellites.
Turkish: Galileo Samanyolunun birçok yıldızlardan oluştuğunu ve ayın tepeleri olduğunu keşfetti. Şimdi Jüpiter'in yörüngesinde Galile uyduları olarak bilinen dört uyduyu keşfetti.

 

Sate ingilizcede ne demek, Sate nerede nasıl kullanılır?

Sate with option of repurchase : İadeli satış. Kararlaştırılan süre içinde satılanı geri alma koşulu ile yapılan iadeli satış.

Sateen : Atlas. Saten. Saten taklidi pamuklu kumaş. Pamuklu atlas.

Sateens : Saten. Saten taklidi pamuklu kumaş. Pamuklu atlas. Atlas.

Satellite : Uşak. Bende. Bilgisayar, biyoloji, coğrafya, fizik, uzay, sinema, televizyon, tarih, veterinerlik alanlarında kullanılır. Yapay uydu. Belli başlı kromozomlarda görülen, ana kromozom'a, sap biçiminde ince uzantıyla tutunmuş küçük kromozom parçası. büyük bir lezyonun kenarında oluşan küçük veya ikincil olarak biçimlenmiş olan lezyon. atardamar’a çok yakın olarak seyreden toplardamar. satellatizm gösteren. Peyk. Bağımlı ülke. İnsanlarca yapılarak bir gökcismi çevresinde yörüngeye yerleştirilen ve dolanması sağlanan uzay aracı, yapma uydu. yapma uydunun iletişimde, ırakiletişimde kullanılan çeşidi, iletişim uydusu. iletişim uydusunun televizyon yayınlarında da kullanılabilen çeşidi, televizyon uydusu. Evrensel çekim kuvveti etkisiyle, kepler yasaları uyarınca bir gezegen çevresindeki kapalı yörüngeler üzerinde dolanan gökcisimleri. Uydukent.

Satellite broadcast : Uydu yayını.

Satellite communication : Uydu üzerinden bilgi transferi. Uydu iletişimi.

 

Satellite country : Uydu ülke. Uydu devlet. Sözde bağımsız fakat gerçekte bir başka ülke tarafından kontrol edilen ülke (sovyet bloğu ülkelerinin sovyetler birliği tarafından kontrol edilmesi gibi).

Satellite communitation : Uydu ile haberleşme.

Satellite broadcasting : Uydu yayını. Uydu yayınları.

Satellite cell : Kas ve sinir dokusunda bulunan, sayıları yaşla birlikte azalan, doku hasarının onarımında rol oynayan, hareket edebilen, çevreye kolayca uyum sağlayabilen ve miyoblastlara dönüşebilen hücre grubu. gangliyonlardaki sinir hücre gövdelerini destekleyen hücre, satellit hücre. Uydu hücresi. Satellit hücre. Uydu hücre.

İngilizce Sate Türkçe anlamı, Sate eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Sate ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Crams : Çok çalışmak. İneklemek. Semirtmek. Tıkamak. İnekletmek. Sınava hazırlamak. Sıkıştırmak. Tıka basa yemek. Tıkınmak.

Assuage : Azaltmak. Kesmek. Yatıştırmak. Bastırmak. Dindirmek. Hafifletmek.

Meet : Münasip. Görüşme yapmak. Yanıtlamak. Yerine getirmek. Rast gelmek. Dokunmak. Karşılamak. Kavuşmak. Bulmak.

Clears : Ormanda alan açmak. Temize çıkarmak. Aydınlatmak. Ödemek. Elde etmek. Limana giriş veya çıkış izni almak. Boşaltmak. Aklamak. Seyretmek (gemi).

Compensates : Tazmin etmek. Eşitlemek. Ödünlemek. Yerini tutmak. Bedelini vermek. Denkleşmek. Telafi etmek. Karşılamak. Denklemek.

Counteracted : Etkisini gidermek. Karşı savaşmak. Önlemek. Mukabele etmek. Karşı koymak. Etkisizleştirmek. Karşılık vermek. Etkisiz hale getirmek. Etkisini yok etmek.

Assuages : Yatıştırmak. Bastırmak. Dindirmek. Azaltmak. Hafifletmek. Kesmek.

Appeases : Sakinleştirmek. Gidermek (açlık). Gönlünü almak. Hafifletmek. Bastırmak. Azaltmak. Bastırmak (açlığı vb).

Embrue : Batırmak. Suya sokmak. Suya daldırmak. Islatmak. Suya batırmak. Banyo etmek. Boyamak. Emdirmek. Bulaştırmak. Sırılsıklam etmek.

Fulfill : İcra etmek. Yapmak. Tamamlamak. Yerine getirmek. Gerçekleştirmek. Bkz.fulfil. Karşılamak. Bitirmek.

Sate synonyms : have, satiates, counteracts, impregnates, pall, avert, surfeited, fill, allayed, do to death, cloy, saturates, take, make a meal of, compensate, cleared, satiate, averting, fulfills, fulfils, go far, counteract, cloys, content, fulfiller, give satisfaction, satisfy, consume, surfeit, contenting, saturating, allays, surfeiting.

Sate zıt anlamlı kelimeler, Sate kelime anlamı

Abstain : Sakınmak. Çekinmek. Kaçınmak. İçki içmemek. Perhiz yapmak. Çekimser kalmak. Perhiz etmek. Oy vermemek. Geri durmak. Uzak durmak.

Sate ingilizce tanımı, definition of Sate

Sate kelimesinin İngilizce - İngilizce çevirisi (English to English) : To glut. To satisfy the desire or appetite of. To satiate. To surfeit.