Settlings türkçesi Settlings nedir

Settlings ingilizcede ne demek, Settlings nerede nasıl kullanılır?

Settling accounts : Banka ile yapılan düzenlemeleri sonlandırma. Hesapları kapatma.

Settling accounts with : Hesaplaşma.

Settling basin : Çökeltme havuzu. Çökeltim havuzu. Çöktürme havuzu. Durultma. Durulama havuzu.

Settling day : Tediye günü. Hesaplaşma günü. Tasfiye ödeme günü. Hesap günü. Ödeme günü.

Settling down : Sakinleşme. Yerleştirmek. Sakin olmak. Kurma. Yola gelmek. Yerleşme. Çöreklenmek. Uslanmak. Yerleşmek. Durulmak.

Settling the dispute : İhtilafı çözme. Tartışmayı sonlandırma.

Resettling : Tekrar yerleşmek. Yeni düzenlemeler yapmak. Sakinleşmek. Yeniden yerleştirmek. Yerleştirmek. Yatışmak. Dinlendirmek (şarap).

Settling the difficulties : Problemleri çözme. Zorkulları aşma.

Settling : Halletme. Durultma. Çöktürme. Oturma. İskan. Yerleşim. Dinlendirme (sıvı). Posa. Ödeşme.

Dust settling : Toz çökertme.

İngilizce Settlings Türkçe anlamı, Settlings eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Settlings ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Precipitate : Sürat vermek. Yüksekten atmak. Zemin hazırlamak. Acele. Presipitat. Atmak. Aceleci. Kimyasal bir tepkime sonucunda, çözeltide çözünmediği için katı olarak ayrılan ve tanecik büyüklüğü nedeniyle dipte toplanan özdek. Çökelmek. Yoğunlaşıp yağmak.

 

Residua : Bakiye. Döküntü. Kalan.

Deposition : Yeminli ifade verme. Çökerti. Yazılı ifade. Yargı yerinde dava konusu üzerinde sorulanları cevaplama, bildiklerini söyleme. Tanıklık etme. Tortulaşma. Lığlaşma. Tahttan indirmek. Coğrafya, tarih, ekonomi alanlarında kullanılır. Depozito verme.

Draff : Mutfak artığı.

Feculence : Pislik. Bulanıklık. Çamur.

Crust : Bir sıvı ya da gaz yuvarlağını dıştan saran sert katman; yer'in kabuğu gibi. Kabuk. Dış tabaka. Arsızlık. Kabuklanmak. Kabukla kaplamak. Tabaka. Buz tutmak. Yüzsüzlük. Ekmek kabuğu.

Grounds : Temel. Stadyum. Mesnet. Sebep. Saha. Neden. Dayanak. Telve.

Depositum : Birikim. Depozit. Emanet. Saklama. Vedia. Pey. Mevduat. Rehin. İvazsız vedia.

Crusts : Yüzsüzlük. Arsızlık. Kabuk. Kuru ekmek.

Sediment : Dip tortusu. Çöküntü. Tortul tabaka. Sediment. Bir sıvının bekletilmesi veya santrüfüj edilmesi sonucu dibe çöken madde. İriölçekteki ortamlarda çözünmeyip, sıvının dibine çöken katı tanelerin oluşturduğu katman. Çökelek. Suda çözünmeyen, asılı halde duran taş, toprak parçacıkları ve organik maddelerin su zemininde oluşturduğu yığın. Deniz sularının ve içsuların diplerinde, kapalı çukurlarda ya da çatalağız ve koyak tabanlarında dışgüçlerin etkisiyle aşınıp taşınan her tür kırıntılardan oluşma yığıntı, bk. tortulaşma. Rüsup.

Settlings synonyms : sediments, deposit, precipitin, bagasse, residual, depositions, marcs, dreg, pomace, residuums, residuum, dregs, marc, foots, pulp, dross, pulped, bottoms, lees, feces, faeces, fecula, deposits, residue.