Scintillated türkçesi Scintillated nedir

Scintillated ingilizcede ne demek, Scintillated nerede nasıl kullanılır?

Scintillate : Kıvılcım saçmak. Zekice konuşmak. Titreşerek parıldamak. Işıldamak. Kıvılcımlar saçmak. Parıldamak.

Scintillates : Zekice konuşmak. Parıldamak. Kıvılcımlar saçmak. Kıvılcım saçmak. Işıldamak.

Scintillating : Kıvılcımlar çıkaran. Aşırı derecede zeki. Işıldayan. Canlı. İleriye doğru parıltılar saçan veya gönderen. Parıldayan. Neşeli. Esprili. Harikulade. Nüktedan.

Scintillation : Parıldama, ışıldama. Nükteli konuşma. Çakım. Kırpışım. Fizik, uzay, nükleer enerji, veterinerlik alanlarında kullanılır. Kıvılcımlar saçma. Işiközlerinin enine dalgalar halinde titreyerek yayılması. Pırıldama. Yıldızlardan gelen ışığın, hava katmanından geçerken uğradığı küçük kırılımilar yüzünden, yeğinliğinde gözlenen titrerlik. Kıvılcım saçma.

Scintillation camera : Işıldama kamerası.

Scintillant : Parıldayan. Işıldayan. Kıvılcım saçan. Kıvılcımlı.

Scintilla of evidence : Kanıt maddesi. Kanıt zerresi. Kanıt parçası. Delil maddesi. Delil parçası. İspat maddesi. Delil zerresi.

Scintillas : Ufak veya küçük parça. Kıvılcım. Zerre. Çakım.

 

Scintillation counter : Sintilasyon sayacı. Kıvılcım veya parıldama hesaplayıcı. Işınetkinlik ölçeri. Pırıltı sayar. Kırpışım sayacı. Verilen süre içerisinde bozulan radyoaktif atomların sayısını hesaplamak için kullanılan cihaz. Pırıldama sayacı. Işıldama sayıcısı.

Scintillations : Sintilasyon. Kıvılcımlar saçma. Kıvılcım saçma. Işıldama. Nükteli konuşma. Kırpışım. Parıldama. Pırıldama. Çakım.

İngilizce Scintillated Türkçe anlamı, Scintillated eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Scintillated ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Blinked : Görmemezlikten gelmek. Kırpıştırmak. Yanıp sönmek. Göz yummak. Yanıp sönmek (ışık). Parlamak. Titreşerek parlamak. Kaçınmak. Göz ardı etmek. Kırpmak.

Sparkled : Işık saçmak. Köpürmek (şarap). Pırıldamak. Parlamak. Işımak. Köpürmek. Göz kamaştırmak.

Glanced : Göz atmak. Göz. Bakıvermek. Kısaca bakış. Bakmak. Bakış. Kısa bakış. Göz gezdirmek.

Glancing : Göz atmak. Göz gezdirmek. Bakıvermek.

Gleam : Pırıldamak. Işımak. Parlamak. Pırıltı. Işın yaymak. Yalkı. Işık. Parıltı. Parıtlı.

Coruscating : Aşırı derecede canlı ve heyecanlı. Parlak bir şekilde yansıtmak. Işıldayan. Parlamak. Çok eğlenceli.

Burn : Başını yakmak. Kavurmak. Kiremitte pişirmek. Yanık. Kimyasal, elektrik, radyasyon gibi yakıcıların etkisiyle kuru veya nemli sıcak maddelerle temas sonucu oluşan doku zedelenmesi, kombüsyon. kızarma, veziküllenme, doku zedelenmesi, kömürleşme biçiminde dört derecesi bulunur. yanık yeri. Yanıp kül olmak. Oyuna getirmek. Işık saçmak.

 

Fluoresce : Flüorışı elde etmek. Floresan ışığı yaymak.

Coruscates : Parlamak.

Sparkless : Işık saçmak. Göz kamaştırmak. Işımak. Köpürmek (şarap). Pırıldamak. Parlamak.

Scintillated synonyms : blink, glisten, effulge, glints, coruscated, sparkle, effulges, glinted, glared, glances, sparked, spark, glister, sparkles, reflect, shine, scintillate, glint, glares, coruscate, sparking, glistened, glinting, gleamed, glance, scintillates, gleams.

Scintillated zıt anlamlı kelimeler, Scintillated kelime anlamı

Absorb : Sönümlemek. Sönümlemek (sarsıntıyı veya salınımı). Karşılamak (masrafı). Almak (dikkati veya enerjiyi veya zamanı veya parayı). İşgal etmek. Absorbe. Absorbe etmek. Kendine katmak. Tüm dikkatini almak (iş veya sorun). Devralmak.