Shortages türkçesi Shortages nedir

Shortages ile ilgili cümleler

English: There were severe shortages of food and fuel.
Turkish: Ciddi gıda ve yakıt sıkıntısı vardı.

English: The bad harvest caused massive food shortages.
Turkish: Kötü hasat büyük gıda sıkıntısına neden oldu.

English: There is no need to worry about shortages for the moment.
Turkish: Sıkıntılar hakkında şu an endişelenmenize gerek yoktur.

English: Violence erupted all over the city because of the food shortages.
Turkish: Yiyecek yokluğundan dolayı şehrin her yerinde şiddet patlak verdi.

Shortages ingilizcede ne demek, Shortages nerede nasıl kullanılır?

Shortage in cash : Kasa açığı. Kasa sayışımına göre kasada bulunması gereken para ile bulunan para arasındaki eksiklik.

Shortage of labor : İşgücü açığı.

Acute shortage : Şiddetli eksiklik. Büyük noksanlık. Ciddi sıkıntı.

Cash shortage : Kasa açığı. Nakit darlığı. Kasa noksanlığı. Nakit sıkıntısı. Nakit kıtlığı. Kasa sayım noksanı.

Dollar shortage : Dolar kıtlığı. İkinci dünya savaşı'ndan 1950’li yılların ortalarına kadar olan dönemde batı avrupa ülkelerinde görülen dolar yetersizliği.

Food shortage : Gıda sıkıntısı. Yiyecek kıtlığı. Gıda kıtlığı. Açlık. Gıda azlığı. Besinsizlik.

 

Housing shortage : Konut açığı. Konut bunalımı. Konut noksanlığı. Konut yetersizliği. Ev eksikliği. Yaşam yeri açığı. Yeter sayıda ve nitelikte konut birimi üretilemediğinden kimilerinin barınma gereksinmelerini karşılamada büyük güçlükle karşılaşmalarının yaygınlaşarak bir toplumsal sorun oluşturması.

Labor shortage : İşgücü kıtlığı.

Short bill : Çok kısa vadeli poliçe. Kısa geçerlilik süresi olan fatura. Kısa vadeli poliçe. Kısa vadeli kambiyo senedi. Kısa vadeli senet. Kısa fatura.

Water shortage : Su sıkıntısı. Susuzluk. Su kıtlığı. Su azlığı.

İngilizce Shortages Türkçe anlamı, Shortages eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Shortages ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Decrementing : Azaltma. Azalım. Azalma. Azaltım. Azaltma miktarı. Bir tarihten diğerine geçen sürede değerdeki azalma. Zayiat. Eksilme.

Failures : Tükenme. Bozukluk. Başarısızlık. İflas. Yapmama. Fiyasko. Aksatma.

Deficiency : Kusur. Hesap açığı. Gereksinim. Sakatlık. Biyoloji, hukuk, ekonomi, veterinerlik alanlarında kullanılır. Noksanlık. Yetmezlik. Eksiklik, noksanlık. Eksik.

Paucities : Azlık. Yetersizlik.

Bawdy : Açık saçık. Terbiyesiz. Seksle ilgili. Fuhşiyata dair. Sekse ilgi. Seksle ilgi. Müstehcen.

Drought : Kurak. Su kıtlığı. Kuruluk. Kuraklık. Nemsiz. Susuzluk. Darlık.

Want : Muhtaç olmak. Eksikler. İstekler. İsteklenmek. Yoksun olmak. İstemek. İstek. İçinden gelmek. Arzu.

Hardships : Cefa. Güçlük. Yoksulluk. Zorluk. Sıkıntı.

Deficiencies : Hesap açığı. Yetersizlik. Eksiklikler. Kusur. Gerilik. Noksan. Yoksunluk. Gereksinim.

 

Shortfall : Eksik. Bakiye.

Shortages synonyms : oxygen deficit, meagerness, blankest, destituteness, bares, avowed, inadequacy, apparentness, exiguities, destitution, apparent, bare, hardship, droughts, hungering, absence, famines, insufficiency, inexistence, defects, deficit, decremented, failure, famine, hunger, aboveboard, beggarliness, defalcations, absences, defalcation, dearth, above board, barer.

Shortages zıt anlamlı kelimeler, Shortages kelime anlamı

Sufficiency : Yeterli şey. Yeterli olma. Elverişlilik. Yeterlik. Kifayet. Yeterli bir miktar. Uygunluk. Yeterlilik. Yeterli miktar.

Adequacy : Bir örneğin, yansıttığı ayrıtların süreğen olduğu yolunda güven verecek sayısal büyüklükte olması. Ehliyet. Yeterlilik. Yeterlik. Uygunluk. Kifayet. Yetenek. İstihkak.