Save on türkçesi Save on nedir

  • İsrafından kaçınmak.
  • Tasarruf etmek.
  • İdareli kullanmak.

Save on ile ilgili cümleler

English: Ali car-pools with friends to save on parking fees in the city.
Turkish: Ali şehirde otopark ücreti tasarrufu yapmak için arkadaşlarıyla birlikte yolculuk yapar.

English: Many farmers had to divest themselves of stock during the drought to save on feeding costs.
Turkish: Birçok çiftçi kuraklık sırasında beslenme maliyetlerinde tasarruf etmek için kendilerini stoktan mahrum bırakmak zorunda kaldılar.

English: All the workers went home save one.
Turkish: Biri hariç tüm işçiler eve gitti.

Save on ingilizcede ne demek, Save on nerede nasıl kullanılır?

Save : Engellemek. Kurtarmak. Biriktirmek. İdareli harcamak. Tutmak. Bağışlamak. Artırmak. Tasarruf etmek. Kayda geçirmek.

On : Üzerinde. Makbul. Açık. Çakırkeyif. Yanmak. De. Devrede. Yönünde. Giyilmiş.

Save oneself : Kendini kurtarmak. Başının çaresine bakmak.

Save oneself trouble : Bir sıkıntıdan beladan uzak durmak. Can sıkıcı bir durumdan kendisini kurtarmak. Kendini beladan korumak. Beladan kaçınmak.

Auto save on submit : Gönderme sırasında özdevinimli kaydetme. Gönderme sırasında otomatik kaydetme.

Power save on : Güç koruması açık.

İngilizce Save on Türkçe anlamı, Save on eş anlamlısı

 

Sözcükler, direkt olarak Save on ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Harvested : Toplamak. Biçmek. Saklamak. Hasat edilen. Hasat edilmiş. Hasat kaldırmak.

Harvest : İktisat, veterinerlik alanlarında kullanılır. Ekin biçme, ürün kaldırma işi. Biçmek. Hasat. Hasat zamanı. Ürün. Hasat etmek. Tarladan kaldırmak. Toplamak.

Eke out : Zorluklara göğüs gererek başarmak. Katmak. Artırmak. Bir şey yapmakla yetersiz bir şeyi artırmak. Eklemek. Uzatmak. Tamamlamak. İlave etmek. Kastırmak.

Save up : Biriktirmek. Para biriktirmek. Tasarruf sağlamak.

Economises : Masrafları kısmak. Kesinti yapmak. Sakınarak kullanmak. Ekonomi yapmak. Tutumlu davranmak (economize olarak da yazılır). İhtiyatlı kullanmak. (britanya ingilizcesi) tasarruf yapmak. İktisat yapmak. Kısmak. İdareli harcamak.

Harvests : Biçmek. Hasat kaldırmak. Ekin biçmek. Hasat zamanı. Saklamak. Tarladan kaldırmak. Vericiden (donörden) nakledilecek iliği veya organı toplamak veya almak. Hasat. Hasat etmek.

Husbands : İdare etmek. Kocalar. Efendi. Koca. .

Get ahead : Maddi olarak daha iyi bir duruma gelmek. Öne geçmek. Para biriktirmek. İlerleyerek diğerlerinin önüne geçmek. Gelişme göstermek. Maddi açıdan daha iyi bir duruma girmek. Başarmak. Başarılı olmak. İlerlemek.

Appropriates : Sahipsiz birşeyi almak. İç etmek. Üstüne oturmak. Uygun. Kendine maletmek. El koymak. Tensip etmek. Münasip. Ayırmak.

Cut back : Azaltmak. Kesinti yapmak. Kesmek. Hikayede geriye dönüş yapmak. Geri dönmek. Budamak. Kısmak. Geriye dönüş. Taze meyve suyu ilavesi. Bir filmin konusunun zaman içindeki düzgün ilerleyişini, zaman sırasını bozarak geçmiş zamana, geçmiş bir olaya dönme; filmin belirli bir yerine, geçmişle ilgili bir görünçlük katma. bir filmde izleyiciye geçmiş bir olayı anımsatmak ya da kişilerden birinin herhangi bir anısına yer vermek üzere daha önceki bir görünçlüğün yinelenmesi.

 

Save on synonyms : scamp, husbanding, economise, appropriate, saves, save money, appropriating, save, husbanded, economized, husband, scamped, economizes, be sparing of, economize.