Scrupling türkçesi Scrupling nedir

  • Tereddüt etme.
  • Tereddüd etmek.
  • Vicdanı elvermemek.

Scrupling ingilizcede ne demek, Scrupling nerede nasıl kullanılır?

Scruple : Bilinç. Şüphe. Tereddüt etmek. Kaçınmak. Vicdan. Vicdanı el vermemek. Tereddüt (vicdanın elvermemesinden ileri gelen). Ahlak ilkesi. Vicdanı elvermemek. Eczacı tartı birimi.

Scrupled : Şüphe. Endişe. Vicdanı elvermemek. Vicdanı elvermeme. Tereddüd etmek. Ahlak ilkesi. Tereddüt (vicdanın elvermemesinden ileri gelen). Vicdan. Tereddüt etmek. Vicdanı el vermemek.

Scruples : Esef. Pişmanlık. Vicdan azabı.

Had scruples : Vicdanı huzursuzdu. Suçluluk hissi vardı. Endişeleri oldu.

Have scruples : Vicdanı huzursuz olmak. Vicdan azabı çekmek.

Unscrupulous : Ahlaksız. İlkesiz. Ahlaki değerleri hiçe sayan. Prensip sahibi olmayan. Ahlaka aykırı. Vicdansız.

Have scruples about : Vicdani nedenle bir şeyi yapmaktan çekinmek. Birşeyle ilgili vicdan azabı çekmek. Hakkında kuşkuları olmak. Bir şeyle ilgili vicdanı rahat olmamak.

Unscrupulousness : İlkesizlik. Ahlak dışı olma durumu. Ahlak duygusunu göz önünde bulundurmama durumu. Etik dışılık. Ahlaksızlık. Vicdansızlık.

Scrupulosity : Sıkışıklık. Sıkılık. Hatasızlık. Titizlik. Açıklık. Ahlaklılık. Ahlak. Doğruluk. Ahlaki prensiplere bağlı olma vasfı. Kesinlik.

 

Scrupulousness : Bir gözlem aracı ya da bir ölçme işlem ve koşulunun uygunluğunu, yetkinliğini sağlamak üzere gösterilen çaba. Titizlik. Vicdanlılık. Özeni.

İngilizce Scrupling Türkçe anlamı, Scrupling eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Scrupling ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Averseness : Hazzetmeme. İstemezlik. Karşı olma durumu. İstememe. İsteksizlik. Gönülsüzlük.

Dithers : Eli ayağı titremek. Kararsız olmak. Tereddüt etmek. Kıpırtılandırmak. Titremek. Duraksamak. Telaşa kapılmak. Panik yapmak. Eli ayağına dolanmak.

Halts : Sendelemek. Bocalamak. Topallamak. Duraksamak. Durmak. Durdurmak. Tökezlemek. Tereddüt etmek. Kesmek.

Scrupled : Ahlak ilkesi. Vicdanı el vermemek. Tereddüt (vicdanın elvermemesinden ileri gelen). Vicdanı elvermeme. Şüphe. Tereddüt etmek. Endişe. Vicdan.

Wabble : Titremek. Titreme. Tereddüt. Sendeleme. Sallanma. Sallamak. Sarsak. Titretmek. Sallantı.

Yoke : Boyunduruk. Bağlamak. Hizmet. Birlikte çalışmak. Hayvana boyunduruk geçirmek. Boyunduruğu altına almak. Boyunduruğa koşulmuş çift hayvan. Mengenenin üst yanındaki kemer biçimli bölüm. Bağ. Boyunduruğa koşmak.

Faltered : Sendelemek. Titremek (ses). Sarsılmak. Gücünü kaybetmek. Duraklamak. Hızını kaybetmek. Bocalamak. Sersem sersem yürümek. Yalpalamak.

Falters : Duraksamak. Sersem sersem yürümek. Sarsılmak. Gücünü kaybetmek. Duraklamak. Hızını kaybetmek. Kekelemek. Titrek bir sesle konuşmak. Azalmak.

Connective : Konnektif. Bağlaç. Bağlayıcı. Birleştirici. Birleşik. Bağlayan. Konektif.

Hesitating : Ağırdan alma. Kararsız davranma. Tereddütlü. İkircikli davranma. Duraksayan. İşkilli davranma. Tereddüt eden. Duraksama.

 

Scrupling synonyms : dither, connecter, hesitates, halted, fragment, hesitate, connector, be vague about something, wabbles, connection, halt, falter, balk at, oscillate, oscillated, connexion, indecisiveness, scruple, dithered, hesitated.

Scrupling zıt anlamlı kelimeler, Scrupling kelime anlamı

Adult : Biyoloji, eğitim, veterinerlik alanlarında kullanılır. Ergin. Yetişkin kişi. Organizmaların eşeysel olgunluğa erişmiş olması; eşey organlarında eşey hücrelerinin olgunlaşarak çalışmaya başlaması. Normal olarak seyahat hizmetlerine tam ücret ödemesi gereken kişi. Er kişi. Yetişkin. Oluşmuş, gelişimini tamamlamış. bir böceğin olgun, seksüel olarak etkin, genellikle kanatlı son gelişim evresi. Erin. Büyümüş.

Scrupling antonyms : disassortative mating, assortative mating.