Sfingozin nedir, Sfingozin ne demek
Sfingozin; Biyoloji alanında kullanılan bir sözcüktür.
Biyoloji'deki anlamı:
Sfingolipitlerin yapısında bulunan doymamış bir aminoalkol.
Sfingozin hakkında bilgiler
Sfingozin (2-amino-4-octadecene-1,3-diol) 18 karbonlu ve doymamış bir hidrokarbon zincirine sahip bir alkanolamindir. Önemli bir fosfolipid olan sfingomyelini de içeren hücre zarı lipidleri sınıfından sfingolipidlerin başlıca bölümünü oluşturur. Sfingozin, yoğunlaşma yoluyla dehidrosfingozin elde edilen palmitoyl CoA ve serinden sentezlenir. Dehidrosfingozin daha sonra NADPH ile dihidrosfingozine (sfinganin) indirgenir ve sonuçta flavin adenin dinükleotid ile oksitlenerek sfingozin elde edilir.
Sfingozin anlamı, tanımı
Sfingozin alkol : Sfingolipitlerde bulunan 18 karbonlu bir çift bağ ve bir amino grubu içeren alkol
Sfingolipit : Özellikle beyin ve sinir dokusunda bol bulunan, alkolü sfingozin olan bir fosfolipit. Seramide bağlı bir fosfokolin, fosfoetanolamin veya mono/oligosakkarit ünitesi içeren lipit sınıfı. Sfingomiyelin, serebrozit, gangliyositleri içerir ve hücre zarlarının ana yapısal elamanıdır.
Hidrokarbon : Karbon ve hidrojen birleşiği, hidrokarbür.
Hücre zarı : Sitoplazmayı çevreleyen, 75-80 A° kadar kalınlıkta, protein, lipit ve karbohidratlardan oluşan, lipitlerin genellikle fosfolipitler hâlinde çift tabaka oluşturdukları, sıvı mozaik zar modeline göre proteinlerin lipitlere birleşik ya da az veya çok gömülü oldukları, karbohidratların oligosakkarit zincirleri hâlinde bazı lipit ve bazı proteinlere bağlı bulundukları, hücrenin alt, üst ya da yan kısımlarında çeşitli özelleşmeler gösteren, hücreyi koruyan, pek çok hücre faaliyetine katılan yarı geçirgen yapı. Organellerin etrafını çevreleyen zar ise mitokondri zarı, Golgi zarı gibi organellerin adıyla anılır. Plâzma zarı, sitoplâzmik zar, membran, biyomembran, biyolojik zar, plazmalemma. Sitoplazmayı çevreleyen, 75-80 ºA kadar kalınlıkta, protein, lipit ve karbonhidratlardan oluşan, hücreyi koruyan, pek çok hücre faaliyetine katılan yarı geçirgen yapı, plazma zarı, plazmalemma. Hücreleri dıştan kesintisiz çevreleyen, metabolik olaylarda görev alan ve elektron mikroskobunda üç katman hâlinde gözlenen birim zar yapısında organellerden biri, plazma zarı, sitoplazmik zar, plazmalemma, birim zar.
Yoğunlaşma : Yoğunlaşmak işi, konsantrasyon. Havanın nem bakımından doyma noktasını aşmasına bağlı olarak havadaki su buharının sıvı veya katı duruma geçmesi. Bir karışımın bileşimindeki sıvıyı yitirerek daha koyu kıvama gelmesi.
İndirgenir : Bütünlüğü içinde incelenen bir küme, her kesiminin taşıdığı bir p özelliği taşırsa bu kümenin p'ye göre indirgenime özelliği.
Doymamış : Bir çözeltideki bileşen derişimlerinin, çözeltinin tektürelliğini değiştirecek sınırın altında kaldığı durum. Karbon atomları arasında çift ya da üçlü bağları olan (bileşikler). Doyma noktasına ulaşmamış olan.
Lipidler : Yağ ve yağ eriticilerde eriyen yağ, vaks, sterol gibi maddeler.
