Setting türkçesi Setting nedir

  • Ayar.
  • Hikayenin geçtiği yer.
  • Bir oyunun geçtiği yeri, renk, kalıp ve ışık öğeleri ile canlandıran araç.
  • Sertleşme (çimento vb.).
  • Sahne.
  • Düzenleme.
  • Set.
  • Yuva ve tırnakları (mücevher için).
  • Bir kişilik yemek takımı.
  • Çerçeve.
  • Yuva.
  • Bir gökcisminin (ay, güneş, yıldız v.b.) gözerimi altına inmesi.
  • Oyun konusunun geçtiği yeri, çevreyi ve atmosferi biçim, kalıp, renk ve ışıklama ile canlandıran tamamlanmış yapım.
  • Kurma.
  • Olay yeri.
  • Yerleştirme.
  • Uzay, tiyatro alanlarında kullanılır.
  • Dizme.
  • Batış.
  • Ortam.
  • Batma.
  • Priz (beton).
  • Koyma.
  • Beste.
  • Konunun geçtiği yer ve zaman.
  • Dekor.
  • Başlama.
  • Testere diş çaprazını ayarlama.
  • Bileme.

Setting ile ilgili cümleler

English: Adjust the setting of the alarm clock.
Turkish: Çalar saatin ayarını yap.

English: Bullying is a serious problem, but we have to understand that setting out to eliminate it entirely isn't a realistic proposition.
Turkish: Zorbalık ciddi bir problemdir fakat onu saf dışı bırakmaya çalışmanın tamamen gerçekçi bir teklif olmadığını anlamak zorundayız.

English: Bad weather prevented me from setting out.
Turkish: Kötü hava yola çıkmamı engelledi.

English: I'm not setting anything on fire.
Turkish: Bir şeyi ateşe vermiyorum.

English: He is now setting things in order in his room.
Turkish: O, şimdi odasındaki şeyleri düzenliyor.

 

Setting ingilizcede ne demek, Setting nerede nasıl kullanılır?

Setting a legal precedent : Gelecekteki kurallar veya kararlar için temel oluşturan hukuki kural veya karar. Hukuki bir içtahat yapma.

Setting a precedent : Yenilikçi mahkeme kararı. İçtahat yapma. Yeni bir yol tanımlama.

Setting aside : Kenara koyma. Çekilme. Hisselere ayırma. Vazgeçme. Bölüştürme. Ayırma. Paylaştırma. Bir kenara koyma. Sarfınazar. Tahsis etme.

Setting complex : Çeşitli altöğelerin örgütlenmesiyle oluşan işlevsel birlik. Örüntü.

Setting for puppet stage : Kukla sahnesi için yapılan dekor. Kukla dekoru.

Setting rule : Satır (daktilo terimi).

Setting on fire : Tutuşturma.

Setting free : Salıverme. Azat.

Setting priorities : Öncelikleri belirleme. Çeşitli görevlerin önem sırasını belirleme.

Setting out : Yola çıkmak. Dikmek. Koyulmak. Göstermek. Yer gösterme. Sergilemek. Yolculuğa çıkma. Başlamak. Ekmek. Girişmek.

İngilizce Setting Türkçe anlamı, Setting eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Setting ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Decadence : Yıkılış. İnkıraz. Gerileme. Çökme. Zeval. Aşırı rahatına düşkünlük. Çöküş.

Creeps : Kayma. Sızıntı. Sürünme. Yayılma. Sevilmeyen kimse. Sığınak. Ürperti. Korku. Emekleme. Yaltakçı.

Commencement : Bidayet. Diploma töreni. Başlangıç.

Coordinations : İnsicam. Eş güdüm. Tanzim. Tertip. Tutarlılık. Uyumlu çalışma. Eşgüdüm. Bağlantı. Koordinasyon.

Collocations : Birliktelik. Tanzim. Eşdizimlilik. Aynı yerde tertip. Sıralama. Yan yana olma. Birlikte kullanım. Yan yana tanzim.

 

Impositions : Vergi. Külfet. Yük. Haksız talep. Kullanma. Taciz. Ceza. Ceza (okul). İstenmeyen misafir. Yükleme.

Surround : Kaplamak. Etrafını sarmak. Sarmak. Çevirmek. Çevrelemek. Çepeçevre sarmak. Etrafını çevirmek. Etrafını kuşatmak. Kuşatmak. Kenar.

Venues : Gösteri merkezi. Alan. Mekan. Bir etkinliğin gerçekleştiği yer. İnsanların buluşmayı veya bir şey kurmayı kararlaştırdıkları herhangi bir yer. Yarış alanı. Olayın gerçekleştiği yer. Cinayet mahalli. Toplantı yeri.

Karat : Kıymetli taşların ağırlığını ölçme birimi (200 miligrama eşit olan). Altın kalitesini ölçmek için kullanılan birim (ayrıca carat). Bkz.carat. Altın ayarı.

Setting synonyms : beginng, creche, inceptive, ambients, blocking, arrayal, creep, juxtapositions, immersion, disposal, deployments, sinkages, grinding, arena, accuracies, initation, honing, framework, chassis, bankruptcy, imposition, grindings, domiciliation, placements, submerging, venue, ingoing, docs, scenery, failure, gauge, marshalling, construction.

Setting zıt anlamlı kelimeler, Setting kelime anlamı

Unfashionable : Rağbette olmayan. Demode. Moda olmayan. Modası geçmiş. Modaya uymayan. Modaya uygun olmayan.

Setting ingilizce tanımı, definition of Setting

Setting kelimesinin İngilizce - İngilizce çevirisi (English to English) : The setting of the sun. The act of one who, or that which, sets. As, the setting of type, or of gems. The setting (set) of a current. The setting (hardening) of moist plaster of Paris.