Setting out türkçesi Setting out nedir

Setting out ile ilgili cümleler

English: Bullying is a serious problem, but we have to understand that setting out to eliminate it entirely isn't a realistic proposition.
Turkish: Zorbalık ciddi bir problemdir fakat onu saf dışı bırakmaya çalışmanın tamamen gerçekçi bir teklif olmadığını anlamak zorundayız.

English: Bad weather prevented me from setting out.
Turkish: Kötü hava yola çıkmamı engelledi.

Setting out ingilizcede ne demek, Setting out nerede nasıl kullanılır?

Setting : Bir oyunun geçtiği yeri, renk, kalıp ve ışık öğeleri ile canlandıran araç. Olay yeri. Başlama. Priz (beton). Konunun geçtiği yer ve zaman. Dizme. Bileme. Sahne. Hikayenin geçtiği yer. Koyma.

Out : Dışarı atmak. Ortaya çıkmak. Dışarı. Çıkarmak. Bayılmak. Dışarıda. Kendini belli etmek. Çıkış. Dışarı çıkarmak. Nakavt etmek.

Setting a legal precedent : Gelecekteki kurallar veya kararlar için temel oluşturan hukuki kural veya karar. Hukuki bir içtahat yapma.

Setting a precedent : Yeni bir yol tanımlama. İçtahat yapma. Yenilikçi mahkeme kararı.

Setting aside : Sarfınazar. Vazgeçme. Çekilme. Hisselere ayırma. Ayırma. Bölüştürme. Paylaştırma. Kenara koyma. Tahsis etme. Bir kenara koyma.

 

Setting complex : Çeşitli altöğelerin örgütlenmesiyle oluşan işlevsel birlik. Örüntü.

İngilizce Setting out Türkçe anlamı, Setting out eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Setting out ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Get underway : Başlamak (bir yolculuğa vb.).

Commenced : Yüksek lisans almak. Dava açmak. Doktora derecesi almak. Başlatmak.

Setoffs : Denge unsuru. Süs. Mukabil. Karşılık. Vereceğini alacağına sayma. Mahsup. Kontrast. Karşılıklı dava. Tezat.

Embark on : -mak için kolları sıvamak. -a girişmek. -a başlamak. -e girişmek. Benimsemek.

Echeloning : Kanada. İngiltere. Paralel olarak dizmek. Maaş kademesi. Aşama. Avustralya ve yeni zelanda istihbarat örgütlerinin dünya üzerindeki iletişim sistemlerini denetlemek amacıyla kurdukları ortak projenin kod adı. Kademe. Nizamına göre tanzim etmek. Işığı renklere ayıran cihaz.

Drink off : İçip bitirmek. Bir dikişte içmek.

Drawing up : Yığılmak. Ayarlamak. Dik tutmak. Durdurmak (araba, at vb.). Dikleştirmek. Durmak. Yazmak. Sıvamak.

Alining : Dizilmek. Sıralanmak. Oklahoma eyaletinde yerleşim yeri. Hizalamak. Oklahoma eyaletinde şehir. Sıralamak.

Erect : Kalkmış. Dik. İkame etmek. Yapmak. Dimdik. Dikmek (heykel veya direk vb'ni). Kaldırmak. Tesis etmek. Diken diken.

Blazons : Ongun. Arma çizmek. Teşhir etmek. İlan etmek (göze çarpan bir şekilde). Arma. Uygun bir dille söylemek. Parlatmak. Gösteriş. Kaplamak (göze çarpan bir şeyle).

Setting out synonyms : array, compare to, show up, emcees, fared, alines, make tracks, attacks, setoff, demonstrating, connoting, cultivating, farm, constructing, approaches, cock, attack, arrange in a row, emceed, buckle oneself to, inseminating, take the lid off something, arrange, come into, assemble, executed, shown off, be under way, reveals, breads, approach, codify, fare forth.