Karbonlu : Birleşiminde karbon bulunan.
İndirgen : Oksit durumundaki cisimlerin oksijenini alma veya daha düşük bir oksitleme derecesine indirme özelliği olan (madde).
Sonuçta : Sonuç olarak.
Başlıca : En önemli, başta gelen.
Yoluyla : Aracılığıyla. Yöntemiyle, usulüne uygun olarak. bir şeye göre, bir şeye uygun olarak.
Önemli : Önemi olan, mühim, ehemmiyetli. Politik, ekonomik, psikolojik ve askerî açıdan önemi olan, stratejik.
Karbon : Atom numarası 6, atom ağırlığı 12 olan, doğada elmas, grafit gibi billurlaşmış veya maden kömürü, linyit, antrasit gibi şekilsiz olarak bulunan, canlı varlıkların aslını oluşturan ve yandıktan sonra kömür durumuna geçen element (simgesi C).
Adenin : Nükleik asitlerin yapısında bulunan azotlu bir pürin. Adenozin nükleositin, adenozin trifosfatın (ATP), nikotinamit adenin dinükleotidin (NAD), nikotinamit adenin dinükleotit fosfatın (NADP), flavin nükleotit, flavin adenin dinükleotit (FAD) ve flavin mononükleotidin (FMN) yapısında bulunan azotlu bir baz. Adenozin nükleositin, adenozin trifosfatın (ATP), adenozin difosfatın (ADP), (AMP), nikotinamit adenin dinükleotitin (NAD), nikotinamit adenin dinükleotit fosfatın (NADP), flavin nükleotitin, flavin adenin dinükleotitin (FAD), flavin mononükleotitin (FMN) ve nükleik asitlerin yapılarında bulunan azotlu bir pürin bazı. Nükleik asitlerin, adenozin trifosfat, nikotinamit adenin dinükleotit, nikotinamit adenin dinükleotit fosfat ve flavin adenin dinükleotidin yapısına giren bir pürin bazı.
Zincir : Birbirine geçmiş bir sıra metal halkadan oluşan bağ. Altın ya da gümüşten yapılmış takı. Taşıtların kar veya buzda kaymaması için tekerleklerine takılan alet. Hükümlülerin eline, ayağına vurulan demir bağ. Art arda gelen şeylerin oluşturduğu dizi.
Flavin : Yüksek hayvan ve bitkilerde genellikle riboflavin olarak bulunan, FAD ve FMN'de olduğu gibi bir enzime bağlı olan, yeşilimsi sarı flüoresans gösteren san pigment grubundan herhangi biri. İzoalloksazin çekirdek ve özellikle riboflavin içeren bileşiklerin bir grubu. Yüksek hayvan ve bitkilerde genellikle riboflavin içeren FAD ve FMN yapısında bir enzime bağlı olarak bulunmaktadır.
Sentez : Element veya başka maddeleri bir araya getirerek yapay olarak bileşik cisimler oluşturma, bireşim. Yalından karmaşık olana, külliden cüziye, zorunludan olasıya, ilkeden onun uygulanmasına, genel yasadan bireysel duruma, nedenden etkiye, öncülden varılan sonuca giden düşünme biçimi, bireşim.
Karbo : Odun kömürü, bitkisel ya da hayvansal kömür.
Diğer dillerde Sfingozin anlamı nedir?
İngilizce'de Sfingozin ne demek ? : sphingosine

Bu kısımda Sfingozin nedir? Sfingozin ne demek? gibi ya da benzeri soruları üye olmadan pratik bir biçimde hemen sorabilir, daha sonra kısaca Sfingozin tanımı, açılımı, kelime anlamı hakkında ansiklopedik bilgi verebilir veya dilerseniz Sfingozin hakkında sözler yazılar ile ingilizce veya almanca sözlük anlamı paylaşabilir, diğer web sitelerinden de birçok kaynaklar sunabilirsiniz. Spam veya çok kısa yazılan mesajlar yayınlanmayacaktır.